1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. BU NE HEYECAN BEYLER?
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

BU NE HEYECAN BEYLER?

A+A-

En baştan uyarayım...

Sakın bana önyargılı olduğumu söylemeyeniz...

Ya da “dur bakalım evlat, daha ne ettin” de demeyiniz...

3 maymunu oynamıyorsanız, etrafınızda dönen olayları görür, duyar ve konuşursunuz...

Tabii sessizliğiniz nedeni ile ödüllendirilmiyorsanız...

Geçtiğimiz gün bakanlıkların devri sırasında heyecanlı olanlar sadece yeni bakanlar değildi...

Onlar ile baraber gelenler de en az onlar kadar heyecanlıydılar...

Bakanlar görevlerini tören eşliğinde devralırken, partilileri ise, törensiz bir şekilde kendi kararları ile görev aldılar...

Yani bakanlıklarda çalışan insanlar her hükümet değişiminde yaşadıklarından farklı bir gün yaşamadılar...

4 yıl önce aynı yol ile bakanlığa girenler evine, evine gidenler ise bakanlığa geri döndüler...

Bu ne iğrenç bir yapıdır...

Partizanlık bu kişilerin kanlarına işlemiş durumda...

Bazıları en şık kıyafetlerini giyip bakanlıklara gelmişler...

Üstelik hangi oda da ve/veya hangi masa da oturacaklarını bile ayarlamışlar...

E kolay değil, ne de olsa gün, intikam günü...

İlk gün yaşanan bu rezilliğin bir partiyle sınırlı olmadığı bilgisi de geldi bizlere...

Yani her iki partinin de, “sömürü” tayfası dün iş başındaydı...

Ve emin olunuz bu daha başlangıç...

Kısa bir süre sonra bu partizanlık daha da gün yüzüne çıkacaktır...

Anlayacağınız Ciğerci Ahmet’in dediğinden, “fasulyanın yahnisi, gitti geldi aynisi”...

Unutmadan! Kamu çalışanlarının haklarını savunan bazı sendika yönetecilerinin de, ileri ki günlerde müdür veya müsteşar görevlerine getirilecekleri iddia ediliyor...

Yerlerini ise başka parti militanlarına! Pardon, başka kişilere devredecekler...

Bu değişimler yaşandığında, eski başkan ve yeni müsteşarların kimler olduklarını hep beraber göreceğiz...

Artık dönem bu kişilerin dönemi...

Çünkü bu işler pararyla değil, sırayla ve sıra şimdi yer değiştirmiş durumda...

Fakat ne kadar çok bu günü bekleyen insan varmış...

Kendi partisi geldi diye koşarak bakanlıklara akın eden vatandaşlar, belli ki bu ülkenin geldiği durumdan ders almamışlar...

Partizanlıkla aslında kendi çocuklarının geleceğini yok ettiklerinin farkında bile değiller...

Diğer yandan ise bir arkadaşım bana şöyle diyor, “be Ali, yoksa haklı olan biz değil de onalar mı acaba?”

Haklısın be arkadaşım...

Ne de olsa bu bozuk düzeni düzeltmektense, düzmek daha mantıklı ve daha kolay...

Düzülen olmaktansa, düzen olmak daha iyi değil mi?

O zaman bir partiye üye olup, onun hükemete gelmesiyle birlikte düzülenler listesinden çıkmayı denemeli...

Sanırım bu hastalığın tedavisi yok...

Bazıları, “mutlaka görevinizi yerine getirip, oyunuzu kullanmalısınız” diyor...

Peki, neden?

Partili değilseniz ne için oy versiniz ki!...

Baksanıza! Daha ilk günden yaşanılanlar, önümüzdeki günlerin habercisi değil mi?

Ne vatandaş, ne de ülke için icraat yok...

Partililer için sonsuz hizmet var...

O da tümü için değil tabii ki...

Bir partiye sadece oy vermiş olmanız yetmez...

Hele ideolojisini benimsemeniz hiç yetmez...

Nelerin gerektiğini siz daha iyi bilirsiniz...

Aslında en kötüsü nedir bilirmisiniz?

Sonunun nasıl biteceğini bilerek, “yeni başlangıç yaptık” yalanına kendini kaptırmak...

Ama umut işte...

Bu defa, bir kez daha, son kez bir daha diye diye sıçtık tüm geleceğimizin içine...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.