1. YAZARLAR

  2. İpek Halim

  3. Bu kadarı da olmaz dedirten Tabela!
İpek Halim

İpek Halim

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu kadarı da olmaz dedirten Tabela!

A+A-

İlk reklamların M.Ö. 2000 yılında yapıldığını not düşen
kaynaklarvar. Türkiye, İngiltere, Roma ve Pompei
duyuruların/reklamların yapıldığı bazı ilk yerleşim yerlerindenmiş.

O zamanki reklamlarla günümüzdeki reklam anlayışı tabii
ki çok farklı. İlk reklamlarda ihtiyaç yaratmak veya
yaşam tarzı oluşturmak gibi amaçlar yoktu.
O zamanlarda reklamlar sadece ürünün/hizmetin nereden alınabileceği
konusunda bilgi aktarmaktaydı.

İlk reklamcılar çığırtkanlardı.
Tabelanın tarihi de oldukça eskidir.
İngiltere’de M.Ö. 1600’lı yıllarda oldukça çok kullanılan
tabelalara II. Charles bir kısıtlama getirmiş.
Sokağın iki tarafında da dükkanların olduğu bir yoldan geçerken
“bu kadar sık tabela olmaz! Cennetin temiz havasını ve ışığını kesiyorlar” demiş.
Ardından da tabela büyüklüğü ve sayısı ile ilgili bazı kısıtlamalar getirmiş.

Sokağa, dükkanın dışına asılan tabela kamusal alanda yer alıyor.
Ve evet kamusal yaşamı hiçbir koşulda engellememeli.
Temiz havayı, ışığı, görüntüyü kapatmamalı……trafiği engellememeli.
Tehlike arz etmemeli!
Sağlamlığı, büyüklüğü, sıklığı konularında farklı ülkelerde tabelalar ile ilgili farklı uygulamalar ve yasalar vardır. Tabelanın kontrolü, izni, vergisi vardır.
Kısacası, İngiltere’de M.Ö. 1600’lı yıllarda başlayan kamuyu koruma
artık her ülkenin gündemindedir.

Kıbrıs’ta çürük veya köşede, kaldırımın üstünü kaplamış kocaman
tabelalara rastlamak çok mümkün.
Ancak bu hafta özellikle üzerinde durmak istediğim konu biraz daha farklı.
Tabelaların içeriği ile ilgili.
Lefkoşa’dan Magosa’ya giderken
Sol kol üzerinde tam da yolun kenarında
yani görmemeninmümkün olmadığı bir mekan var.

İnşaat biteli bayağı oldu. Birkaç sene tabela yoktu.
Sonra orta büyüklükte yoldan taraf bir tabela kondu.
Mekanın adı yazılı (öyle tahmin ediyorum)
“Gazablanca” yazıyor.
Casablanca mı yazacaklardı da hata mı oldu?
Yoksa bilgisizlik mi?
Ya da iyimser bir ihtimalle
arkasında benim bilmediğim bir espri veya anlam yüklü olan
“Gazablanca” elbette tabelaya yazılan en garip isim değil.
Zaten konum da o değil.

Tabeladaki resim esas üzerinde durmak istediğim nokta.
Çıplak bir kadın figürü var!
Zayıf, uzun saçlı, göğüsleri detaylandırılmış,
Bacakları acık, çömelmiş bir kadın resmi!

Sorular: Buradaki ürün kadın mı? Gazablanca’ya girdiğinizde
içerde bu kadını mı alıyorsunuz yani?
Tabelalara her şeyi yazmak, çizmek yasal mı?
Kadını ürünleştirmek/satmak/ bu şekilde teşhir etmek
tabelaya taşımak ahlaki mi, etik mi, yasal mı?
Bu zihniyetin kamuya bu kadar rahat, patavatsızca
apaçık pencere açmasına, tabela dikmesine
göz yummak iktidar hakkında bize ne söylüyor?

Bir diğer yandan da gururumu, midemi ve umutlarımı bulandıran bu tabela
belki de çok işe yarıyor. Kapalı kapılar arkasında nelerin yapıldığı konusunda
bize ışık tutuyor!
Sonuç. M.Ö. 1656’de II. Charles’ın dediği gibi hiçbir tabela temiz havayı (eğer kaldıysa) ve ışığımızı, umudumuzu kesmemeli!

İyi günler…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.