1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Böyle de sıcak olur mu?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Böyle de sıcak olur mu?

A+A-

Yüzyılların en yakıcı sıcakları yolda geliyormuş diyor haberler…   

Klimaların yapay serinliğinden, evde kız anjin oldu; ben midemi üşüttüm…

Öyle oturuyoruz, pelte gibi…

Eskiden bu sıcaklarda, millet yaylaya çıkardı…

Varlıklı ailelerin, Kakopetria’da, Plâtres’te yazlıkları olurdu…

1958’den beri, unutuldu…

Bu ada, aslında tarihinde de sıcakları ile ünlüdür…

MS 395’te, Bizans İmparatoru Konstantin’in annesi St. Helena, Kudüs’e “Gerçek Haç”ı, yâni Hz. İsa’nın üzerine gerildiği istavrozun kendini bulmaya giderken, şu geçen gün patlayan üssün yanında bulunan Vasilya Deresi’nden adaya Kıbrıs’a çıktığında, bir de bakmış ki ortalıkta kimse yok!

Yanındakilere nedenini sorunca öğrenmiş ki:

Dayanılmaz kuraklık ve sıcaklar yüzünden, ada halkı göçmüş!

Kudüs’te efsaneye göre “Gerçek Haç”ı bulup geri dönerken, Kıbrıs’a bir daha uğramış, Lârnaka yakınındaki Stavrovuni (Haç Tepesi)deki manastıra, Dohni’deki kiliseye ve sanırım Cikko’ya, bu haçın birer tahtasını bırakıp, gitmiş.

Efsane, kuraklığın da, sıcakların da sona erdiğini, Kıbrıslılar’ın da adalarına geri döndüğünü söylüyor!

Exceptra Cypria’da da rastladıydım…

Bizanslı vali sıcak ve dedikodudan bahsediyordu…

Sonra ayni şikâyetleri bir İngiliz valisinden de okudum, ayni kaynakta:

Çok sıcak ve halkı acaip dedikoducu…

Namık Kemal’in mektuplarında da ayni şikâyet yok mu?

Can çıkar, huy çıkmaz demek ki! Halkı toptan değiştirirsiniz, huy gene meydanda!

Fernand Braudel, ünlü kitabında, 16.yy’da Avrupa’dan kutsal topraklara giden hacıların, gemi kaptanlarıyla, Kıbrıs’ta durulacaksa, iki günden fazla kalınmayacağına dair bir senet imzaladıklarını yazar.

Sıcağın ve ateşli hastalıkların kol gezdiği nalet bir ada…

Sıtma, Akdeniz Humması, Brucella, Namık Kemal’in mektuplarında yazdığı “göz hastalığı”, yâni Trahom…

Osmanlı döneminde de 17.yy sonlarında, sıcaklar ve kuraklık yüzünden ada birkaç defa boşalır!

Rumlar, alırlar başlarını giderler…

Hatta o dönemde yapılan bir nüfus sayımında, Türkler çoğunlukta görülür!

Çünkü onları buraya sürerken alınan bir fetvada, “ Bir Yörük, Kıbrıs Adası’na sürüldüğünde, beğenmez de kaçarsa katli vacip midir?” sorusuna ünlü şeyhül islâm Ebu Suud Efendi, “Elcevap: Vaciptir”  (Bkz. 12 Numaralı Mühimme Defteri) demiş olduğundan, o zavallıların gideceği toprak, yoktur!

Osmanlı’nın kılıcı, sıcaktan da sıtmadan da Ailevi Akdeniz Humması’ndan da, Trahom’dan da  keskin ve tehlikelidir.

Ne yapsınlar?

Birkaç yüzyıl beklediler… 

Bu hastalıkların tedavisi konusunda adlarını dünya tıp literatürüne yazdırdılar!

Prof. Dr. Necdet Sezer- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde  Trahom ve Mehmet Aziz Efendi hem Kıbrıs’ta hem de bütün Britanya sömürgeleri ile Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde Malarya konularında, dünya çapında birer otorite oldular…

Zorunluluktandır mı desek?

Sıcak dalgası, gene geliyor… Pelteye döndük… Sıtma ve Trahom yok artık…

Zaten tarihi boyunca da yedi birbirini bu adanın insanları…

Şimdikiler, çare bulmaya değil; ortalığı patlatıp, adayı batırmaya çalışıyorlar ama olsun!

Bu ada ne batar, ne tebahur eder!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.