1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Boyacı Rauf ve sahte banknot…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Boyacı Rauf ve sahte banknot…

A+A-

Kendilerine özgü karizmaları ve karakteristik duruşlarıyla Lefkoşa’mızın en otantik semti Sarayönü’nü “Sarayönü” yapan ünlü figürlerin sonuncusunu da geçen cuma günü toprağa verdik. Boyacı Rauf artık yok... Mahkemeler duvarı dibindeki yeri şimdi bir hüzün mekanı ve bomboş… Çoğumuz için bu boşluğa alışabilmek zor olacak.

Adeta tapusundaymış gibi algılanan o köşeyi bir tek gün bile boş bırakmadı. 40’lı yılların sonundan bu yana, tam 90 yaşına dek orada sempati saçarak direndi. Ve en sonunda ecel ona da “buraya kadar” dedi. Sadık müşterilerine son zamanlarda eşinin rahatsızlığını derin bir üzüntüyle anlatan Boyacı Rauf, kısa hastalığından sonra damgasını vurduğu Lefkoşa’sına da, yaşama da veda etti. Artık o da, Lefkoşa’nın yaşatmaya çalıştığımız belleğinde Sarayönü’nün unutulmaz figürlerinden biri olarak yerini alacak. Tıpkı diğer ünlü Sarayönü figürleri Taksici Kambillili, Berber Kaya, Tellal Salim, Çoronik, Karanfilli, Osman Gezer, Sandviççi Ahmet Dayı ve Rauf bey’in öz kardeşi olan, muhallebilerinin tadı hala unutulamayan Muhallebici Ali Dayı gibi… 

“Lefkoşalıyım” deyip de ayakkabılarını boyamak için onun önüne oturmamış tek kişimiz yok. Sadece Lefkoşalı erkeklerin ayakkabı boyacısı değildi o… Lefkoşalı bayanların ayakkabıları da gıcır gıcır boyanıp cilalanmak üzere poşetler içinde Rauf Haksun’a bırakılırdı. O kadar güvenilir ve beyefendi bir Lefkoşalıydı ki, geleneklerimiz elverse Lefkoşalı bayanlar bile ayakkabılarını Boyacı Rauf’ta boyatmak üzere o başkent köşeciğinde mola verip sandalyesine kurulacaklardı. Ama gözlerimle çok tanık oldum; nice turist bayan onun önüne oturmaktan ve birlikte fotoğraf çektirtmekten çekinmedi…

Çok kişi “Lefkoşa’nın iki ünlü Rauf’u var. Biri toplum lideri Rauf Denktaş, öteki ise Rauf Denktaş’ın da ayakkabılarını boyayan Boyacı Rauf” der.

Yıllar boyunca Sarayönü’nün akıp giden tarihine orada tanıklık eden Boyacı Rauf’un herkese ve her döneme dair anlatacak anısı vardı. Önündeki hasır sandalyeye oturanlar, onun tatlı diliyle anlattıklarından nasiplerini mutlaka alırlardı.

Bir ay kadar önce ılık bir günde bilmem kaçıncı kez ayakkabılarımı boyatmak üzere önüne oturduğumda bana yıllar öncesinin bir yaşanmışlığını anımsatınca belleğinin tazeliğine hayran kaldım. Ben bile o olayı nicedir unutmuştum…

“Be Ahmet Bey; o beş şilini hatırlan?” diye girince söze “Hangi beş şilinden söz eder bu Rauf Bey?” diye duraksama geçirdim. Anımsamakta zorlandığımı görünce “O sahte beş şilin yahu” diye bastırılmış anılarımı dürttü… Bu dürtü üzerinde anında anımsadım olayı…

1963’ün sonbaharıydı… “Bozkurt” gazetesinde profesyonel gazeteciliğe yeni başlamışım. Diyebilirim ki Lefkoşa’nın en şık giyinenlerinden biriyim. Kunduracı Canateş ustaya özel olarak yaptırttığım ayakkabılarımı da üç günde bir Boyacı Rauf’a gıcır gıcır boyatmaktayım. O gün yine boyadan sonra cebimden çıkardığım beş şilinlik banknotu Rauf Bey’e verip üstünü aldım. Galiba ücreti yarım şilindi. Bahşiş bıraktım mı anımsamıyorum. Akşam üzeriydi… Girne Caddesi’ndeki “Bozkurt”ta “Alpina” marka daktilomla dövüşürken, merhum Cemal Togan merdivenlerin eşiğine gelerek yukarıya seslendi: “A Tolgay, bizim Mahmut Bey aradı; acele polis merkezine git.” Aratıp az ilerideki polis merkezine gitmemi isteyen dönemin polis komutanlarından ve Cemal Bey’in bacanağı Mahmut Şevket’ti. Mahmut Bey’in üst kattaki makam odasına çıktığımda ne göreyim… Bizim Boyacı Rauf süklüm püklüm orada oturmakta ve “imdat” dileyen gözlerle çevresine bakınmakta. Meğer birkaç saat önce benim ona verdiğim beş şilinlik sahteymiş. Konsantre “Güneş” limonatası almak üzere o banknotu Günay Ali Riza’ya vermiş. O da anında banknotun sahte olduğunu anlar ve polise haber verir. Mahmut Bey o sert ama babacan tavrıyla “Rauf’a verdiğin banknotu kimden aldın be Tolgay” diye sorar. Polis Merkezi’nin tam karşısındaki Mustafa Tunçkol’dan Nestle çikolata satın alırken elime geçmişti o banknot. Alışverişte bir on şilinlik vermiş ve bozukluklar arasında o beş şilinliği de almıştım. Az sonra apar topar Tunçkol da komutanın huzuruna getirilir. Stres yüzünden ünlü sara nöbetlerinden birine daha tutulan Mustafa Tunçkol, sahte banknotu merkezde görevli bir Rum polis çavuşundan sigara alışverişi sırasında aldığını anımsamakta zorlanmaz. Mahmut bey “Hadi sen git işinin başına, Cemal Bey’e selam söyle ve sakın ha bu olayı yazma” der bana.

Bir ay kadar önce Boyacı Rauf’un bana anımsatmaya çalıştığı olay buydu işte. Aydınlıklar içinde yatmasını dilerim. 

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.