1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Bulutoğluları - nakil tüzüğü - devlet bütçesini harcıyorlar
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Bulutoğluları - nakil tüzüğü - devlet bütçesini harcıyorlar

A+A-

Siyaset sahnesine çıkanların ilk icraatları,  kendilerine uygun köşe taşı bulup oraya tünemeleridir. Ki sonrasında kışılasanız da gitmezler,  dehleseniz de. Hele makam koltukları söz konusu oldukta sakız gibi yapışır ne kazısanız çıkar ne itekleseniz kıpırdarlar!

Bu nedenlendir Uzunoğlu’undan bu yana bugüne kadar  galiba istifa edip köşesine çekilen  tek bir politikacı görmek nasip olmadı.

İyi ama Mecnun’un Leyla’ya aşkını bile aratacak kadar büyük olan bu    “makam  aşkının”  nesi var Allah aşkına?   Her gelen bir daha gitmek istememekte,  ille de götüreceğim dediniz mi partisinden istifa edip bir başka partiye geçmekte!

Nitekim Bulutoğluları’nın kaderi de sonunda böylesi bir dramatik olaya dönüştü.  Yalvardılar gitmedi, itelediler   istifa etmedi. Ta ki zorla o “makamdan” kopartılana kadar!                                                          Buna karşılık bir kez daha   ekliyoruz ama:   Allah’ı var,   Belediye hizmetleri yönünden başarısız değildi. Eğer belediyeyi personelle şişirmişse bu konudaki günahının yarısı da Hükümete ait olmalıydı!  Ha,  işadamlığından gelmiş olmasına karşın eğer belediyeyi çalışanlarını ödeyemeyecek müflis durumlara düşürmüşse,  evet hatalıydı ve onca arbedeye neden olmadan  “istifa etmesi”  gerekirdi çünkü partisi bile kendisini gözden çıkarmıştı!

NEDEN İSTİFA ETMEDİ:  BİR: İstifa etmiş olsaydı, tüm suçlamaların şaibe ve töhmeti altında kalacaktı.

İKİ:  Muhalefet ve Sendikalar karşısında yenilgiyi kabul etmiş olacak dolayısıyle yakasına taktıkları   “başarısız Başkan”   etiketini sonrası politik hayatı sürecinde değiştiremeyecekti.

ÜÇ:  Eğer istifa etseydi kendi partisinin bile artık vermediği desteğinden dolayı yalnızlığa ve güçsüzlüğe düşerken,  muhtemelen yargı yolu da açılabilecekti.   

DÖRT:  Ve en önemlisi:   İşte o mücadele Ruhu!  Hırsla karışık direniş!  Yenilgiyi kabul etmeyen karakter!  İsyan şeklinde ortaya çıkan tepkide feveran etme!

Bu duygulardır ki Mısır’ın Mübarek’i,  Libya’nın Gaddafi’si,   Suriye’nin Esat’ı, kan revan içine soktukları memleketlerine,   kıyım kıyım kıydıkları kendi halklarına karşın ne makamlarını terk ettilerdi ne de önerilen reformları gerçekleştirmeye yanaştılardı..

Politikacı belki her ülkede ayni  değildir ama,   “insan tutkularıyla   duyguları her yerde benzer tepkilerle yansır.”

Kanımca Bulutoğluları’na savunma fırsatı verilmeden, dinlenilmeden,   infazı gerçekleştirilmek istendi o da direndi. Sonuçta makamını ancak   “yasa gücünde Hükümet kararnamesi”  ile  bırakmak zorunda kaldı! İnşallah Lefkoşa aylardır süren bu arbedenin yıkıntılarından  çabuk  kurtulur…

*****

NAKİL TÜZÜĞÜ OLAYI

Müdürlük Yaptığım yıllarda büyük sorunlarımdan bir tanesi ders yılı başlarında program yapmaktı. Zaten tek başıma yapamaz,  öğretmen arkadaşlara  “siz kendiniz aranızda  uzlaşın, programı yapıp bana getirin”  derdim!

NEDEN:  Çünkü öğretmen sayısı ile ders saatlerini eşitlemek mümkün değildi. Ne yapsanız  mesela bazı öğretmenlere haftada on altı ders düşerken bazılarına on dört saat düşerdi.  Hatta bazan denge o kadar bozulurdu ki bazı öğretmenler yıl boyunca on altı,  on sekiz saat ders verirlerken bazıları on dört saatle yetinirlerdi! 

Bazıları  bu durumu  dobra dobra şikâyet  ederlerdi.  Zaten hissederdim de.  “Ders programını ders saatleri konusunda uzlaşarak yapmış olsalar da saatların dağılımından hiç memnun olmazlardı çünkü eşitlikçi değildi .   Dolayısıyle huzursuzluk ders yılı boyunca  içten içe devam ederdi…

NAKIL TÜZÜĞÜ:  Geçtiğimiz günlerde Eğitim bakanı Dürüst  bu anomaliyi ortadan kaldırmak için bir nakil tüzüğü yaptı. Kararı da kısaca  şöyle oluşturdu: 

Ortaokul bünyesinde öğretmenler haftada 20 saat,  İlkokul bünyesindeki öğretmenler ise 25 saat zorunlu ders verecekler. Eğer öğretmen fazlalığı nedeniyle bu ders saatleri Ortalarda 17,  İlkokullarda 15 düşerse,   ayni ilçe sınırları içinde öğretmen nakilleri yapılacaktır.  Bu nakillerde gönüllülük de esas alınacaktır…

HER ŞEYE KARŞI ÇIKMAK:   Moda olmaktan çıktı, Hükümeti çalıştırmamak amacında bir siyasi  hareket halini aldı.  Nitekim bu hareketi sistemli şekilde gerçekleştirmek söz konusu olduğunda geçen ders yılında okullar iki yüz gün grev ve eylemler nedeniyle ders kayıplarına uğradıydı. 

Şimdi de bu nakil tüzüğüne tepki gösterilmekte  “asla kabul edilemez” denmektedir.  Pekala “kabul edilebilir olanı” ne olmalıdır?                                             Yani her vesile ile  eşitlikçilikten yana olan  bu  cici demokratlar,  okullardaki öğretmenlerin çalışma hakkına tecavüz eden bu ders saatleri anomalisini nasıl halledeceklerini zannediyorlar?   Bunu söylemeden şimdi de nakil tüzüğüne saldırıyorlar!

Öte yandan bu gösterilen tepki  bumering gibi dönüp itiraz eden öğretmenler sendikalarına çarpıyor. Çünkü bu kez itiraz ettikleri, bugüne kadar süregelen öğretmenler arasındaki ders saatlerini eşitlemeyi amaçlayan uygulamaya  karşı çıkış  oluyor!

Her şeye de itiraz edilmez ama. Sonuçta mağduriyetinin önlenmesine çalışılan o sendikalara  üye öğretmenlerdir.  Ve Sendikalar kendi üyelerine karşı tavır koymaktadırlar!  Olacak iş değildir,  oluyor ama! 

*****

DEVLETİN PARASINA GÜNAH

Altı Aylık Hayat Pahalılığı 0.73 olarak saptandı. Temmuz ayı itibarı ile maaşlara yansıtılacak. Çok değil mi?  Bu ne bonkörlük?  Dünya ekonomik krizlerle kıvranırken bu ne saltanat?   Kamu görevlilerini   “devletin  bütçesini  sömürdüğü” gibi  gibi yanlış anlaşılmalarda töhmet altına sokacağından bu karar derhal geri çekilmeli,  “0.73” ün  “7” sini silinip  sadece  geriye kalan   “3” ü verilmelidir. Arz ederim!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.