1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Böyle ekonomi yönetimi olur mu?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Böyle ekonomi yönetimi olur mu?

A+A-

Geçen gün verdiğimiz rakamlar için, Kıb-Tek web sitesine girdim… Yazı yayınlanınca, bir okur bene mail atarak, “bu rakamlar eski” dedi… Üşenmedim,  milletvekili olan bir arkadaşımı aradım!  Acaba, mecliste olmadığımızdan mı yenilerini ele geçiremedik?

Hayır! Öğrendiğime göre, hükümetimiz, 2009, 2010 ve 2011’e ait göstergeleri yayınlamış değil…

Yâni örneğin bakanımızın biri çıkıp da “ekonomimiz büyüyor” dediğinde, bunca iş yeri batar da kapanırken, işsizlik artarken, ekonominin hangi sektörünün büyüdüğünü öğrenemiyorsunuz!

Bu yıllara ait Gayri Safi Milli Hasıla’nın ne olduğu, Kişi Başına ne düştüğü de öğrenilemiyor… Hangi sektörün ne kadar enerji kullandığı, bunun ne kadarının ödendiği, ne kadarının batık olduğu da belli değil…

Nüfustan vaz geçtik ama meselâ, ülkede kişi başına düşen telefon, araba, elektrik tüketimi şu bu da belli değil, örneğin doktor başına düşen hasta, hasta başına düşen yatak, öğretmen başına düşen öğrenci gibi değerler de üç yıldır ortada yok!

Büyüyen ekonomide asgari ücret neden sabit? Ücretler neden artmıyor? Hadi bunlar yerinde saysın ama neden istihdam artmıyor?

Aslına bakarsanız, burada üzerinde durulması gereken, bu ülkede her kavramın olduğu gibi, “liberalizm” kavramının da ırzına geçilmekte olmasıdır. Son aylardaki tartışmalara bakın: Sağdan soldan gelen bütün eleştiriler, siyasetin ekonomiden el çektirilmesine dayandırılıyor.

Meclis de hükümet de partiler de boynu bükük “suçlarını” kabul etmiş, “siyaset edilmeyi” bekliyorlar…

Kusura bakılmasın ama bu anlayışın adı Liberalizm değildir! Liberalizm’i çok merak edenlere Karl Popper’in Açık Toplum ve Hayat Problem Çözmektir isimli kitaplarını tavsiye ederim… Kendisi modern liberalizm’in babasıdır… Bakın bakalım böyle bir şey der mi?

Bunun adı, Ekonomik Determinizm’dir. Ve temelinde, Karl Marx’ın yanlış anlaşılması yatır! Ekonominin, sadece ekonominin önceden belirlenmiş kuralları ile yönlendirilebileceği, insan iradesinin buna etki edemeyeceği öngörüsüne dayanır. Bu anlayışa karşı, Engels’in şu cümlesi, ünlenmiştir: “Materyalist tarih anlayışına göre, tarihte belirleyici etken, son tahlilde, maddi yaşamın üretimi ve yeniden üretimidir. Ne Marx, ne de ben, hiçbir zaman daha fazlasını dile getirmedik. Eğer sonradan, biri çıkıp da, bunun anlamını, ekonomik etken tek belirleyicidir diyecek kadar zorlarsa, bu ifadeyi, boş, soyut ve saçma bir söz haline getirmiş olur."

2. Enternasyonal’in başlıca tartışma konularından biri de bu idi…  György Lukács, Antonio Gramsci, Louis Althusser, gibi Marksist düşünürler  bu ekonomik determinist modele karşı çıkar. Gramsci kültürel hegemonya görüşünü geliştirir…  Liberal Popper de Açık Toplum teorisini…

Türkiye’nin ekonominin sorunlarını aşmasında izlenen yola bakın!  Statüko güçleri aşılmadan, ekonomi de hale yola konulamamıştır! Orada “yaygın kültürel” değerlere  yani insan iradesine dayalı özgürleşme temelinde ekonomik liberalleşme gerçekleştirilirken; burada insan iradesi ve kültürel değerler göz ardı edilerek ekonomik liberalleşme sağlanamaz! Çünkü ikisi birbirine bağlıdır. Biri olmadan, öteki de olamaz… Kültür, ekonomistler farkında olmasa da ekonomi yönetiminin başat öğelerinden biridir… Onu göz ardı eden hiçbir ekonomik programın, başarı kazandığı görülmemiştir!

Bu görüşün adeta darbe yaptığı ülke, Yunanistan’a bakın. Kriz aşıldı mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.