1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Bu ülkede güzel şeyler olabilir!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu ülkede güzel şeyler olabilir!

A+A-

Bu ülkede güzel şeyler de var… Bu ülkede güzel şeyler de yapılıyor… Ve artmalı… Ve büyümeli bu güzellikler… Bugün bunları anlatmak istiyorum. Ama önce kısaca siyasete değinelim…

Siyaset bizi gerdi ve germeye de devam edecek…

UBP’de ve CTP’de “liderlik - koltuk çekişmesi” nedeniyle bir türlü dinmeyen iç kavga; bu iki partinin seçim tarihi konusundaki iş birliğiyle birlikte ulusal boyuta taşındı… Olası güç birliktelikleri bir anda bertaraf edildi. Çok bilinmeyenli bir denklem karşımıza çıktı.

UBP’nin 8 milletvekilinin ayrılması ile ciddi yara aldığı gözle görülür bir gerçek… Özellikle Salı günü Gazimağusa’yı çok ayrıntılı sayılacak bir şekilde inceleme fırsatım oldu… Bu bölgede, Dr. Derviş Eroğlu, Meral Eroğlu, Dr. Ahmet Kaşif, Afet Özcafer ağırlığı bariz bir şekilde görülüyor… DP, yıllardır çok örgütlü bu kentte… Böyle olunca, diğer bölgelerde gripal enfeksiyon olarak teşhis koyabileceğimiz UBP’deki hastalık için, bu seçim bölgesinde “beyinde tümör” saptadığımı “Hipokrat yeminim” olmasa da söyleyebilirim…

Bir bir daha iki! Turgay Avcı, Dr. Ertuğrul Hasipoğlu, Ersan Saner, Sunat Atun, Ahmet Eti ve Gürsel Uzun inanılmaz bir yarışa girecekler… Hepsi kesinlikle adaydır… Bu bölgede 13 olan vekil sayısının 12 yapıldığını da düşünürsek; ben size diyorum ki; seçime yaklaştığımız günlerde, UBP Gazimağusa’da kıyma makineleri devreye sokulacak ve herkes birbirini kıyacak!

Lefkoşa’da durum farklı değil… Güzelyurt’ta da… Girne ve aman Tanrım Sementa, İskele’de de… İskele, Mağusa gibi… Hali hazırda 4 vekil var! Sadece bir yeni aday bulacaklar ve kıyım kıyım kıyacaklar bir birilerini!

UBP’de, çoğu delege huzursuz… Neden? Vekil adayı belirlenmesi ve sıralanması konusunda delegeler de yetki istiyor… “Delegeye gidelim” diyenler çoğunluk gibi duruyor. Bu da ayrı bir sıkıntı…

Güvensizlikti, önergeydi, şuydu buydu derken, erken seçimle parti içi ve partiler arası gerginlik had safhaya ulaşmışken; geçtiğimiz hafta izlediğim bazı olaylar ve kişiler beni fazlasıyla mutlu etti.

Bir kere, bazı özel şirketlerin sponsorluk girişimlerinde artış var…

İsim vermeye gerek yok; zaten izliyorsunuz…

Şirketlerin, özellikle spora sponsorluklarında artış olması en ciddi güzellik.

Liberalleşecekseniz, bu konu çok önemli… Benzerleri Güneyde, Türkiye’de çok var… Basketbolumuza, voleybolumuza hatta futbolumuza katkılar artarsa, kalite ve izleme keyfi de artacak…

İsim vermek gibi olacak ama mesela atıyorum, “Yenicami Kanerler Spor Kulübü” neden olmasın… “Metgin Çetinkay”a diye önereyim… “Başman Küçük Kaymaklı”… Atıyorum; başka da olabilir… Parayı veren düdüğü çalar; isimi de koyar. Hemen ciddiye almayın… Mesela diyorum… Dünyada liberalleşen – serbest piyasaya giren spor böyle finanse ediliyor…

Futbol takımları olmayabilir ilk aşamada; ama eriyen voleybol ve basketbola katkı sağlanabilir…

Liberalleşme demişken; Hüseyin Arsal’dan da bahsedelim… Mağusa’daki iş yerinde Salı günü çekimler yaptık. TV programı için… 70’den fazla turşu, macun, reçel gibi ürünler yarattılar… Ama en önemli ürünleri “bikla”…

Dünyada devşirketler de bikla üretiyor… İngilizler “pickle” der… Bayılırım. Her Kıbrıslı sandviçini biklalı yer. Hatta Mahmut Anayasa kardeşime göre sandviçi biklalı yemeyen Kıbrıslı bile sayılmaz…

Hüseyin Arsal, “ithalat yasağı istemedik; dünya devi Heinz, Tesco da bu ülkeye bikla gönderiyordu ama biz, onlardan çok daha iyisini ve kalitelisini yapmak için çalıştık, yaptık, başardık, kazandık” diyor.

Ve Akıncılar’a geçelim… Kemal Vural… Çim üretiyor… Sınır taraflarında; kupkuru, kervan geçmez, kuş uçmaz; arada bir kaçakçı geçen bölgede, kiraladığı tarlalarda, çim üretiyor… Ansızın; kupkuru ovanın ortasında karşınıza cennetimsi görüntü çıkıyor… Yemyeşil çimler… Kesip kesip istediğiniz yere döşüyor. Bir hafta suluyorsunuz, üzerine hiç basmıyorsunuz, 8’inci gün yemyeşil bir bahçeniz oluyor… Evet, yapılabiliyor ve Kemal kardeşim bunu yapıyor… 7/24 çalışıyor… Üretiyor… yoruluyor ama başardıkça mutlu oluyor… Devletten destek mi? İstemiyor… Ama çok iddialı; bir futbol sahasını Güneydeki GSP gibi yapmazsa, hayatını bahis konusu koyabiliyor! O derece iddialı… “Herkes yapabilir; ama en iyi ben yapıyorum” diyor ve bunu çok rahat anlatıyor. Kendinden emin… Yaptığı iş mükemmel olunca, rekabet sıkıntısı yaşamıyor…

Doğru olan bu… Serbest rekabet budur… Yasaklama değil, daha kaliteliyi daha ucuza yaratma… Ve hiç bir mazaret de sunmama… Haaa benim ideolojime ters gelebilir bu… Ama şu anda sistem, buysa… AB buysa… Dünya buysa ve biz bu dünya içerisindeysek, kesme çim üretimini; turşumuzu, macunumuzu, ekmeğimizi, balımızı dünyanın en iyisi yapmalıyız… Zeytinimizi, çakıstesimizi, zeytinyağımızı, bademimizi, cevizimizi, hurmamızı, enginarımızı, balığımızı kaliteli üretmeliyiz… Dünyaya satma şansımız az olabilir ama dünyanın vatandaşlarına, burada satabiliriz (Yerinde ihracat turist sayısına bakılırsa mümkündür)…

Bunun kavgasını geliştirmeliyiz… Nasıl mı?

Yukarıda bahsettiğim siyasetin kirini temizleyip; tertemiz bir yeni sayfayla…Temiz siyaset; temiz toplum…

Şeffaf siyaset; hesap verilebilirlik… Temiz, şeffaf, hesap verebilecek yeni siyasi isimler… Taze nesil siyasetçiler…

UBP ve CTP, hep aynı eski isimlerle, aynı meclisi oluşturacaksa; aynı isimleri önümüze “pırıl pırıl adaylar” diye sunacaksa; şimdiden vazgeçmenizi öneririm…

Denedik, gördük… Takdir sizin… Tek derdi koltuk olan “cukka mamma” kesimle bu iş yürümedi… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.