1. YAZARLAR

  2. İsmet Kotak

  3. Büyük oyun kapının arkasında mı?
İsmet Kotak

İsmet Kotak

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyük oyun kapının arkasında mı?

A+A-

 

“Annan Plânı” bir dış dayatma idi.

O oyunun sahnelendiği günlerde de Kıbrıs Türk halkı ile böyle oynanmıştı.

Amaç “Evet” sonucunu almaktı.İşbirliği yapacağı akla hayale gelmeyen güçlerin kolkola girdiklerine,bugün olduğu gibi  o günlerde tanık olmuştuk.

Bazan meydanlarda,bazen kapalı salon toplantılartında.

Bazan yurt dışında, cicili bicili Otellerde yapılan ağırlamalarda…

Kıbrıs Türk halkına yeni şekil verilmeye çalışılmıştı.

Ya Rum Halkının yönetimine belirlenen “plân” çerçevesinde gireceğiz ya da Rumlar AB’ye üye alınarak ödüllendirilecekti.

Bunun için  “Evet” yeterli olacaktı.

Ne var ki Rum Halkı “Hayıra” kurulmuş saat gibi idi.

Sonuçta onlar “Hayır” dedikleri hâlde Hristiyan Kulübü AB tarafından, kucaklandı;Türk Halkı aldatıldı.

“Evet” dediği hâlde…

Amaç tüm iddialrımızı tüm haklarımızı bu yolla çiğnemekti.

Etraftan pis kokular gelmektedir.

İçte karışıklıktan sonuç almayı umanlar, bizi birbirimize de vuruşturmak istemektedirler.

Bunu anlamak için etrafa bakmak yeterlidir.

Kıbrıs’ta veya başka ülkelerde tetiği çekenler hep dumanlı havaları yeğlemişlerdir.

”Tetiği çeken herkes olabilir” dediğiniz anda, birileri bu oyunu üstlenmektedir.

Halk meydanlara itilmektedir.Kıbrıs bunu her zaman yaşadı.

Şimdi de yaşamaktadır.Her kafadan da bir ses çıkmaktadır.

Bazılarının derdi “Anavatan Türkiye “ile.”Türk Ordusu dışarı” diyenlerle  bu isteğin örtüşmesi tesadüf olabilir mi?

Bilemem…

Her ne hâlse;2 Mart’ta güya ekonomik paket protesto edilecekti.

Oysa onca açıklama yine “Hedefin” karıştırıldığını göstermektedir.

Her tarafta 2 Mart hazırlığı görülmektedir ama her kafadan da bir ses çıkmaktadır.

Birileri “Vuruşma” istemektedir.

Öyle olmasa bugün gelinen noktaya gelir miydik?

Karşıda da birileri, “Onlar İnönü meydanında Türkiye karşıtı slogan atarken bizler de başka bir meydanda Anavatana bağlılık mitingi düzenleyelim” daveti yapar mıydı?

Bu da en az ilki kadar zararlı bir girişimdir.

Amaç Kıbrıs Türk Halkını bölmek ve de vuruşturmak mıdır?

Boy mu ölçüşüyoruz?

Ben başından beri “Sakin olalım;öyle hareket edelim” dedim.

Kan ve ateş içinden geçip bugünlere geldik.

Şimdi kazandıklarımızın hesabını yaparak ileri adım atacağımıza,bizi birbirimize düşürmek isteyenlerin oyununa mı geleceğiz?

“Milli Mücadele Konseyi” olarak bizler herkese sükûnetle davranmayı salık veriyoruz.

Çünkü günün sonunda Kıbrıs Türk halkının ve Milli Davamızın zarar görmesini istemiyoruz.

Bizim kitabımızda tek bir Türkün burnunun kanamaması yazılıdır.

Güçlü olan biziz.

Oyuna gelmemek için bin düşünmek ve bir adım atmak gerektiğini geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz.

11 yıl Rumun kuşatması altında geçirdik ama akıllı davranarak her tehlikeyi göğüsledik.

Bugün oluk oluk AB parası Rumu bu adada egemen kılmak için harcanmaktadır.

Buna “Petrol” savaşı da eklendiğini görüyoruz.

Tek engel nedir?

Kıbrıs Türk Halkının bağrından çıkardığı “Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”.

Tüm oyun bunun ortadan kaldırılması üzerine kuruldu.

Milli Güçler kendini olaylara kaptırarak hata yapmamalıdır.

Arada Ankara’ya da kırılabiliriz ama bu her aile içinde olan olaylardan kabul edilmelidir.

2 Mart’ı beklerken bunları yazmak gereğini duydum.

***

11 Mayıs 1964 GAZİMAĞUSA OLAYI

Dün “Havadis” gazetesinde sevgili Hüseyin Ekmekçi’nin duygu yüklü bir yazısı yayınlandı.

Türk olduğundan başka suçu(!) olmayan Gönendereli Şifa Mehmet 11 Mayıs 1964’de Rumlar tarafından Şehit edildi ve kuyuya atıldı.

Şimdi “Kayıplar” projesi altında yürütülen proje çerçevesinde bir kuyuda bulundu.

DNA testi yapıldı.

Cenazesi ailesine teslim edildi.

Sonuçta  GaziMağusa’da Şehite yaraşır törenle Canbulat Şehitliğine sevgili Hüseyin Akil’in yanına gömüldü.

Sayın Ekmekçi 11 Mayıs 1964 olayı konusunda yeterince bilgi toplamadığı için olmalı ki şunları yazdı:

“Dönemin Mağusa Belediye Başkanı Bandelidis’in oğlu bir barikatta vurulur, öldürülür Türkler tarafından…Bandelis “30 Türk kellesi gelse oğlumun kanı silinmez” demiş!Eli silâhlı Rumlar eli silâhlı Türklerin yarattığı evlât acısını dinbdirmek için 30 kelle avına çıkar!...”
“Olan o gün katledilen 33 Türk ve onların yıllarca kayıp bekleyen ailelerine olur…”

Olay sıradan bir barikat olayı değildir.

11 Mayıs 1964 günü NATO’da görevli bir Albay ve bir Binbaşı ve yanlarında o günün Rum Polis Komutanının oğlu olduğu hâlde silâhlı olarak Mağusa Canbulat kapısından hızla sur içine dalarlar.

Amaç sur içinde keşif yapmaktı.

Canbulat Kapısından içeriye “Bilinmeyen ve de dur ihtarına” aldırış etmeyen bu araçın yakalanması için  kapılara Sancak emri verildi.

Kalenin üç girişindeki dikenli teller ve kazıklar, kapıların önüne çekildi.

Mücahitler mevzilendi.

Üç kişiyi taşıyan araç önce Canbulat Stadı yakınındaki kapıya yöneldi.

Orada Mücahitlerin  eli tetikte beklediğini görünce kapı yerine asfalt yolla batıya yöneldiler.

Akkukule kapısına ulaştılar.

Orada da aynı hazırlığı görünce araçtan atlayıp,koşarak  geçmek için  mevzi aldılar,silâhlarla ateş etmeye ve kapının önünü temizlemeye çalıştılar.

Oysa kapıdaki Mücahitler kesin emir almışlardı.

Ateşle ateşle yanıt vereceklerdi.

Yunanlı Albay ve Rum Polis Komutanının oğlu arabanın altına mevzilendi.(Maraş Belediye Başkanı Buyuros idi;ölen onun oğlu değil Rum Polis Komutanının oğlu idi).

Oradan ateş ediyorlardı.

Yunan Binbaşı köşeye fırladığı için elektrik direğinin arkasına mevzilenmiş ve ateş ediyordu.

Bu sırada her üçü de isabet aldı.

Araba altındakiler derhâl öldüler.

Binbaşı vuruldu, düştü.

Silâhlar sustu.

Binbaşının sağ ve yaralı olduğu görüldü.

Gelen Kızılhaç yardım ekibine teslim edildi.

Daha sonra Rum televizyonunda Rum Hastahanesinde ve sağ olduğunu,olayı anlattığına tanıklık etti herkes.

Mağusa Sancağının tüm kayıtları böyledir.Olayı tüm Mağusa Halkı bilmektedir.

Rumlar ne yaptılar?

Önce İngiliz NAAFI ambarlaırnda çalışan 11 Türkü aldılar.

Barclays Bankası Müdürü Sevgili Ertuğrul Veli’yi de yanlarına katarak Derinya’ya taşıyıp kurşuna dizdiler, oradaki kuyulara gömdüler.

O gün yollarda olan Gönendereli Şifa Mehmet dahil 33 kişiyi katlettiler.

Niye bu gerçeği yazmak gereğini duydum?

İki taraf da masûm olamaz.

Burada Mağusa’ya tecavüz vardır.

Masûmane barikat geçişi değil…

Amaç daha sonra yapılacak harekâtın plânını hazırlamaktı…

Tesadüfler gerçekleri örtmemelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.