1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Bu iddia olay yaratacak!
Bu iddia olay yaratacak!

Bu iddia olay yaratacak!

Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, hızlı bir artış gösteren çocuk tacizine karşı, ülkede çocukları koruyacak bir devlet mekanizmasının olmadığına dikkat çekti

A+A-

Deniz Abidin

Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, çocukların ülkede yurttaş olmadığını, bireyin ancak oy potansiyeli ortaya çıktığı zaman sisteme dahil edildiğini söyledi.  Başel, çocukların bir olayın mağduru ya da faili olduğu zaman sistemle tanıştıklarını kaydetti. Başel, çocukların suç işlediği ya da tecavüz gibi bir olayla karşı karşıya kaldığı zaman devletin kurumlarıyla tanıştığını vurguladı. Başel, devlet kurumlarının okul dışındakilerin tümünün çocuklara uzak kurumlar olduklarını ifade ederek, devletin önceliğinin çocuğun yüksek yararını korumak olması gerektiğini savundu. Başel, ülkede çocukların yurttaş olarak tanımlanmamasından dolayı  devlet için en uzak aktör olduklarını söyledi. Başel, çocuk hakları durum analiziyle ilgili devlet planlama örgütünün yaptığı herhangi bir çalışmanın olmadığını belirtti.

"Çocuk haklarına ayrılan bir bütçe yok"

Hazırlanan yıllık bütçeden çocuk haklarına ayrılan bir bütçenin olmadığını anlatan Başel, şunları söyledi, "Devlet çalışanları 13 maaş alıyor, arpa eken üretici arpası olmaz diye tazminatını alıyor. Yol dökülüyor, dökülen yolla ilgili bir bütçe alınıyor. Ancak 41 yıldır her hükümet döneminde hazırlanan ve Türkiye'den onay alan bütçenin içine göçmen çocuklar diye bir madde daha ekleyip, vatandaş olmayanlar başta olmak üzere diğer tüm çocuklara hakları verilmiyor ve sistemden dışlanıyorlar"

"En büyük ayrımcılığı devlet mekanizması yapıyor"

Başel, KKTC Meclisi'nin samimi olmadığını savunarak, hükümetlerin Türkiye'den talep ettiği bütçeye göçmenleri dahil etmediklerini kaydetti. Başel, "O nedenle vatandaş olmayan bir çocuk okuldan atıldığında, annesi dayak yediğinde sığınma evine yönlendirildiğinde maaş bağlanırken ya da sigortası yoksa MR çektirmek için para ödemek zorunda kalanlara en büyük ayrımcılığı yapan devlet mekanizmasıdır, devlet yöneticilerinin samimiyetsizliğidir" diye konuştu.

"Yaşıtlarından koparılmadan eğitim hakları engellenmemeli"

Başel, özel gereksinimli çocukların, yapılan davranışı anlamlaştırmada zorlandıkları için bu gibi çocukların istismara uğramasının sekiz kat daha fazla olduğunu belirtti. Başel, sistemin özel gereksinimli çocukların sağlık ve korunma haklarına ilişkin özel bir düzenlemenin olmadığını söyledi. Başel, şöyle devam etti, "Özel gereksinimli çocuğu olan kişi üçüncü ülke vatandaşı bakıcı tutmak zorunda kalıyor. Devlet okulu çünkü çocuğu ona göre kabul ediyor.  Salyası aktığı zaman öğretmen silmez. Altını pislediğinde birinin değişmesi lazım. Öğretmenin özel gereksinimli çocuk sınıfına verildiği zaman en az 10 öğrenci azaltması gerekir. Bu çocukların yaşıtlarından koparılmadan eğitim haklarının engellenmemesi lazımdır. Biz buna kaynaştırma eğitimi diyoruz"  

"Kaynaştırmak yerine ayrıştırılıyorlar"

Başel, devletin kaynaştırmak yerine özel gereksinimli çocukları ayrıştırdığını ifade etti.

Başel, devlet çocuk yuvasının koşullarının çok iyi olmadığını belirterek, yuva için ayrılan yıllık bütçenin korkunç durumda olduğunu kaydetti. 0-12 ve 12-21 yaşın ayrıştırılmamış olduğuna dikkat çeken

Başel, çocuk yuvası ile yetiştirme yurdunun ayrı olması gerektiğini söyledi. Başel, dört yaşındaki bir çocuğun gelişimsel özellikleriyle ergenlik döneminde olanın aynı olmadığını belirtti. Başel, çocuk yuvasında koğuş sisteminin uygulanmakta olduğunu anlatarak, duygusal ihtiyaçları karşılamak adına çocukların dokunularak sevilmediklerini, aynı odada iki üç kişi kaldıklarını dile getirdi.

"Toplum ilgisi önem taşır"

Başel, çocuk yuvasında kalanların duygusal ihtiyaçlarının çok önemli olduğunu ifade ederek, etrafta sağlıklı bir model görmeleri gerektiğini kaydetti. Toplum ilgisinin de burada büyük önem taşıdığını anlatan Başel, "biz çocuk yuvasını ve SOS Çocuk Köyünü yeni yılda ve bayramlarda hatırlıyoruz" dedi.

"İnsan yığınları halinde yaşıyoruz"

Sosyal Hizmetler Uzmanı Başel, şunları söyledi, "Biz ne zaman bu konuları aşacağız biliyor musunuz? Biz bugün insan yığınları halinde yaşıyoruz. Toplum olmanın gerekleri, sorun çözme becerilerini geliştirmekle olur.  Bizdeki yaklaşım, hem bağımlı olmak istemiyoruz bir başkasına, ancak zamanı geldiğinde 13.'ncü maaşımızı da almamazlık etmeyiz. Bu yıl almayalım da yollar yapılsın, bizim de çorbada tuzumuz olsun diye bir yaklaşımımız yok. O maaş haktır alınacak ama yolumuz da dökülecek. Eğer, tüm bu sorunların çözümü için bireysel katkı sağlamazsak bu sorunlar bitmeyecektir. Biz nefes alıp veren bir toplum değiliz. Ayağı kırık bir at sadece vurulmayı bekler. Herkes sistemin çökmesini bekliyor. Bunun içinde de çocuklar en görünmeyen grup. Çocukların yaşadıkları en tanımlanamayan süreç. Bir olayın mağduru olmak gerekiyor. Sadece kendi çocuklarını güvence altına alan bir toplum yapısına sahibiz. 10 yıl sonra bu çocuklar, bizim çocuklarımızla aynı toplum içinde olacaklar. Biz bunu hesaplamıyoruz"

"Çürük elma gibi görünüyorlar"

Başel, çocuk evleri, devletin danışma merkezileri olmadığı için kimsesiz çocukların risk altında olan  olduklarını belirterek, uyuşturucu gibi madde kullanımlarının da bu çocuklarda daha yaygın olduğunu vurguladı. Başel, bu tarz çocuklarda, evden ve okuldan kaçma, erken yaşta riskli cinsel deneyim, kendini kesme, şiddet eğilimi gibi riskli davranışlar görülmeye başlanıldığını kaydetti. Başel, "Bunlar aslında okullarda fark ediliyor" diyerek,  okullardaki eğitim sisteminden kaynaklı bu çocukların çürük elma gibi görüldüklerini ve diğer çocukları da çürütecekleri mantığıyla yaklaşıldığını, okulla bağının koparılmasının söz konusu olduğunu belirtti. Başel, eğitim ortamıyla bağı koparılan bu çocukarın daha yüksek oranda riskli davranış sergilediklerinin görüldüğünü söyledi.

"Çocuk polisi ve çocuk mahkemeleri yok"

Başel, ülkede kapsamlı bir çocuk koruma polisinin olmadığına dikkat çekerek, "çocuk koruma sistemi yok, çocuk polisi yok, çocuk hakları konusunda özel eğitim görmüş savcılar ve yargıçların görev yapacağı çocuk mahkemeleri yok"diye konuştu. Başel, risk altında olan çocukların tedavi ve rehabilitasyonunu üstlenecek bir islah okulunun olması gerektiğini vurguladı. Başel, "Islah evi değil. Kapalı bir ortam değil. Mesai saatlerinde tedavi ve rehabilitasyonlarını üstlenecek, aile ve sosyal çevreden koparılmadan bir meslek edinecek şekilde rehabilitasyonu sağlayacak bir okuldan bahsediyorum"dedi.

"Dönüşümlü bakanlık sistemiyle yönetiliyoruz"

Başel şöyle devam etti, "Demokrasi algısı zayıflayan bir toplum olduk. Kimi  toplumun demokrasi algısı iyi çalışırken, bizdeki algı ise sadece maaşları ödemektir. Dönüşümlü bakanlık sistemiyle yönetilen bir ülkeyiz. 23 Nisan çocuğu gibi oraya oturup kalkıyorlar, ancak kimse de  orada ne yaptınız diye sormaz. O nedenle de her toplum hak ettiği şekilde yönetilir. Kimse kimseye kızmasın"

"Çocuklar siber ortamda tacize uğruyor"

Başel, bilişim suçları yasasının olmamasından dolayı çocuklar tacize uğradıkları  ve tehdit aldıkları zaman bu suçluları bulmanın mümkün olmadığını kaydetti. "Çocuk tecavüzcüleri aramızda dolaşıyor"diyen Başel, siber ortamda da bu tür suçların oldukça fazla olduğunu belirtti. Başel, "Bize onlarca ailelerin getirdiği örnekler var. Gerçek hayatta ne varsa sanal ortamda da tüm riskler gerek yetişkinler gerekse çocuklar için geçerlidir. Teknolojiyi bu kadar etkin kullanan bir toplumda  bilişim suçları yasasının olmaması büyük bir soru işaretidir"dedi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.