1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Brüksel çıkarması!
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Brüksel çıkarması!

A+A-

Kıbrıs Cumhuriyeti beklenildiği şekilde 4 gün sonra AB dönem Başkanığı’nı devralacak.

Yıllar öncesinden belirlenmiş bu takvimin Kıbrıslı Türkler açısından psikolojik anlamı sanırım fiili durumdan daha da ağır.

Öncelikle bir çözümsüzlük göstergesi.

Bunun ötesinde, daha ileri bir gelecek için hedef tutulan AB yolunda, aslında görünmez olunduğunun, gerçekte olmadığının resmi.

Bugün çok sayıda sivil toplum örgütü, bu iki duruma dikkat çekmek için Brüksel’de. Genellikle ekonomik örgütlerden oluşan kitle hayalet kılığına girerek, “görünmez olmak istemiyoruz” mesajını verecek.

İki uçak dolusu katılımcıyla gerçekleşecek bu eylemleri medyanın da en geniş ölçekte izlemesi istendi.

Yine anlaşıldığı kadarıyla bu eylem sadece sivil toplum inisiyatifinde değil, devlet motivasyonuyla örgütleniyor. Daha önce de bir grup akademisyen yine benzer sorunlara işaret ederek aynı şekilde bayraklarla Brüksel’de bir eylem yapmışlardı. Orada da odak noktası üniversitelerin denklik programlarına dahil olmasıydı.

Ama bu talep edilirken üniversitelerin bilimsel üretim ve eğitim kalitesi açısından geliştirilmesi için tek adım atılmıyordu. Bugün eğitimde gelinen durum için fazla söze gerek yok.

Öncelikle böylesi eylemlerin, oluşturulan böylesi geniş katılımlı birlikteliklerin değerli olduğunu not etmek gerekiyor. Ancak bu eylemin de 1 Temmuz öncesinde Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinden Rum tarafı karşıtlığına dönüştürülmesinin de ötesine geçilebilmesi önemli.

Zira Kıbrıslı Türkler’in temel sorunu, düşman tarafın kendisinden fazla kazanım aldığı ya da hain itifakların kendisini özellikle dışladığı derdinden öte, kendisinin tek başına sorumlusu olmadığı çözümsüzlük koşullarında bölünmüş bir AB üyesi ülkede yaşamasıdır.

Özellikle referandumun ardından AB’nin verdiği sözleri yerine getirmediği eleştirisi üzerinden ciddi bir güvensizlik aşılandı.

Evet referandumun hemen ardından AB bir karar alarak, Kıbrıslı Türkler üzerindeki ambargoların kaldırılması gerekliliğine işaret etti.

Bunu da beklenildiği şekilde yerine getirmedi. Ancak bu süreç içinde özellikle mali yardımların devam ettiğini ve birçok projenin de hayata geçtiğini not etmek gerekiyor.

AB bu yardımları koordine etmek için Kuzey’de aktif çalışan bir destek ofisine sahip. Ne var ki, aynı hassasiyeti AB’yi bu kadar eleştirirken biz devlet olarak göstermedik.

Brüksel’deki temsilciliğimizin daha aktif hale gelmesini sağlamadık.

Sivil toplum örgütlerinin daha aktif olarak Brüksel’de çalışmasını motive etmedik.

Yıllardır eksikliği vurgulanan lobi faaliyetleri ile ilgili kayda değer tek çalışma yapmadık.

Avrupa Parlamentosu’nda gözlemci olarak bulunan milletvekillerine yardımcı olacak daha etkin lobi ya da çalışma yapmalarına detsek sağlayacak bir yapılanma da yaratamadık.

Bugün Avrupa Parlamentosu’ndaki Rum vekiller en az 2-3 asistanla birlikte çalışıyor. Uzun zamandır bütün kurumlar içinde yetişmiş genç ve dinamik bir işgücü yaratılmış durumda.

Dahası hem üyelik öncesi hem de sürecinde çok çalışmış, gerekli uyumlaştırmalarını da tamamlamış bir ülke, bugün Kıbrıs Cumhuriyeti.

Türkiye uzun zamandır lobi faaliyetlerine daha da ağırlık vermiş durumda.

Sadece “AB hiçbirşey yapmadı” deyip, iç siyaset odaklı eleştirmekle olmuyor. Bu eleştirileri adresine ulaştırmak da bir devlet sorumluluğudur.

Bunun ötesinde hem uyumlaştırma çalışmalarında hem de geçirilen yasaların çalışıp benimsenmesi aşamasında da üzerine düşeni yapmak gerekiyor. Uyumlaştırma çalışmalarının sadece AB’nin kurumsal olarak KKTC’yi tanımamasının getirdiği sorunlar nedeniyle değil, ne yazık ki, iç siyaset yüzünden de çok zamana yayıldığı bir gerçekliğimizdir.

Şüphesiz ki Kıbrıslı Türkler’in rahatsızlıkları ya da talepleri biliniyor. Mevcut durumun da fazlasıyla farkındadır, AB kurumları. Ancak bu farkındalığı yükseltmek ve dile getirilen talepleri milli siyasetin ötesine taşıyıp adresine ulaştırmak gerekliliği ortadadır.

Şimdi dönem başkanlığına 3 gün kala dikkat çekmek için geniş katılımlı bir eylem yapılabilir.

AB kurumlarının önü kilitlenebilir.

Ancak bunlar kurumsallaşmış çalışmalarla desteklenmediği sürece, şovdan, iç siyasete yönelik tepkilerden öteye gitmez.

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.