1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Bu mektup da Bakan Ahmet Gülle’ye…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu mektup da Bakan Ahmet Gülle’ye…

A+A-

Sayın Ahmet Gülle, Sağlık Bakanı;
   Türkiyeli turistlerin sağlığı KKTC genelinde garanti altına alındı… Türkiyelilerin genel sağlık sigortaları olduğu ve o sigortaya KKTC’de de geçerlilik tanındığı için... Türkiyeli turistlerimiz sağlık açsından ülkemizde güvencede olacaklar…Sevinmemek mümkün mü buna?.. Ama biz Kıbrıslı Türklerin kendi vatanlarında sağlık garantilerinin eksikliğini duyumsamamak da mümkün değildir. Bu haber hepimizi buruklaştıracak türdendir. Kıbrıslı Türklerin kendi vatanlarında yeterli sağlık güvenceleri yok… Çünkü genel sağlık sigortası bizim ülkemizde, siyaset sahnesinden gelip geçen tüm sağlık bakanlarının verdikleri sözlere karşın yasallaştırılamadı. Ve çok iyi bilinmektedir ki, sistemsizliğe dönüştürülen bu düzenimizde, çözümsüz sağlık sorunlarımızın temelindeki en önemli nedenlerden biri de hâlâ daha genel sağlık sigortasından yoksun olmamızdır…  
Çağımızda sağlık hizmetlerinin pahalı olduğu doğrudur. Devletimizin sağlık hizmetlerine ayırabildiği pay da bu pahalılığı karşılayabilecek düzeyde değildir.
   Ertuğrul Hasipoğlu Sağlık Bakanlığı’na atanır atanmaz, bütçe darlığı yüzünden bakanlığın karşı karşıya bulunduğu ciddi sorunların altını çizmiş ve dış hastanelere yapılan sevkler nedeniyle bakanlığın büyük borç altında olduğunu duyurmuştu. Biz de o günlerde bu bağlamdaki görüşlerimizi açıklarken, kara kara düşünmeyi bir yana bırakmasını ve deneyimli bir sağlıkçı olarak genel sağlık sigortasını yaşama geçirebilme adına kolları derhal sıvaması gerektiğini vurgulamıştık... Bu vurgulamamız üzerine Hasipoğlu genel sağlık sigortasının 2013’te uygulamaya konulacağını duyurmuştu.  
   Sayın Ahmet Gülle; şimdi göreve gelir gelmez siz de ülkemizdeki genel sağlık sigortası eksikliğine vurgu yaptınız ve bu eksikliği giderecek adımların atılacağının güvencesini verdiniz. Sizin koyduğunuz hedef 2014… “2014’te bu iş tamam” diyorsunuz. Dilerim sözünüzü yerine getirebilirsiniz…  
   Bilincinde olduğumuz sorunlarımızın çok iyi bilinen çözümlerini bir türlü uygulamaya koyamayan toplum geleneğini aşabilmek için farklı ve cesaretli bir adım atmak dilerim size nasip olur...  
   Kimileri, genel sağlık sigortası uygulamasını gerçekleştirebilmek için radikal kararlar almak gerektiğini söylerler...
   Neden “radikal” gözüyle bakılır bu olaya?.. Genel sağlık sigortasının yürürlüğe girmesi kimilerinin kazancına halel mi getirecek?..  .
   Kaygı buysa eğer, pek de erdemli bir düşünce tarzıyla karşı karşıya değiliz…
   Birilerinin kazancına halel gelmesin diye bütün bir toplum ve o toplumun gelecek nesilleri sağlıkta risk altında tutulamaz…     
   Sağlık Bakanlığı yetkililerinin geçmişteki bir açıklaması hâlâ hatırımdadır. Devletin sağlık hizmetlerinden sembolik ücretler alınması halinde bile ayda 50 bin TL toplanabildiğini açıklamışlardı. Bu tespitin bize ilham vermesi gerekir…
   Düşünüyorum ki, sadece hastanelerden geçenlerimizden toplanan küçük paralarla böyle bir birikim oluşabiliyorsa, çalışanların ve geliri olanların aylık kazancından kesilecek minicik bir sağlık sigortası primi kısa sürede nasıl bir kaynak oluşturur…
   En azından 60 bin çalışanı ve emeklisi yok mu bu ülkenin?..  Her birinden 5 TL prim kesilse ayda 300 bin TL eder…  300 bini 12’yle çarpınız. Bir yılda oluşan büyük bir kaynak... 
   Yani diyeceğim o ki, milyarlık bir kaynakla genel sağlık sigortasının güçlü temeli atılır… Böylesi bir projeye Türkiye’den ve hatta AB’den de destek almamız mümkündür. 
   Genel sağlık sigortasının gerçekleşmesi adına mücadele vermesi gereken kurumların başında özel hastaneler ve klinikler gelir. Çünkü devletin ülkemizdeki özel sağlık kurumlarından almaya başladığı hizmetlerin boyutu da, borcu da giderek büyümektedir. 
   Hasta sevkleri yüzünden biriken büyük borçlar, özel sektörün yerel hastanelerini de mağdur duruma getirdi.
   Türkiye’deki ve İngiltere’deki sağlık kurumlarına takılan borçlar, şimdi de yerel kurumlarımıza takılmaya başlandı. Aynı filmi yaşamaya gücü var mı bizim naif kurumlarımızın? Kesinlikle yoktur… Bu projeyi başaracak sağlık bakanımızın adını sağlık tarihimize altın harflerle yazdıracağına kuşku yoktur… 
   Sayın Bakan; bir de hastanelerdeki bürokrasiyi savurganlıklara geçit vermeyen bir sisteme oturtmanın zamanı çoktan gelip geçmiştir. Örnek: Bir hasta dilerse günde birkaç hastane hekimini dolaşıp birkaç tane reçete yazdırabilir ve devletin eczanelerini sağabilir. Polikliniklerde doktor masalarına yerleştirilen bilgisayarlar amaçsız aksesuarlar mı? On-line sistemde, her hekim odasına gelen hastanın durumuna ekranda bakabilmeli ve bu ilaç istismarcılığını durdurabilmelidir. 
   Görüşlerimizin dikkate alınacağı inancıyla saygılarımı sunarım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.