1. YAZARLAR

  2. Fatih Akın

  3. Bu cenaze hepimizin gelin birlikte kaldıralım (2)
Fatih Akın

Fatih Akın

Empatik Bakış
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu cenaze hepimizin gelin birlikte kaldıralım (2)

A+A-

Kıbrıs, Kıbrıs üniversiteleri ve buralarda öğrenim gören öğrencilerin sorunlarını anlatan bu yazı dizisinde, bu defa Kıbrıs Türkü’nün gözüyle olaylara bakacağız. Kıbrıs Türkü’nün gözünden Türkiye’den gelen öğrencileri inceleyeceğiz.

Yaşam standardını yükselten, ekonomik kalkınmışlığa kaynak oluşturan Türkiye’den gelen öğrencilerin Kıbrıs açısından önemine Kıbrıs Türkü’nün penceresinden bakacağız.

Ada’ya gelen saygı duysun

KKTC vatandaşları, üniversitelerin kendileri açısından ne denli önemli olduğunun tabii ki farkındalar. Nasıl bir ekonomik kazanım ve nedenli kültürel bir zenginlik sağladığını da çok iyi biliyorlar.

Fakat Kıbrıs Türkü, Türkiye’den Kıbrıs’a gelenlerin KKTC’nin ayrı bir devlet olduğunu fark etmelerini istiyor.
Bundan dolayı da kendilerine daha fazla saygı bekliyor.
Yani parayı veren düdüğü çalmıyor.
Türkiye’deki siyasetçisinden Kıbrıs’ta okuyan öğrencisine kadar Ada üzerindeki bu mantığın varlığı bile KKTC halkını fazlasıyla rencide ediyor.
Kıbrıs Türkü tanınmayan bir ülkede çıkmazda bulunurken, Anavatan Türkiye’den gelen soydaşlarının da kendilerine daha fazla saygı göstermelerini bekliyor.

Ev sahibi değil, misafirsin


Kıbrıs’a gelen öğrenciler kültür şokunu kolayca atlatıyor ve hemen Ada‘ya adapte oluyor. Aslında bunda KKTC vatandaşlarının güler yüzlü oluşlarının da çok büyük bir etkisi var.
Öğrenciler Kıbrıs’a o kadar bir alışıyorlar ki, bazen Ada’da öğrenci olduklarını da unutarak bölgenin sahibi gibi hareket edebiliyorlar.

Zaman zaman kendilerince kuralları zorluyorlar, bazen de kendilerince yeni kurallar yaratıyorlar. Ama kültürel farklılık da işte burada kendisini gün yüzüne çıkartıyor.
Misafir psikolojisini kolayca üzeriden atan Türkiye’den gelen öğrenci, halkının tamamen Türkçe konuştuğu, Türk lirası ile alışveriş yapabildiği, marketinden manavından alıştığı damak tadına ulaşabildiği bir ülkede misafirlik yaşıyor.

İşte bu denli ortak değerler ve güler yüzlü bu yaklaşımlar misafir psikolojisinin yerini ev sahibi psikolojisinin almasına neden olabiliyor.
Bu durum tabii ki herkes için bir değil.
Fakat öğrencinin Ada’da üstlendiği sosyal rolü unutarak kendi sınırlarını zorlama anlayışı kimi öğrenciler tarafından öyle bir kanıksanıyor ki, Türkiye kamuoyunda olumsuz bir bakışa neden olan Kıbrıs üniversitelerinin eğitim ve marka değerini de istemeden baltalayabiliyor.
Kıbrıs üniversiteleri de bu sorunlardan dolayı bir türlü hak ettiği konumlara ulaşamayabiliyor.

Aslında Kıbrıs halkı daha bilinçli bir öğrenci profilini Kıbrıs’ta ağırlamayı istiyor. Daha fazla düşünebilen, daha fazla sorgulayabilen, daha fazla üretebilen bir öğrenci profili de KKTC’nin kalkınması adına büyük bir ihtiyaçtır.
Sayıları azımsanamayacak derecede fazla olan ve ne istediğini bilmeyen bu öğrenciler yüzünden üniversitelerin eğitim dili olan İngilizce, yerini bir anda Türkçeye bırakabiliyor.

İngilizceyi çok iyi konuşabilen bir Kıbrıs Türkü ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasındaki eğitim merkezli kültürel farklılık da üniversitelerdeki sınıflara kadar girebiliyor.
Anadolu’nun dört bir köşesinden öğrenim görmek için gelen ve daha önce hiç İngilizce görmemiş olan bu öğrenciler, tek kelime İngilizce öğrenmeden mezun olup memleketlerine uluslararası denkliği olan diplomalarıyla dönebiliyorlar.

Bu durum ister istemez üniversitelerin eğitim kalitesini de etkiliyor.
Kıbrıs’a kimi istemeden, kimisi de bilinçsiz şekilde Türkiye’den gelen öğrenciler, bilinçsizce yaşadıkları öğrencilik hayatının faturasını da Kıbrıs’a kesebiliyor.
Kendisini anlamayan, ailesinin kendisinden beklentisinin farkında olmayan, okuduğu programın ve üniversiteye ödediği harcın hakkını veremeyen bu öğrenci profilinin, ne KKTC’yi ne de Kıbrıs Türkü’nü anlamasını da, Kıbrıs’a yeni öğrenciler yönlendirmesini de kimse beklemiyor.

İşte bu öğrencilerin de dillerine doladığı tek bir söylem var ki o da “Kıbrıs Türkü, Türkiye’yi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını da sevmiyor ” söylemi oluyor. Memleketlerine döndüklerinde diplomalarının karşılığında kendilerine güzel mevkiler elde edemeyen öğrenciler de hatayı kendileri dışında her yerde arayabiliyorlar.

Görüldüğü gibi temel sorun bilinçsizce yürütülen kültürel, sosyal ve ekonomik politikalar ve de iletişimsizlik sorunlarıdır. Kardeş kültürler ne birbirini doğru şekilde tanıyor, ne de yaşananları siyasiler doğru şekilde okuyabiliyor.
Yani siyasiler, kardeş fakat kültürel farklılığı olan bu toplumları tanımadan bilmeden kendilerince ahkam keserek bir politika yürütüyor.

Bunlar doğru şekilde okunmadığı sürece de bu sorunları kimse çözemez.
Böyle devam ederse ne Kıbrıs’a 60 bin öğrenci gelebilir, ne de üniversiteler hak ettiği marka değerine kavuşur. Bu öğrenci sayısına ulaşılsa bile Kıbrıs Türkü’nün beklentisi tam anlamıyla karşılanmış da olmaz.

Hatta doğru analiz yapılmaz ise, bu süreç var olan sorunların daha da derinleşmesine yol açmaktan başka da bir sonuç doğurmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.