1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Bu utanç yönetenlerin
Bu utanç yönetenlerin

Bu utanç yönetenlerin

Koşup oynaması gereken çocukları lösemi kıskacına düşen aileler, yaşadıkları acının yanında devletin soğuk yüzünün de gazabına uğruyor

A+A-

Kanser hastalarının yeterli sağlık hizmetini alamadığı KKTC’de “Onkoloji Hastanesi” vaadi her gelen hükümetin, bakanın ve yetkilinin “yapacağız-edeceğiz” ikiyüzlülüğü ile bekleyedursun, ülke insanı  hastalık karşısında yapayalnız ve biçare mücadelesini sürdürüyor

Lösemi hastası evladına doğduğu ve alın teri döktüğü topraklarda yaşamak haram edilen Anne Aliye Bayramoğlu yetkililere Yeni Bakış aracılığıyla seslenerek, “Bir makine almak bu kadar mı zor? Her hafta 2-3 çocuğu kurulla Türkiye’ye yollayana kadar yaptığınız masraflarla bir makine alamıyor musunuz” diye sordu

Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde hastalara reva görülen koşulların vahametini anlatan ve yavrusunu iyileştirme umudu ile Ankara’ya götüren Anne Bayramoğlu, “Benim bütün dünyamı 1 saatin içinde 1 bavula sığdırdılar. Ve her şeyimi bırakıp çektim gittim. Bugün bıraktığım her şeyi her ay çocuğumu Türkiye’ye götürebilmek için tek tek satmak zorunda kalıyorum” dedi.

Geçen haftalarda çocuğuna bozuk ilaç takıldığını anlatan anne Bayramoğlu, kemoterapi ilaçlarının verildiği makinenin bozuk olduğunu ve bu nedenle makinenin sinyal vermediğini söyledi. Anne Bayramoğlu, “Burada 4 odaya 4 cihaz alamıyorlar mı? Çocuğum da zaten başlı başına zorlu bir tedavi olan bu kemoterapi de bir de bozuk ilaç eziyeti çekti. KKTC devletinin 3.500 TL verip makine alacak gücü yok mu” diye isyan etti.

Özlem ÇİMENDAL

Bundan tam 1 yıl önce bütün hayatını bir bavula sığdırıp KKTC’den Türkiye’ye lösemi olduğunu öğrendiği minik bebeği için tedaviye giden Aliye Bayramoğlu, KKTC’de kanser hastalarının biçare ve imkansızlıklar içinde hastalıkla mücadele etmek zorunda bırakıldığını söyleyerek devlet yetkililerini çağımızın vebası olan bu hastalık için daha duyarlı olmaya ve empati kurmaya çağırdı.

“70 çocuğa sadece 4 oda…”

Kanserle savaşan aileler olarak en büyük sıkıntılarının çocuklarının sağlıklı, temiz ve hijyenik bir onkoloji servisinde tedavi görmeleri olduğunu söyleyen Aliye Bayramoğlu, “Lefkoşa Dr. Burhan Nalbatoğlu Hastanesi ve diğer devlet hastanelerinin çocuk onkoloji servisi yetersiz. Yeni bina yapıldı ama o binaya da yine alınmadık. İnanın buradaki şartlar çok elverişsiz. Burada bakım sıfır. 21 yaş grubu arası 70 küsur çocuk var bu serviste ve sadece toplam 4 tane oda var. İçerisinde de 2’şer yatak” dedi.

“Bir yatakta iki çocuk yatıyor”

“İlaç zamanımız geldiğinde yatakların boş olması için dua ediyoruz” ifadelerini kullanan Bayramoğlu, “Gelmeden önce arıyoruz boşsa kalkıp geliyoruz. Acil durumlarda ise çocuklar 2’şer 2’şer yatıyorlar. Bu durum hiç sağlıklı değil. Bu çocuklar grip ya da nezle değil bu çocuklar lösemi hastası. Kemoterapi almış bir çocuğun yanındaki diğer çocuğa da zararı oluyor ya da diğer çocukta enfeksiyon varsa yine birbirilerine geçirme riskleri çok yüksek oluyor” diyerek isyan etti.

“Benim çocuğum grip değil, lösemi hastası!”

Lösemi hastası olan çocuklar için hijyenin çok önemli olduğuna dikkat çeken Aliye Bayramoğlu, “Onkoloji servisine arka kapı yani yangın merdivenlerinden giriyorduk. Başhekim bugün kapıyı kapattırdı. Bundan sonra ya ana giriş kapısından ya da acil giriş kapısından girebileceğimizi söyledi. Yüzlerce enfeksiyonlu hastanın içinden geçip geliyoruz servise. Ben çocuğumu kendi annemden bile sakınıyorsam buraya geldiğimde de o hijyeni görmek istiyorum doğal olarak. Çocuk servisindeki çocukların en az 30’u enfeksiyon taşır. Benim çocuğum grip değil, benim çocuğum lösemi insanların bunu anlaması bu kadar mı zor. Ben hastaneye serum almak için gelmiyorum ki bunun ciddiyetine varmalılar ben lösemiyle savaşıyorum. Ateş düştüğü yeri yakar. Allah düşmanımın başına vermesin ama tek isteğimiz bizi biraz da olsa anlamaları” diyerek yetkililerden biraz da olsa empati yapmalarını rica etti.

“Kanser tipini analiz edecek bir laboratuvar bile yok”

KKTC’de kanser hastaları için yeterli donanımın olmadığını söyleyen Bayramoğlu, kanser teşhisi konduktan sonra hastaların apar topa hemen yurt dışına sevk edildiğini ifade etti. KKTC’de teşhisi yapıldıktan sonra kanserin boyutunu, tipinin analizinin yapılabileceği bir labaratuvar olmadığı için hastaların mutlaka yurt dışına sevk edildiğini söyledi.

“Küçücük çocuklar ailelerinden, yuvalarından koparılıyor”

“Bir makine alt tarafı ve bir de o makineden anlayan bir kişiye ihtiyacımız var. Ama bizim devletimiz bu makineyi almak yerine bizi yurt dışına gönderiyor. Bizi mecbur bırakarak perişan ediyor. Ama yurt dışına çıktığında paranı öderim diyor. Bu işin sadece tek bir boyutu yok maalesef. Bu hastalığın psikolojik boyutu da oldukça önemli. Bu çocuklar daha küçücük evlerinden ailelerinden yuvalarından ayrı kalmak zorunda bırakılıyorlar” açıklamalarını yapan Aliye Bayramoğlu KKTC’deki sağlık eksikliklerinden kaynaklı teknik sorunlar nedeniyle, kanser hastası çocukların olayın diğer ve en önemli boyutu olan psikolojik olarak olumsuz etkilendiklerine vurgu yaptı.   

“Yürüyerek çıktığımız KKTC’ye tekerlekli sandalyeyle dönmemize neden oldular”

Hastalığı öğrendikten sonra bir ay İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kalmak zorunda olduklarını söyleyen Aliye Bayramoğlu, “Benim çocuğum bana küstü şimdi 4 yaşında, o zaman daha 3 yaşındaydı. Aileden kimse yoktu yanımızda, evimizden uzakta” diyerek bir aylık tedavi sonucunda yürüyerek çıktıkları KKTC’ye tekerlekli sandalyeyle döndüklerini söyledi. Çocuklarının bu bir aylık tedavi süreci boyunca kendileriyle bağlantılarını tamamen kestiğini, yürümediğini, bülbül gibi konuşan çocuklarının son 15 gün ağzından tek harf çıkmadığını, doktorların ancak bundan sonra fizik tedaviye yürüyeceğini söylediğini anlatan anne Bayramoğlu, “Doktorlar bize aldığı tedavinin çok zor ve ağır bir tedavi olduğunu. Çocuğumun psikoloji olarak da çok etkilendiğini söyleyerek, normal şartlarda yürümesini beklemeyin dedi. Ancak tedavi sonrası KKTC’ye döndükten 3 gün sonra çocuğum yürümeye başladı” dedi ve bu olayın ardından tedaviye KKTC’de devam etme kararı almak zorunda kaldıklarını söyledi.

“Kanser hastalarının psikolojik durumları umurlarında değil”

Şu anda ayda 1 Türkiye’ye kontroller için gidip geldiklerini söyleyen anne Bayramoğlu, “Orada da çocuğumun özel doktoruna gitmek zorunda kalıyorum. Çünkü birkaç saat içerisinde halledilecek bir işlemi hastaneye gittiğimde 1 haftada yaptırıyorum. Bunu yapmamdaki amaç da özel kliniğe birkaç saat gittiğim ya da hastanede yattığım 1 haftanın arasında maliyet olarak bir fark olmaması. Ama bunu devlete anlatamıyoruz. Birkaç saatlik bir işlem için neden 1 hafta hastane köşelerinde sürünelim. Neden benim eşim Kıbrıs’ta perişan olsun, işinden gücünden geri kalsın. Ama özel kliniğe gittiğimiz için herhangi bir ödeme yapılmıyor maalesef. Ben artık çocuğumun mutluluğu ve psikolojisini düşünüyorum” ifadelerini kullanarak, son çareyi Türkiye’ye ayda bir gidip kontrolleri olup, ilaç protokollerini aldıktan sonra uygulama kısmını KKTC’deki eksik, yetersiz ve sağlıksız ortamda yaptırmakta bulduklarını söyledi. 

“Onkoloji servisindeki doktorlar da çaresiz”

KKTC’deki çocuk onkoloji bölümünde görevli doktorların da çaresiz olduğunu söyleyen anne Bayramoğlu, “Doktorlarımız da çok çaresiz. Onlar da ellerindeki imkanlarla çalışıyorlar ve yetersiz kalıyorlar. Kendilerini de ilerletmeleri mümkün değil bu şartlarda maalesef” dedi ve yetkililere seslendi ve “Bir makine almak bu kadar mı zor? Her hafta 2-3 çocuğu kurulla Türkiye’ye yollayana kadar yaptığınız masraflarla bir makine alamıyor musunuz?” diyerek isyan etti.

“Bütün dünyamı 1 saatin içinde 1 bavula sığdırdılar”

Geçen yıl 28 Kasım’da çocuğunun lösemi olduğunu öğrendiğini söyleyen anne Bayramoğlu, “Çocuğun lösemi dediler. Lösemi hakkında birkaç bir şey dışında hiçbir bilgim yoktu. Bavulunuzu topluyorsunuz sizi hemen gönderiyoruz dediler. Ben bunu hep söyledim ve hep de söyleyeceğim. Benim bütün dünyamı 1 saatin içinde 1 bavula sığdırdılar. Ve her şeyimi bırakıp çektim gittim. Bugün bıraktığım her şeyi tek tek satmak zorunda kalıyorum her ay çocuğumu Türkiye’ye götürebilmek için” dedi.   

“Çocuğuma bozuk ilaç verdiler”

Geçen haftalarda çocuğuna üzerinde 2017 yazmasına rağmen bozuk ilaç takıldığını söyleyen anne Bayramoğlu, kemoterapi ilaçlarının verildiği makinenin bozuk olduğunu ve bu nedenle makinenin sinyal vermediğini ve çocuğuna, ilacın bozuk olduğu fark edilene kadar eski ilacın verildiğini söyleyerek olayın ciddiyetine dikkat çekti.

“Devlet 3.500 TL vermekten aciz mi?”

 “İlacın bozuk olduğu fark edilene kadar benim çocuğum o ilacı aldı. Burada 4 odaya 4 cihaz alamıyorlar mı? Makine olsaydı makine sinyal verecekti. Çocuğum da zaten başlı başına zorlu bir tedavi olan bu kemoterapi de bir de bozuk ilaç eziyetini çekmeyecekti” diyen anne Bayramoğlu KKTC devletinin 3.500 TL vererek bu makinelerden alacak gücü yok mu? diyerek isyan etti. Ayrıca çocukların damarlarının kemoterapiden zamanla yanıp kullanılamaz hale geldiğini söyleyen anne Bayramoğlu, damar bulmaya yarayan cihazlar olduğunu onkoloji servislerinde bunların da gerekli olduğunu ama devletin alamadığı o cihazlara, yardım sever vatandaşların desteği sayesinde şanslıysalar sahip olabildiklerini ifade etti.

Kaynak: Yeni Bakış 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.