1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Bu devlet böyle batırıldı!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu devlet böyle batırıldı!

A+A-

Kamudaki laçkalık hepimizin malumu…

Çürümüş sistem nedeniyle devletin trilyonlarca lira zarar ettiğini  bilmeyen yok.

Bunun için o kadar çok örnek var ki, aşağıdaki yazacaklarımız bunlardan sadece bir tanesi.


Dün, uzunca bir şikayet mektubu aldık.

Mektubu olduğu gibi yayınlamak yerine araştırdık ve çeşitli bulgulara rastladık.

Şikayet konusu bir devlet memuru, hem de tanıdık bir isim olması içimizi burktu doğrusu.

Ama bu bile devlet kaynaklarının yıllardan beridir nasıl sokağa atıldığının da iyi bir göstergesiydi…

Bunu kaleme almak da bizim görevlerimiz arasındaydı.


Adı Öcal Topal;

Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi ikinci derece basın ve enformasyon memuru.

İster inanın ister inanmayın ama tam 2004 yılından beridir çalıştığı daireye ve dairelere uğramamış bile.

Ama maaş çeklerini almayı da hiç ihmal etmemiş!


Yıllardan beridir Girne Karakum’da Suser Mark’s World Tradıng Ltd’in başında, kendi mağazasında. Kartvizitlerinde de şirketin direktörü olduğu yazılı.

Dört dörtlük bir tüccar!


Öcal Topal’ın devletten arazi olmasının başlangıcı 2004 yılına dayanıyor.

Yukarıdan gelen bir torpille Cumhurbaşkanlığında görevlendirilmiş.

Bir yıl süreyle de iş yerine bir gün bile gitmedi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Rauf  Denktaş’ın görev süresi bitince de yeniden Enformasyon Dairesi’ne dönmek zorunda kaldı.

6 ay boyunca yine işe hiç gitmeyen Topal, bu sürede maaş çeklerin de bir tamam aldı.

Ama adamın içinde belli ki devlet memuru olma isteği yok, iki yıllık ödeneksiz izin aldı.

2009 yılında ödeneksiz izni bitince, bir iki yıl daha talep etti  ancak bu isteği Bakanlar Kurulu tarafından kabul görmedi.

Buna rağmen yine işe gitmeden maaş almaya devam etti.


İlgili dairenin müdürleri işe gitmeyen memurun bordrolarını imzalamayınca yine araya birileri girdi ve bu kez de Cumhuriyet Meclisi’nde görevlendirildi.

Tahmin edeceğiniz gibi burada da bir tek gün işe gitmedi ve maaşı cebe indirdi.

Adamın belli ki ensesi epey kalın daha sonra da çalışma Bakanlığı’nda görevlendirildi.

Dün konuştuğumuz bakanlık müsteşarı bunu doğruladı ancak görevlendirmeyi kabul etmediklerini söyledi.


Öcal Topal;

Şu anda devlet memuru ancak ortada kaldığı için maaş çekemiyor.

Ancak tüm emeklilik hakları da eksiksiz devam ediyor.

Kim bilir belki de yeni bir hükümet değişiminde yine görev alacak ve belki de bir dairenin müdürü olacak.


Sevgili okurlarımız;

Şimdi söyler misiniz bu devlet batmaz da hangi devlet batar?

Bu sadece örneklerden bir tanesi, bunun gibi onlarcası, yüzlercesi mevcut!

Oysa bu arkadaş mademki devlette çalışmak istemiyor, bunu gönderip yerine iki tane işsiz genç istihdam etmekte mi gelmiyor kimsenin aklına?


Yeşilköy muhtarı geri adım attı!

Dün bu sayfada manşetten verdiğimiz ‘İnsafın kurusun muhtar efendi’ başlıklı yazımız etkisini çabuk gösterdi ve Yeşilköy Muhtarı Perol Mavili yetim çocukların muhtar evinde kalacağını ve onlara destek olacağı sözünü verdi.

Bu arada yazımız üzerine bizi telefonda arayarak biraz tepkili konuşan Mavili, kendisini rezil ettiğimiz için bizi mahkemeye vereceğini de söyledi.

Bu arada Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Cansel Hıdıroğlu da yine bizi telefonda arayarak yayınımızdan dolayı teşekkür etti, muhtarla kendilerin de görüştüğünü ve çocukları evden atma eğiliminde olduğunu gördüklerini belirtti.

Yetim çocuklara her türlü yardımın esirgenmeyeceğini de söyleyen Hıdıroğlu,  yetim çocuklara yardım yapmak isteyen ailelerin daireye bağış yapabileceklerini söyledi.

Yine çok sayıda iş adamı, tüccar ve sade vatandaş telefonla yaptıkları açıklamalarda bu kadersiz çocuklara yardım yapmak istediklerini belirttiler.

Konuya duyarlılık gösteren herkese gönülden teşekkür ediyoruz.


Not: Kimsesiz çocuklar için kampanya başlatılmasını isteyen okurlarımızın yardımlarını ulaştırması  için 22 70 427 nolu telefondan Sosyal Hizmetler Dairesi Müdiresi Cansel Hıdıroğlu ile temasa geçmesi rica olunur.


Karşıyaka Spor Kulübü de sahile tecavüz etti!

Bazı özel kurum ve kuruluşların yasa dışı olarak sahil şeridine yaptıkları betonlaşma girişimine Karşıyaka Spor Kulübü de katıldı.

Geçtiğimiz hafta sosyal tesis yapmak maksadıyla sahil şeridine beton döktüren kulüp yöneticileri, Girne Kaymakamlığı’nın gelen şikayetleri değerlendirmesi üzerine inşaatı durdurdu.

Dökülüp betonun yıkılıp yıkılmayacağının takipçisi olacağız…

levent.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Serhan KOMBOS, İhsan Tuncalı adlı okurumuz kendisine söz verdiğiniz halde 1.900 TL’lik zararını hala şirketinizden tahsil edememiş. Kendisini hem haklı görüp hem de alacağını vermemek sizin gibi dünya devi bir isme yakışır mı? Birkaç güne işini hallettiniz yoksa bu iş mesaj kutusundan yan tarafa taşınacak bilesiniz.


Sayın Ahmet ZAİM, İskele polis müdürlüğü kantininde tüm uyarılarımıza rağmen kayıt dışı personel çalışıyormuş. Eğer başlarına bir iş kazası gelirse bunun altından nasıl kalkarsınız bir düşünün hele!


Sayın Tekin ARHUN, bir yerel bankası satın alma girişiminde bulunduğunuzu öğrendik. Ancak Merkez Bankası bu kararı vermekte epey zorlanıyormuş. Bir süre de bekleyebilirsiniz, biraz sabır diliyoruz.


Sayın Hasan BOZER, Cumhuriyet Meclisi’nde görevli gözüken bir memur arkadaş aylardan beridir daireye uğramıyormuş. Bu konuda işlem başlatmanız ve gerekli yazışmaları yapmanız bekleniyor.


Sayın Perol MAVİLİ, biz meslek hayatımız boyunca çok tehditler aldık ama sizin gibilere hiç pabuç bırakmadık. Elimizde Osmanlı tapusu gibi belge ve şikayetler var. Hodri meydan diyoruz! Pilavdan kaçanın kaşığı kırılsın…


Sayın Halil FALYALI, Pazar akşamı güneş batarken Başbakan Küçük ile Kıyı restoranda balık keyfinde görülmüşsünüz. Ancak aracınızı dışarıda öyle bir park etmişsiniz ki, üç araba bile sığar diyorlar.


Sayın Sadık GARDİYANOĞLU, dünkü yazımıza gösterdiğiniz ilgi ve bağış isteğinizden dolayı teşekkür ederiz. Yetimlerin halinden ancak yetim büyüyenler anlar değil mi? Duyarlığınızdan ötürü tebrik ederiz, darısı diğer iş adamlarımızın başına…


Sayın Şerife ÜNVERDİ, size ve Cansel hanım ada dünkü yazımızdan dolayı gösterdiğiniz duyarlıktan ötürü ayrıca teşekkür ederiz.  Ara sıra Lefkoşa’dan çıkıp kırsalı da ziyaret etmeyi ihmal etmeyin…


Sayın Özay ÖYKÜN, bu yılkı plaj şenliklerinin bir hayli yoğun ve bereketli geçtiği söyleniyor. Bölge esnafı bu tür etkinliklerin daha sık yapılmasını bekliyorlar. Bir çalıştırın bakalım saksıyı neler gelecek aklınıza…


Sayın Gürkan KARA, Karşıyaka’da  sahile beton döken kulübün inşaatını durdurduğunuzu memnuniyetle öğrendik. Ancak betonu dökenin yanında kalıyor ve bir türlü betonlar yıkılmıyor. Cratos örneğini daha unutmadık…


Sayın Serdar DENKTAŞ, çocukluk ve siyasi anılarınızı kaleme aldığınızı öğrendik. Kitabınızı okuyacağız bakalım sansür uygulamış mısınız belli olacak…


Sayın Yusuf KANLI, bazı özel günler olmasa size hasret kalacağız. Ülkenize hoş geldiniz, komşulardan bahçede mangalın hiç sönmediği ihbarları yapılıyor. Afiyet bal şeker olsun. Küçük kardeşinize de dikkat konyağı fazla kaçırınca bulut oluyor


Sayın Asım AKANSOY, size aylar haftalar önce söylediklerimiz tek tek gerçekleşiyor değil mi? Büyük sözü dinlerseniz daha az hata yaparsınız…


Sayın Necdet NUMAN, sizden tam 5 gündür telefon bekliyoruz. Kendi evinizin önündeki ağaç katliamına daha fazla sessiz kalacaksınız bilemeyiz. Ama yakında bölgeye geleceğiz, soğuk bir ayranınızı içeriz…


Sayın Yüksel ÇELEBİ, hırsızlar Dağyolu telefon kablolarını çalınca bütün hafta sonunuz rezil olmuş. Yerel yönetimler başka bir şeye benzemiyor değil mi?


Sayın Rıfat SİBER, fotoğraf sergisinden elde etiğiniz kazancı hastanenin çocuk servisine bağışlamanız örnek bir girişimdi. Tebrik eder, diğer duyarlı vatandaşlara da örnek teşkil etmesini dileriz.


Sayın Abdullah ATLAR, bugün Başbakan Erdoğan’ı karşılamak için Lefkoşa’dan 10 tane otobüs kaldıracağınızı öğrendik. Bir vatandaş soruyor araçlarda klima var mı diye?


Sayın Polat ALPER, son günlerde böbrek taşları ile haşır neşir olduğunuz ve sıklıkla acil servisleri ziyaret ettiğiniz görülüyor. Büyük geçmiş olsun diyoruz. Umarız yakında taş ocağı işine de girmezsiniz…


Sayın Özgen GÖRGÜNER, bir fotoğrafın yanlış anlaşılmasından dolayı sizin başınıza gelenlerle pişmiş tavuğun başına gelenler arasında hiçbir fark kalmamış. Geçmiş olsun diyoruz…   

 

Günün Fıkrası : Babasını açıklarım!

Meşhur bir şarap üreticisinin çeşnicibaşısı (degustatör) vefat edince yeni bir çeşnicibaşı bulmak için ilan verirler. Kirli görünümlü, saç baş dağınık bir ayyaş ilan için fabrikaya başvurur.  Patron bu adamı başından nasıl defedeceğini düşünürken onu sınamaya karar verir.

 Ona içmesi için bir bardak şarap verirler.

 Sarhoş adam bardağı kafasına diker ve;

 - Muscatel kırmızı üzüm,  güney yamaçlarda büyümüş, 3 yıllık ve çelik kaplarda olgunlaştırılmış,

 Fabrika müdürü şaşkınlıkla "doğru" der ve ikinci bardağı uzatır. Bizimki yine bardağı kafasına diker, dilini şapırdatır;

 - Bu da güneybatı eğimli yamaçlarda yetişmiş Cabarnet kırmızı üzümden, 8 yıllık ve meşe varillerde saklanmış,

Müdür daha da büyük bir şaşkınlıkla "doğru" demiş.  Sekreterine göz kırparak bir şeyler ima etmiş. Patronunun ne dediğini anlayan sekreter doğru tuvalete gider ve beyaz şaraba çok benzeyen bir bardak dolusu idrar ile geri döner.

Bizim sarhoş düşünmeden bardağı kafasına diker ve,

- Bu bir sarışın, 26 yaşında, üç aylık hamile bir bayan, ve bu işi bana vermezseniz aynı zamanda babasının da adını açıklarım..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.