1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. BU PANİK DEĞİLSE NEDİR?
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

BU PANİK DEĞİLSE NEDİR?

A+A-

“Büyük katılım olacak” dediler.

Tabipler Odası hareket saatini, yerini bildirir mesaj attı, ” katılacağız” dedi…

Kıbrıslı arkadaşımı aradım,”Ne yapacayık” diye sordum,  “Katılacayık” dedi.

Birkaç kişi ile konuştum hepsi de katılacaklarını söylediler.

E bu durumda katılmamak olmazdı.

Zaten kaç gündür görev gibi katılıyorum.

Hani dünyada benzeri olmayan bir eylem bu.

Öncekileri düşündüm.

Mesela 1977 katliam yapılan 1 Mayıs gününü.

Ondan önce üniversitelerde yapılan boykotları.

Sokaklardaki afişlemeleri.

Polis kovalamacılarını.

Cenazeleri, işçilerin grevlerini.

Ciddiyet vardı.

Kaşlar çatık.

Bıyıklar dikleşmiş.

Yumruklar sıkılmıştı.

Polis ona, o polise aynı pozisyonda bakarlardı.

Koptu kopacaktı patlama.

Sonra…

Ya iki taraftan biri geri adım atar eylem biter.

Ya da…

Şimdikine bakıyorum…

Keyif alıyorum.

Ne yaptığını bilen bir halk var, gençlik işe el koydu…

İstedikleri mantıklı.

Bu eylemlerine geç bile kaldılar.

Pazar günü herkes katılacağım demişti ben de haliyle katıldım.

Sıcak vardı.

Boğucu değildi ama kalabalığın ısısı da yayılınca bir kat arttı ısı.

Sıraselviler’den meydana doğru yürüdüm.

Sel gibiydi halk.

Omzumda fotoğraf makinesinin çantası.

Boynumda fotoğraf makinem…

Yürüdüm.

Barikat koydular cadde girişine.

Kestiler yolları.

Bu konuda şaka gibi eylem yapan direnişçiler, ciddidirler…

Uzaktan anonslar ve konuşmalar duyuluyordu.

Müzik sesi.

Ve sloganlar daha çok, “Tayyip İstifa” şeklindeydi.

Demek ki mesele üç beş ağaç değilmiş.

Gençler ve halk karar vermişler, “Götürecekler”.

O anda bir daha anladım; halk isterse olur.

Olacak gibi de duruyor.

Tam o anda cep telefonum çaldı…

Titreşimli olmasa anlayamayacaktım…

Sesini duymak ne mümkün…

Metroya gideyim oradan konuşayım, dedim.

Metroya giriş de imkânsız.

Çıkanlar dereydiler.

Düşündüm; sadece çıkıyorlar…

Peki gidenler?

Yoktu.

Kapattım telefonu, kalabalığın içine iyice girdim.

Oranın bir parçasıydım artık.

Akşamüstü dönüyorum.

Radyolarda RTE konuşuyor.

Öfkeliydi sesi…

Saldırgandı da.

Bir günde dört yerde konuşma yapmak kolay mı?

Ümmet ise onu takip ediyor.

Nereye gitse peşinden gidip yedirmeyiz yeminleri ediyor…

Bu iyi bir şey…

Başbakanlarına sahip çıktılar.

Onu anladım…

Ama aynı günde dört yerde miting düzenleyip konuşmayı anlayamadım.

Uçağa binmeden konuş, inince konuş, durunca, eve girince yine konuş.

Bu panik değilse, nedir?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.