1. YAZARLAR

  2. Yurdagül Beyoğlu Atun

  3. Bizi sadece biz eleştirebiliriz
Yurdagül Beyoğlu Atun

Yurdagül Beyoğlu Atun

Haberal Kıbrıslı Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bizi sadece biz eleştirebiliriz

A+A-

Beşparmak Grubu, Özker Özgür Barış ve Demokrasi Vakfı Kıbrıs Türk Yöneticiler Derneği ile Demokrasi ve Kalkınma Platformu Derneği’nin oluşturduğu Toplumsal Diyalog ve Değişim İnisiyatifi tarafından “Toplumsal Diyalog ve Değişim Forumu” adı altında bir çalışma hazırlandı.

Çalışmada, işadamlarından ekonomistlere, siyasilerden siviltoplum örgütlerine kadar her kesimden 66 kişinin emeği var.

“Bu yapı sürdürülemez” diyor 66 kişi.

Fedakarlığın şart olduğu noktasında birleşiyorlar…

Tam da Büyükelçi Halil İbrahim Akça’nın söyledikleri…

Akça’nın söylediklerini anımsayalım; Hantal devlet yapısıyla KKTC ekonomisinin yürümesinin mümkün olmadığını, mevcut yapının sürdürülemez olduğunu ifade etmişti Akça…

Protokolün uygulanması ve yapılması gerekenler konusunda görüş ayrılığı bulunmadığını, uygulamadaki sorunun programın KKTC'de sahiplenilmesi ve bedelinin ödenmesi konusunda olduğunu vurgulamıştı.


Ekonomik paketin uygulanmasının bedeli ve mükafatları bulunduğunu kaydeden Akça, bedeli kısa vadede siyasilerin ödeyeceğini ancak uzun vadede mükafatını ülkenin çocukları ve gençlerinin elde edeceğini söylemişti.

İlginçtir, Halil İbrahim Akça’nın söylediklerine kazan kaldıran zihniyet, özünde aynı konuları barındıran bu çalışmayı bağrına bastı.

Bu örnek bize alıngan bir toplum olduğumuzu gösteriyor.

Zaten CTP Başkanı Ferdi Sabit Soyer’in meclis kürsüsünden söylediği bir söz bunun sağlaması. “Ben hükümeti eleştiririm ama başkası eleştirince içime dokunuyor” diyor Soyer.

Her ağzını açtıklarında mevcut sistemi kıyasıya eleştiren sendikaların, kendilerinden olmayan birisi sisteme dair laf ettiğinde tavana fırlaması o yüzden.

Onun yanında dil konusunda da alınganlığımız var. Korumak için çaba sarf ettiğimiz ve hiçbir zaman başka diyalektiklere öykünmediğimiz bir dile sahibiz.

Titiz, hassas olduğumuz bir konu ki, Meclise bile taşınmıştı dil konusu.

Ne var ki bu kadar savunduğumuz dilimizi bir başkası taklit etse ortalık ayağa kalkıyor.

Dilimizle alay edildiğini düşünüp tepki gösteriyoruz.

Değişik yörelerin değişik ağızlarını hoşumuza giderek izlerken dilimizi bir başkasının kullanmasını istemiyoruz.

Kıbrıslı olmayan bir kişinin vurgularını beğenmeyip tepki göstermemizin yanında Kıbrıslı sanatçılarımızın dizi ya da filmlerdeki yerel konuşmalarına da aynı tepkiyi veriyoruz.

Örnek Hayat Bilgisi dizisi. Kıbrıslı başarılı oyuncu İnci Pars’ı yerden yere vurmuştuk hepimiz.

***

“Alınganlığın dozajı fazlalaşmış ise, sosyal bir fobi olarak değerlendirilir ve içerdiği anlamlar bakımından yön değişikliği gösterir” diyor uzmanlar. Alınganlık düzeyinide yaşadığımız kültür ve toplumun yapısı belirlermiş.

Alıngan kişiler, ortada hiçbir sebep olmamasına rağmen, kapıldıkları duygusal ruh halinin etkisiyle, şahit oldukları her olaydan, duydukları her sözden alınıp küsebilirmiş, uzmanların deyişi…

Alınganlık kötüyse de, kabahat Kıbrıslıda da değil. Bütün bir kuşağın insanları iki çağ, iki ayrı yaşam üslubu arasında sıkışıp kaldı. Her türlü korunmuşluğa alışan bu millet kabuklarının kırılacağı korkusuyla sarılıyor yalnızlığına…

Biliyor ki yalnızlık bağımsızlıktır…

O yüzden tüm söyleneni reddediyor, iyi veya kötü…

Doğru veya yanlış…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.