1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Bu toplumsal devinimi mecrasında akıtacak yöneticilere ihtiyacımız vardı
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu toplumsal devinimi mecrasında akıtacak yöneticilere ihtiyacımız vardı

A+A-

Türkiye’de bile bırakın askerle dalaşmayı,  yan gözle bakılamayacağı  dönemlerde bu memleketin  “Afrika”lı Şener Levent’i askerle kavga ettiydi!

“Moskof uşakları,  Bolşevikler”  laflarının insanlara hakaret olarak söylendiği dönemlerde,  bu memlekette inadına Rusya aşığı insanlar da vardı,  komünistlerle Akel yanlıları da!

Bu memlekette gün geldi Dr.  Fazıl Küçük ile Denktaş gibi iki dava arkadaşı lideri bile birbirine düşürecek komplolar düzenlendi.  Doktor’u Denktaş’a yedirmek için  olmadık tezgâhlara mekik atıld!. 

“Ben dava adamıyım,  sizin avukatınızım”   diyen Denktaş ise ne zaman seçimlerde aday olarak ortalara atılmışsa,  “iddiasına”  falan aldırmadan anasından emdiği sütü burnundan getirirlerdi! 

Bu Memlekette hâlâ Makarios’un danışmanlığını yapan İhsan Ali’yi her vesile ile  “lider”  olarak kabullenip göklere çıkaran yandaşları vardır! 

CTP’yi yıllarca   Moskof uşakları olarak karaya çalanlara karşı bu partinin kılı oynamamış,  bağımsızlık savaşı veren Mustafa Kemal’e,  Batı usulü devrimlerinden dolayı  “Atatürk”  dememişti! 

Ve  Kıbrıs Türk halkı ister inanın ister inanmayın,  Rum’dan hiç korkmadıydı! 

Dahası günü geldiğinde o Rum Türk’e saldırdığı için o da Rum’a saldırdıydı… Hem de tek bir kimlik bütünselliğinde:  “Kıbrıs Türk’ü”  olarak. 

DOLAYISIYLE:  Böylesi karakteristik bir özelliğe sahip olan ve her devrede zıt güçler dengesini kullanan Kıbrıs Türk insanı,  eğer günü saati,  zamanı zemini uygun düşmüşse  Ankara’ya da karşı çıkar,  kafasına yatmayan olaylara  da.  Türkiye’nin yanında da yer alır,  Rum’un yanında da…

BU YAPISAL ÖZELLİĞİ KULLANAMADIK.  Erdoğan’ın şu  “medeniyetler ayrılığından doğacak bütünsellikler”  çağrıları vardı ya…

Kendi ülkesinde Alevilerin  Cem Evlerini bile onların ibadethanesi olarak kabul edemedi!  Ve Sünni Müslümanları  gün geldi tüm dinlerle medeniyetlerin önüne koyarken kendisini  “bayraktarı”  ilan etti. 

Bizde ise  Rum’a karşı bile   Allah yolunda cihata çıkan  “Mücahit” söylemine  karşın,   verilen özgürlük ve egemenlik savaşı  “dine”  dayalı olmadı!  Ne camilerden dualar aldı ne  “amin”lerden medet umdu!  

Rum’un kiliseden beslenen kilise  bağımlısı   ulusal duygularının aksine,  Kıbrıs Türk halkı   “Türk”  kimliği ile mücadele etti,  simgesi de Türk bayrağı oldu…

Yıllar sonra Ecevit’in tespiti de buydu…

PEKALA:  Bugün çıktığımız mücadele yolunda bayrak mı değiştiriyoruz? 

Hayır kabuk değiştiriyoruz!  Tabuları sürekli yıkarken tutun ki bu adada ne olduğumuzla ne olacağımızı sorguluyoruz.

VE İŞTE ALDIĞIMIZ CEVAPLAR: (En son olayları örnekliyoruz,  eskileri dürtmüyoruz.)                    ANAVATAN  cephesi diyor ki:   “Merak etmeyiniz.  Her zaman arkanızdayız.  Sizi yalnız bırakmayacağız.  Yalnız bizi dinleyip itaat edecek,   muzırlık yapmayacaksınız…”

KKTC cephesi:  Gelip gidenler zaten  gelip gittilerdi. Biz şimdilerde kalan sağlara bakıyoruz ve   Mesela Eroğlu cephesi bakıyoruz:  “Bu görüşmeler ilanihaye böyle devam etmez diyor ya,  bildik bileli öyle devam ediyor!”

İrsen Küçük mü?  Olduğu gibi  KKTC  halkı  “iyi değiliz”  derken,  o  “çok iyiyiz”  demeye devam ediyor!

Ve yerine geçmek isteyen Kaşif:  Ben daha iyisini yapacağım diyor!  Demek ki yapılanları beğenmiyor! Oysa   vakti zamanında  Sosyal sigortaların,   şimdilerde ise Sağlığın Bakanıdır.  Dolayısıyle hükümet başarısızsa o başarısızlıkta  bal gibi payı vardır! Fakat Bakanı olduğu Hükümetin icraatlarını beğenmeyen Kaşif’e  bir Allah’ın kulu çıkıp bunu söylemiyor!   

KISACA:  Yine ayni soruna geldik.  Kendi dinamiklerini  demokratik teamüller haline getirip gemi azıya almış atlar gibi koşan  Kıbrıs Türk halkına sadece  “çok iyi yönetecek çok iyi yöneticiler”  gerekiyordu.   Ki dizginleri çekerken hem güven versindi hem de yönetirken yönlendirsindi… 

Talih işte!   Seçip  kaderimizi teslim ettiğimiz  ne kadar politikacı varsa,   görevleri süresince  halka sadece  sorun çıkardılar.  O kadar ki hemen hepsi de giderken arkalarından tenekeler çalındı!  

*****

OLİMPİYATLAR BİTTİ

Geçtiğimiz gün bu  Olimpiyatlar nedeniyle KKTC’deki spor aktivitesinden yakındıktı!   Çünkü olimpiyatlara katılma hakkını  es kaza elde etsek ancak bir iki dalda yarışacak kısırlıkla hep sonunculuklara mahkûm olacağımız  gerçeğini iyi  biliyoruz.                    Ve diyoruz ki artık okullarımızda,  çocuklarımızı yetiştirecek spor olayı da kalmadı,  o küçücük bedenleri eğitecek  beden eğitimi dersleri de! 

Bu tip olayların nüfusla yahut tanınmış Devlet olup olmamakla da  ilgisi yoktur.

Sporu  “amatör ruhun”  bilincinde bir toplumsal olay haline getirirseniz hatta çok paraya da ihtiyaç yoktur.  Zaten bir sporcu için öncelik para değil,  büyük kitleler tarafından alkışlanırken duyduğu o büyük  hazdır…  Bir sporcuya en çok da takdirlerin sevgilerinde duyacağı bu alkış sesleri gerekir…

NİTEKİM:  Geçtiğimiz gün bu tip serzenişlerle uzattığım  yazımı yolladıktan sonra bir konuyu  eksik bıraktığımı hatırladımdı.  Mağusa Belediye’sinin  “gençlere yönelik oluşturduğu  Mağusa Gençlik Merkezi MAGEM’i.”   Kulüplerin futbola kapandıkları,  okulların sadece beş on kişi ile oluşturdukları takımlar ötesinde öteki tüm öğrencileri sporun dışında tuttukları gerçeklerde,   “MAGEM” Mağusa’daki çocuklara,  gençlere olanaklar sağlıyor. 

Ve  “istenen işte bu tip etkinliklerle çalışmalardır”  dedirtiyor…

HADİ ŞUNU DA EKLEYELİM.  Mağusa dediğiniz çapı ile kapasitesinin altında bir kent.  DAÜ gibi bir üniversitesi,  Limanı falan var ama bakın neleri yok:

Turizmine katkı sağlayıp  geliştirecek otelleri yok! Kültür adına,  medya adına  yayınlanan gazetesi,  televizyonu yok!  Futbolda önemli olması gereken  Mağusalı bir hakemi yok!  Türk Gücü’ne bile yetiştirdiği futbolcuları yok!  Mesela bir Meliz Redif’i yok!   Deniz kıyısındaki kentte deniz sporları yapılacak tesisleri  yok!   Parkı yok,   yeşili yok,  nizamı intizamı yok…

Uzatmak istemeyiz.  Tutun ki  Belediye’nin MAGEM’i bu yokluklar arasında gençlere büyük olanaklar sağlıyor.  “Fakat”  diyoruz,   Mağusa’nın  daha çok MAGEM’lere,  benzeri gençlik Merkezlerine ihtiyacı vardır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.