1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Bu toplum sizi silmez mi?
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu toplum sizi silmez mi?

A+A-

Günümüz dünyasında, bir kaç yüz yıl veya bir kaç bin yıl öncesine göre “Kadın – erkek” eşitsizliği birbirine daha yakın bir noktaya gelmişse de hâlâ “Kadını” ikinci hatta üçüncü sınıfta tutan kültürler yok değildir…

Nazım Hikmet, “… soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen” der ve eşit olunması gerektiğini işaret eder… 
Hristiyan aleminin çok önemli günlerindeyiz… 

Christmas kutlandı. Dualar edildi… Hz. İsa’nın dünyaya gelişi şerefine şaraplar içildi…
Bu dinde, “…Ey kadınlar, Rab'be bağımlı olduğunuz gibi, kocalarınıza bağımlı olun” emri vardır… 
Kutsal kitapları İncil’den alınmıştır bu ifade…
Bizim dinimizde, yani İslam’da “Noel” veya “Christmas” kutlanmaz… Biz İsa’nın varlığından eminiz ama doğumunu kutlamak gibi bir adedimiz yoktur… 31 Aralık akşamı, yeni yılı karşılamak amacıyla eğleniriz…
Ama, kadınların kocaları ile ilişkilerini bizim dinimiz de düzenler elbette… Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’de bu ilişkiyi “düzenleyen”, örneğin Nisa Suresi vardır… Ve bir yerinde, “… İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır” denir…
Din bir yana; kültürümüzde karı ve koca; sevdiklerini severler…
Saydıklarını sayarlar…
Kadın, kocasının sevdiklerine; erkek de karısının sevdiklerine saygısızlık etmez…
Peki ederse?
Ederse modern kültürlerde bir şey olacağı yok elbette!
Şeriat, “… İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır” ifadesinden sonra, “itaat etmeyen kadına” ufak ceza öngörüyor olabilir… Bu da günümüzde çağdaş kültürlerce kabul görmeyebilir ama kadın veya erkek; hiç farketmez; “… İyi kadınlar ve erkekler, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının – karılarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır” dersek, daha eşitlikçi davranmış oluruz…
Kısacası, konumuz illa ki kadının “İtaati” yani “Bağlılığı” değil; aynı zamanda erkeğin de karısına “İtaati” ve “Bağlılığı” olmalıdır…
Ve günümüzde; modern toplumlarda; bir kadın veya bir erkeğin; karısının ya da kocasının “Gıyabında”, sevip saydıklarına, en başta da ailesine saldırması; bu saldırıyı yapana hiç bir kazanım sağlamaz…

Tam aksine; bizim Kıbrıslı Türk kültüründe, sadece “Dedikodu” olarak kalır bu saldırı…
Dedikoducuların ağzına sakız olunmanın ötesine götürmez bir insanı.
Bunu yapmak; yani karımızın veya kocamızın sevdiklerine, saydıklarına bir şekilde “Hakaret etmek” ya da “Aşağılamaya çalışmak” küçük hesaplar olarak değerlendirilir.
Saygınlık yitirici bir şeydir…
İyi kadınlar veya erkekler; kocalarının ya da eşlerinin korunmasını emrettiği; ya da rica ettiği; veya istediği şeyleri korurlar…
İyi ilişkinin; iyi insan olmanın temellerinden biridir bu davranış…
Ve bizim kültürümüzde “Ailemiz”; annemiz, babamız, kardeşlerimiz, kız kardeşlerimiz, yeğenlerimiz çok değerlidir…
Bizim kültürümüzde; bizim yokluğumuzda veya varlığımızda, annemize, ablamıza, kız kardeşimize, ağabeyimize, teyzemize, halamıza, dayımıza, amcamıza, hele hele nenemize ve dedemize dokundurtmayız…
Dokunan; doğru yapmış olmaz…
Dokunan; “Haklı ya da haksız”; “Zamanlı veya zamansız” yanlış yapmıştır.
Haaa; haklı olabilirsiniz…
Söyledikleriniz doğru da olabilir…
Ama ne yazık ki kimseyi ilgilendirmez.
Hele günümüzde; hiç değeri yoktur…
Ne yaparsınız?
Karınızın ya da kocanızın sevdiklerine saldırarak; “Varsa eğer” düşmanlarına – sevmeyenlerine fırsat verirsiniz…
O zaman da, karınızı ya da kocanızı; eşinizi, partnerinizi, birlikte yaşadığınızı – seviştiğinizi, koklaştığınızı, çok mutlu göründüğünüz kişiyi veya sevenlerini değil; kendi kendinizi vurmuş olursunuz.
Bu toplum sizi siler…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.