1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Boşanma sayısı her geçen yıl artıyor
Boşanma sayısı her geçen yıl artıyor

Boşanma sayısı her geçen yıl artıyor

Bir yıl içinde boşananların sayısı evlenenleri yakalamak üzere.

A+A-

Çiğdem AYDIN 

Kuzey Kıbrıs’ta evliliklerin sayısı ile boşanmaların sayısı neredeyse eşitleniyor. Diyalog muhabirinin elde ettiği istatistik bilgilere göre; 2013 yılında bin 175 evlilik gerçekleşti. Buna karşın bin 40 aile davası açıldı ve bunların 818 tanesi boşanma ile sonuçlandı.

Diyalog’a konuşan deneyimli avukatlar; boşanmaların büyük bir çoğunluğunun ekonomik nedenler, kültür farklılıkları ve psikolojik sorunlardan kaynaklandığını belirtiyor.

Uzmanlar, boşanmaların artmasıyla birlikte, gelecek kaygısına düşen çocuklarda psikolojik sorunların da arttığına dikkat çekerek “herkes evlenmezden önce, özellikle de çocuk yapmazdan önce iki kez düşünmeli”diyor. 

Yıllara göre veriler   

Diyalog muhabirinin elde ettiği istatistiklere göre, 2012 yılında bin 238 evlilik gerçekleşirken, 803 de boşanma meydana geldi. Halbuki; 2010’da bin 312 evlilik, 706 da boşanma gerçekleşmişti. 2011’de ise bin 344 evlilik, 739 da boşanma oldu. 2013 yılında ise 1040 aile davasından 818 tanesi boşanma ile gerçekleşti. Aynı yıl içerisinde 1175 evlilik akdi gerçekleşti. 

“Yürümeyen ilişki sürdürülmemeli”

Diyalog’a, konuyla ilgili görüşlerine aktaran Avukat Kıymet Deva Rahvancıoğlu, ekonomik sorunların evlilikleri sarsan en önemli neden olduğunu ifade ederken, Avukat Muabbet Mevsimler, yürümeyen bir ilişkinin asla sürdürülmemesi gerektiğini savunarak, “ boşanmalardaki artış daha sağlıklı bir toplum yetiştiğini gösteriyor” dedi.  

“Toplum yapısı bozuldukça boşanma artıyor”

Avukat Boysan Boyra ise “Toplum yapısı bozuldukça boşanma sayısı da artıyor. Sanki ikisi arasında orantısal bir uyum varmış gibi. Boşanan çiftlerin rakamsallığına da bakılınca çiftler en çok evliliklerinin  6. ve 10. yıları arasında boşanmaya karar veriyor, ama en çok boşanma 16 yılın üzerinde evli kalan çiftlerde görünüyor” şeklinde görüş belirtti. Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Erdem Beyoğlu, boşanmaların ebeveynler ve çocuklar üzerinde yarattığı etkiler ve sonuçlarına dikkat çekti.

Rahvancıoğlu: Ekonomik sorunlar evlilikleri sarsıyor

Avukat Kıymet Deva Rahvancıoğlu konu hakkında şunları söyledi: “Evliliklerin bitmesinde temel neden KKTC’deki bozuk ekonomik yapıdır. Ülkedeki ekonomi o kadar kötü ki 50 bin borçlu insan var bugün ve ekonomik sorunlar insanların evliliklerinin temellerini sarsan en büyük neden.

Çiftlerden herhangi birinde ağır borç yükü olması, özellikle erkeğin eve katkısı olmaması ve bilinçli olmaması evlilik birlikteğini sona erdirmek için en önemli neden olarak görülüyor. 

“Şiddetli Geçimsizlik” olarak adlandırdığımız durum özellikle eşlerin kendi içinde evlendikten sonra sosyal çevre farklılıkları ve anlaşmazlıkları birlikteliği devam ettiremeyecek noktaya getirmiş olması da boşanmak için bir nedendir. Evlendikten sonra taraflardan birinin alkol ve diğer kötü alışkanlıkları edinmesi de evlilik birliğindeki davranışların değişmesinde önemli bir faktör oluyor. Kötü ekonominin yanısıra evlendikten sonra tam aksi ekonomileri düzelmiş bir birliktelikte de sorunlar çıkabiliryor.

Günümüzde kadın hem evini geçindirecek ekonomik yapıya kavuştu hem de çocuklarına vakit ayıracak konuma gelmesi, sürdürülemeyecek bir evliliği, ilgisiziliği, dayak, alkol ve ihanete tahmül ettirmiyor.

Ve kadın bu kararı almaktan zorlanmıyor. Çiftler birbirlerini tanımadan evlenmemeleri, erkeğin ekonomik yönde güçlü olması kadınları cezbetse de belli bir zaman sonra bu lüks cazibesini kaybediyor ve hayat uyuşmazlıkları başladığında çiftler bu birlikteliği sonlandırıyor. Çiftler birbirlerin değiştirmeye çalışmamalı ve birbirlerini oldukları gibi kabul etmelidirler.” 

Mevsimler: Boşanmalardaki artış üzücü değil

“Yürümeyen ilişki sürdürülmemeli” diyen Avukat Muabbet Mevsimler şu açıklamalarda bulundu, “Tüm dünyada boşanma oranları artış göstermiştir. Bazı ülkeler boşanma oranlarını düşürmek için ailelere psikolojik destek birimleri oluşturdu. Örneğin Türkiye’de aile destek birimleri sayesinde bugün boşanma sayısında ciddi düşüş olduğunu gözlemliyoruz.

 Boşanmaların temelinde kültürel yapının, ekonomik özgürlüğün ve eğitimin büyük payı olduğunu görüyoruz. Bunlar üst başlıklar olarak ele alınabilir. 

KKTC mahkemelerinde boşanma sebebi olarak genelde “şiddetli geçimsizlik” öne sürülerek yapılmaktadır. Bu üst başlık olarak doğru bir sebep olabilir, ancak mahkemelerde esas sebeplerin yani ailenin mahrumiyetinin ortaya dökülmemesi için davanın esası şiddetli geçimsizlik olarak yürütülüyor. Olaya daha somut bakacak olursak, benim gözlemlerimde aldatma, cinsel ilişkiden kaçınma, dayak, ağır hakaret, eşini ailesi ile görüştürmemek, anne veya babanın ailedeki asli görevlerinin ihmali, aşırı kıskançlık ve ekonomik bazı nedenler boşanmaların esasını oluşturuyor. Evlilik yorgunluğu, aldatma, maddeye düşkünlük, taklit ve psikolojik nedenler de yine son yılların en çok boşanma nedenleri arasında yerini aldı diyebilirim. Evlilik hak ise boşanmak da haktır elbette. Hele ki aile içinde şiddetli geçimsizlik duygusal, fiziksel ve bir de ihanet varsa o yaşamı sürdürmenin anlamı yoktur.Kişilerin kendilerine veya çocuklarına daha fazla zarar vermemeleri esastır. Kültürel açıdan boşanmalar KKTC’de eskisi gibi artık hor görülmüyor. Bana göre boşanmaların artmış olması üzülünecek bir durum değildir. Bilakis kadınların kendilerine olan güveninin ortaya zaman içerisinde çıkmış olmasıdır. Yürümeyen bir ilişki asla sürdürülmemeli her birey kendi yaşam deneyimlerini istediği gibi yaşaması taraftarıyım.”

Boyra: 16 yıldan sonra boşanma artıyor 

Deneyimli avukatlardan Boysan Boyra, boşanmalardaki artışı bozulan toplum yapısına bağlıyor. Boyra konu hakkındaki düşüncelerini ise şu şekilde anlattı, “Boşanmalar gittikçe artış gösteriyor. Toplum yapısı bozuldukça boşanma sayısı da artıyor. Sanki ikisi arasında orantısal bir uyum varmış gibi. Boşanan çiftlerin rakamsallığına da bakılınca çiftler en çok evliliklerinin  6. ve 10. yıları arasında boşanmaya karar veriyor, ama en çok boşanma 16 yılın üzerinde evli kalan çiftlerde görünüyor.

Boşanmaların ortak bir nedeni vardır, fakat bunu mahkemelerde görmeyiz ve duymayız, taraflar birbirlerini suçluyor ve adına da  “şiddetli geçimsizlik” deniliyor. Halbuki temeldeki sorun birbirlerini yeterince tanımadan ve evlenecekleri kişinin seçimlerine uygun olup olmadığını sorgulamadan analiz etmeden sanki flört ilişkisine girer gibi çabucak karar verip bir çırpıda evleniyorlar.

Sonuç hüsranla bitiyor. Yıllar sonra dönüp eşlerine baktıklarında “bu benim istediğim kişi değil” diyorlar. 

Davayı daha çok kadınlar açıyor

Günümüzde boşanma davalarını kadınlar daha çok açıyor. Yani kadınlar daha radikal kararlar alıyor ve toplum içerisindeki yerlerini,statülerini daha iyi kavrıyorlar. Kadınlar eskiye oranla kendilerini üzen ve yıpratan evlilikleri bitirmekte daha cesur. Yeni evlenecek olan gençlere tavsiyem, evlenecekleri kişileri iyi tanımaları ve beğenmedikleri huyları ile birlikte yaşayabilecekleri konusunda iyice düşünmeleridir, kimse evlendikten sonra değişir düşüncesinin arkasına saklanmasın.”

Beyoğlu: Duygusal dengesizlikler gözleniyor…

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Erdem Beyoğlu da boşanma süreci ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda sorunların temel kaynağının eşlerin duygusal davranışları olduğu ve evliliğin niteliği, sosyo ekonomik koşullar gibi nedenlerin ise etkisinin olmadığının saptandığını söyledi.

Mahkemeye başvuru ve mahkeme kararı evrelerinde strese bağlı olarak sıklıkla ebeveynlerde duygusal dengesizlikler ve öfkelenmeler gözlendiği ifade eden Beyoğlu, “Ancak boşanma sonrasında daha düzenli ve kararlı bir yapıya geçtikleri saptanmıştır” dedi.

Beyoğlu ayrıca şu açıklamalarda bulundu, “Boşanma ebeveynler üzerinde stres yaratmakta ve onları olumsuz etkilemektedir. Bu çocuk ve ergenler için de geçerlidir. Özellikle çocuklar bir gün kendisinin de bırakılacağını ve terk edileceğini düşünür. Beslenme, barınma, giyinme gibi yaşamsal alanlarda sorunlarla karşılaşabileceğini düşünüp korkar. En çok gördüğümüz  problem ise ebeveynlerin iletişim yönetimi ile ilgili  olarak yapmış oldukları hatalardır. Aileler  mutlaka boşanmış olsalar dahi kurallar koymalıdırlar ,koyamadıkları ve koymak istemedikleri gibi çocuklara olması gerekenden daha fazla  hediyeler alırlar ve çocuklar anne ve babalarını birer  noel anne veya noel baba gibi görmeye başlar. Bu durum da sağlıklı bir durum değildir. 

“Çocuklara boşanma net bir dille anlatılmalı”

Burada biz uzmanlar genellikle boşanmış veya boşanmak üzere olan ailelere önerimiz kendi dengelerini kurabilecek bir yaşam düzeni kurmaları anne ve babanın ağırlığını gösterebilecekleri bir düzen kurmalarıdır. Bir araya gelmeseler dahi iletişim halinde olmaları gerekmektedir. 
İş resmiyete döküldüğü zaman çocuklarına boşanacaklarını sade ve net bir dille gerçeği anlatmaları gerekmektedir. Çünkü çocuk büyüyünce yanıtları arayacak ve kendince gerçek yanıtları bulacaktır işte o aman çelişen bir cevap çıkarsa güven eksikliği söz konusu olur. Yalın ve sade bir şekilde anlatılmalı fakat burada “beni aldattı ve boşandık” gibi açıklamalar da yanlıştır bunun yerine “anlaşamadık ve ayrılmak zorunda kaldık bu şekilde daha mutlu olacağız” demek doğrudur, çünkü kişilerin birbirlerini aldatmaları çocukların sorunu değildir.” 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.