1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Borca dayalı para sistemi
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Borca dayalı para sistemi

A+A-

Cuma günü yayınladığım yazıyı gönderirken, çok düşündüm…  Bir ülkede 8 milyar param var deyip, aslında nakit olarak elinde 2 milyar bile tutmayan bir sistemi anlatmanın başka çaresi yoktu ama!  Nitekim, yalnız bizim değil, Türkiye’nin de aynı durumda olduğuna dair birkaç rakam da verdim Cuma günü…

2.Dünya Savaşı öncesinde, banknot para, altını temsil ederdi. Yani paranın karşılığı, maldı… Kaldı ki banknot ilk defa devletler tarafından değil, bankalar tarafından basılmıştır. Bu konuya da ayrıca gireceğim, çünkü aslında halâ bankalar tarafından basılıyor.  Anlamı: “Bu kâğıdı bankamıza getirene, şu kadar altın ödemeyi, taahhüt ediyoruz” demekti. Para’nın Krezus’tan beri süren macerasının tarihine kıyasla banknot, çok yenidir; 18.yy’da ortaya çıkmıştır.

2. Dünya Savaşı’nda ABD hariç, bütün dünya yakılıp yıkıldığı için, kimsenin elinde, ihtiyacını karşılayacak altın kalmadı. ABD ortaya çıktı ve dedi ki: “Siz altın peşinde koşmayın. Bende yeterinden fazla var. Gelin, uluslar arası para birimini, altından dolar’a çevirelim. Ben, bana dolar getirene, dolar karşılığı altın verebilecek güce sahibim. Bunu taahhüt ediyorum!”

Öneri, kabul edildi! Sistem mantıklı görünüyordu ama değildi! Çünkü ABD Merkez Bankası, istediği kadar dolar basma yetkisini elinde bulundurduğu gibi bütün dünyada dış ticaretin kendi parası ile yapılıyor olmasından, çok büyük kazançlar elde edebiliyordu.  Bir Kanadalı başbakan,” Bir ülke kendi parası üzerindeki kontrolü kaybederse, artık o ülkede kanunları kimin yaptığı önemli değildir” der.

1971 yılına gelindiğinde, ABD’nin elinde, bütün dünyada dolaşımda bulunan, yâni kendi bastığı dolar miktarını karşılayacak altın, artık yoktu! Siz karşılıksız çek keserseniz, hapis yatarsınız değil mi? ABD Merkez Bankası’nı kim hapsedecek? Zamanın ABD Başkanı Nixon, “altın penceresi”ni kapattı ve dün anlattığım, “borca bağlı, faize dayalı” yeni bir sistem, yürürlüğe girdi. “Liberal dünya”nın, 1971’de kendi altın darlığına veya çok artan dış borçlarına veya parasının değerinin altın karşısında düşmesine karşı bulduğu önlem, bu oldu… Faizle borç vereceksin, o para da sistem içinde kaldığından, kâğıt üzerinde mevduat katlanacak… Borç geri ödendiğinde, sen onu silersin ama faizden aldığın sende kalır… Sonra gene borç verirsin, gene mevduat artmış görünür kâğıt üzerinde… Gene faizi alırsın… Böyle döner… Böylece, mevduatın artmış görünür ama gerçekte elindeki nakit, nerdeyse “var” dediğini, %10’una düşer… Böylece tarihi boyunca, altını temsil eden para; artık, borcu temsil eder oldu… Kimin en çok alacağı varsa, en zengin o! Çünkü en çok faizi o toplayacak! Piyasadaki nakit de ha bire bankaların elinde toplanıp, devamlı azalacak… Sonra olanın 10 misli kredi verilecek ve tekerlek böylece dönmeye devam edecek… Bu, 1971’de ABD bankacılığının Liberal Dünya’ya bir armağanıdır. Uzak Doğu ekonomilerini batırdı… Kendinde de ikide birde kriz yaratıyor… Çünkü, sürekli piyasada azalan nakit, ödeme darlığına düşünce, banka batacak! Tekerlek dönmeyecek…

Biz bu sistemi, bankacılığın amentüsü sanmaya devam ediyoruz… 2002’de neden battığımızı bile sorgulamadan…

Nakit darlığı, yapısal bir sıkıntıdır. Bizim açığımızı Türkiye örneğin karşılasa, bir süre sonra aynı sıkıntı gene ortaya çıkacaktır. Çünkü o nakit, piyasaya değil, sadece borç veren kurumların eline geçecek ve onun on misli daha “para yaratılması”na neden olup, genel toplam içinde, piyasada dolanan, gene var olduğu iddia edilenin, %10’u düzeyine düşecektir. Gerisi, bilgisayar hard diskindeki rakamlardır…  Aslında yok!

Devam edeceğim…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.