1. YAZARLAR

  2. İsmet Kotak

  3. Bu tutumun karşısına çıkmayacak mısınız?
İsmet Kotak

İsmet Kotak

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu tutumun karşısına çıkmayacak mısınız?

A+A-

1963’den beri KKTC topraklarında faaliyet gösteren Yabancı Ülke temsilcilikleri,burada hem temsiliyet, hem de konsolosluk hızmeti veriyorlardı.

Rum ve Yunanlı,AB üyesi “Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’ne” karşı haksızlık olduğunu,tanınma ilkesi ile bağdaşmadığını ileri sürerek,bunların kapatılmasını istedi.

Alçak sesle yapılan temasların sonucunda, ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa, KKTC’deki Temsilciliklerindeki tası-tarağı topladılar ve çekip Rumun egemen olduğu tarafa taşındılar.

KKTC’de hızmet isteyen kendi yurttaşlarını ve yine vize isteyenleri de Rumun propagandasını ve savunmasını yüklenip, “Güneye gel” diyerek onurlandırıyor…

Vize mi istiyorsun?

İşgâlci Rumu tanı,Güneye geç ve yabancı elçiliklerden hızmet al.Değilse hızmet yok…

Hadi ABD,Almanya ve Fransa üçüncü tarafdır.

Ya şu Kıbrıs’ın Garantörü ve Üslerin işgâlcisi İngiltere ne yapıyor?

Zaten 1963’de Yüksek Komiser Arthur Clark aracılığıyla Makarios’a Anayasanın 13 maddesini değiştirmeye iten İngiltere değil miydi?

Yani Türkü ve Rumu yeniden karşı karşıya getiren ve çarpıştıran İngiliz politikası unutuldu mu?

İşte şimdi de Garantörlük sıfatını ayaklar altına alarak, önce Rumun AB üyeliğini tanıdı, Türkü dışladı;şimdi de Lefkoşa’da bulunan temsilciliğini kapatarak, Türk Halkını ve UK yurttaşlarını Güneye gitmeye itti.

Oyun üstüne oyun…

***

Osmanlı İmparatorluğunun gerileme dönemini incelerken yine de savaşı kazandığımızı ama masada kaybettiğimizi işaret ederlerdi Profesörler.

Bu Girit için böyleydi; ana kara Yunanistan için de…

Balkanlardan milyonlarca nufus, kağnılarla Anavatan topraklarına sürünerek göçerken bile ordularımız yer yer zaferler kazanıyorlardı.

Ama  her savaşın ardından sahne alan Avrupalı güçler, masada Osmanlıya yeni koşullar dayatıyorlardı.

Berlin antlaşması en feci olanı idi.

Bosna ve Kıbrıs, aynı masada,aynı tarihte kaybedilmişti.

Zaferler masada da zafere dönüştürülemiyordu.

Batılı devletler, hep Osmanlının elini tutuyorlardı.

İşte şimdi Kıbrıs’ta tarihin o kara günlerini yaşayacak mıyız diye hesap peşindeyiz.

Gerçi aramızda bir eli yağda,öteki eli AB’nin balında olanlar rehavet içinde rahata erdiklerini sanıyorlar ya!

Gün gele uyanacaklar ama çok geç olacak,düşman silâhlı olarak kapıya dayanmış olacak… 

21 Aralık 1963’de “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni” adadaki Yunan askerleri ile birlikte kana bulayan ve Kıbrıs Türkünü devlet çarkından uzaklaştıranlar,  devleti işgâl etmişlerdi.

Garantör İngiltere, Rumun sırtını okşayan ülke konumunda idi.

Katledilen Türklerin,yakılan yıkılan cami ve okulların,yerle bir edilen ev ve iş yerlerinin,36 bin Türkün 103 yerleşim biriminden göçü hakkında   tarafsız gözle raporunu BM Uzmanı Ortega yazıp BM Güvenlik Konseyine sunmuştu.Katliam,kıyım,haksızlık ve edepsizlik o rapordadır.

Ama buna dayanılarak tek bir Güvenlik Konseyi kararı alınmadı.

Aksine 4 Mart 1964 tarihli kararla Rumun silâhlı ve plânlı(Aklridas Plânı)işgâline kendine göre meşruiyet kazandırdı.

O günden beri bu haksızlık sürdürülmektedir.

Şimdi söylemek istediğimi söyleyeyim.

Yıl 2011.

Yıllardan beri Kıbrıs görüşmeleri sürmektredir.

Garantör İngiltere, Garantör Yunanistan, ABD ve de tüm AB ülkeleri; Rusya ve bloku, işgâlci Ruma güvence vermiştir:

“Merak etme.KKTC tanınmayacaktır. Aslolan “Kıbrıs Cumhuriyeti’dir”.Biz sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’ni   tanıyoruz. Bunu sürdüreceğiz…” 

Bunun garantisini alan Rum ve Yunanlı niye Kıbrıs Türkü ile anlaşsın?

Niye Türkle hak ve yetkilerini paylaşsın?

Niye Federasyon oluşturarak Kıbrıs’ın mülkiyetine Türkü de ortak yapsın?

Bunu hızlandırmak için KKTC topraklarındaki “Konsolosluk Ofislerini” kapatan ülkeler, Rum ve Yunanlıya hızmet etmektedirler.

Çünkü Güneye geçmek istemeyenler de Güneye geçmeye zorunlu olmaktadırlar.Hatta o ülke yurttaşları doğrudan kuzeye gelmişlerse, sorunları daha da büyük…

Rum “Niye Larnaka’dan gelmediniz” diye  tutturuyor…

***

Şimdi KKTC Dışişleri Bakanlığına soruyorum: Türk ile Rumun arasına girip, Rumu savunan ve KKTC Yurttaşlarını ve hatta kendi yurttaşlarını, işgâlci Rumun topraklarına geçmelerini isteyen bu Ülkelere karşı ne yaptırım plânladınız?

Niye ilk günden bunların temsilcilerinin KKTC’ye geçişlerini yasaklamadınız?

KKTC’yi bu yolla yıprattığınızın farkında mısınız?

Bunu Türkiye’den ayrı düşünmek zorunda olduğunuzu ne zaman anlayacaksınız?

Geçmiş dosyları karıştırınız ve bizlerin o koşullarda aldığımız kararları kendinize örnek alınız…

Bize dayatan bu ülke temsilcileri birçok kez KKTC’ye geçmek için Yeşil Hatta  Lidra Palas barikatında bekletilmiş ve geri döndürülmüş; geçişleri yasaklanmıştı…

Bize Rumu dayatan,Türkü Rumun ayağına göndermek zorunda bırakan Ülkelerin temsilcilerini niye hâlâ yasaklı listesine almıyorsunuz?

Bizim onlara ne borcumuz var ki?

KKTC’yi kiminiz içerden, onlar da dışarıdan, yıkmak için balta kürek yumulmaktasınız…

Yazık değil mi?

Size salık veririm: 

20 Temmuz inancını tazeleyiniz.Otellerde geceleyin vur patlasın çal oynasınla bir yere varamazsınız…

Bu gençliğe enfiye vermeyiniz!

Tarih önünde suçlu olursunuz.

Kimseye hesap veremezsiniz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.