Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bize yok mu?

A+A-

Çoktandır Cem Karaca’yı dinlememiştim.

Hiç ilgisi olmayan bir radyo açtım.

Karşıma çıktı, “Bu Son Olsun Bu Son”…

“Ne yalnızlık, ne yalan, üzmesin seni…

Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son…”

Elimde ne varsa bıraktım.

Kalemi…

Kâğıdı…

Telefonu…

Ve hatta yudumlarken kahvemi...

Yanımdaki arkadaşa, “biraz müsaade” dedim.

Sustu.

Ben de sustum.

Oda önce loş, sonra simsiyah oldu.

Ve ufak ufak ışık dolmaya başladı…

İstanbul şehri gitti…

Koskoca Boğaz durdu.

Haliç kıyıları, Galata Kulesi, yedi tepesinden biri Sultanahmet Meydanı…

Tek tek kaybolup gittiler karanlıkla beraber.

Ve ışık saçtı Baf Kalesi…

Limanı…

Mutallo, güneşin en güzel battığı manzaralı Vikla…

Bandabuliya, İnönü Meydanı, Atatürk Caddesi…

Okul.

Okulun kantini.

Voleybol sahası…

Ve Ülkü Yurdu...

Arkadaşlarımız, aşklarımız.

Hocalar…

Ali Atakan, resim öğrendiğimiz barakadan yapılma atölye.

Kemal Ahmet Akay, dershanelerimiz ve tahta masalar.

Çıkıp geldiler kısacık şarkının devamında…

O günleri yeniden yaşamaya başladım.

Ki o anda Baf’tan arkadaşım aradı…

-Napan?

-Seni dinlerim, dedim.

Şaşırdı.

Anlattım.

Anlattı.

En büyük caddemizde ki son gidişimizde iki araba zor sığardı…

Yürüdüğümüz günleri andık.

Mücadelelerimizden bahsettik.

Korkularımızda.

Gelecek kaygımızdan.

Daha sonra tekrar dönüp Baf’ta yapacaklarımızdan.

Cem Karaca içimize dolduruyordu.

“Rintler” onun şarkıları ile coşturuyordu.

Derken şarkı bitti.

Toparladım.

Baf gitti, İstanbul geldi.

Hayal bitmişti.

Kahvemi içerken arkadaştan özür diledim.

O gidince gazeteyi açtım.

Geçmiş nasılsa geçmişte kalarak bugünlere bir daha daldım.

Ki ilk haber…

AİHM Türkiye’ye ceza yazdı.

Türkiye “bana ne” dedi…

Kuzeyden güneye kaçan Kıbrıslrumlara verilecek tazminatların miktarı yazıyordu, 90 milyon Euro.

Bir sandalye, bir masa, bir de ev…

Bir televizyon, bir radyo, bir de el feneri…

Bir gömlek, bir kravat, bir de pantolon…

Ve birkaç dönüm arazi…

Hepsi buydu bırakılanlar…

Değeri ölçülemeyenlerin yanında bunların değeri ne olabilir?

Gelebilir mi geriye 40 yıldır belleğimizden gitmeyenler?

Türkiye işgalin bedelini ödemeye başladıysa, bedel bekleyenler sadece kuzeyden güneye gidenler olmamalı.

Unutulmamalı ki kuzeyden gidenler varsa güneyden de kuzeye anılarıyla beraber gelenler var.

Önü kesilmiş anıların karşılığını hangi para birimi karşılayabilir?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.