1. YAZARLAR

  2. Gürdal Hüdaoğlu

  3. Buz gibi soğumak
Gürdal Hüdaoğlu

Gürdal Hüdaoğlu

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Buz gibi soğumak

A+A-

Kuzey Kıbrıs’ta devlet kurmakla övünen kadroların en büyük hatası, vatandaşta aidiyet hissi uyandıracak moral değerleri yerle bir etmesidir.

Her fırsatta “burada bir devlet vardır, devletimize sahip çıkalım” diye nutuk sallamak ne yazık ki yetmiyor.

Bir devletin şu üç temel unsura sahip olması gerekir: Ülke, halk ve egemenlik…

KKTC devletinin “ülke”si, Kıbrıs sorununun yarattığı belirsizlik yüzünden tartışmalı. Dışarıdan bakan, burada ayrı bir ülke değil, başka bir ülkenin “işgal edilmiş” parçasını görüyor. Bu durum ülkenin toprağını tartışmalı kıldığından vatandaşların önemli bir kısmı, yaşadığı yerden emin değil. Bu yüzden nice kasabada ve köyde hayat adeta durdu. Pek çok yer “zaten geri verilecek” hissiyle “kalben” terk edildi.

Egemenlik” açısından da sorun büyük. Bu unsur, “devleti kuranlar” tarafından sık sık tekrarlanır. Oysa egemenliği tahrip eden davranışlara çanak tutan da yine bu kadrolardır. Egemenlik, yurttaşlar topluluğunun tek ve biricik hakim güç olmasını ifade eder. Yurttaş iradesiyle oluşan iktidarın, ikinci ve baskın bir başka iktidar tarafından silinmesi halinde egemenlik ortadan kalkar. Yani alınan kararlar, çıkarılan yasalar ve uygulanan “paketler” bu kadar dışarılıyken egemen falan sayılmıyorsunuz.

Ülke” ve “egemenlik” konusundaki bu ciddi açmazlara karşın, üçüncü unsur tahrip edilmemiş olsaydı, gelecek için umutları canlı tutmak yine de mümkün olabilirdi. Fakat Kuzey Kıbrıs’ta “halk” unsuru da bizzat “devleti kuranlar” tarafından dinamitlendi. Bizde “vatandaşlık” aynı toprak üzerinde yaşayan, manevi ve kültürel bağlarla birbirine bağlanmış insanlar topluluğunu ifade etmiyor. İşte bu çok acayip bir durum...

Nüfus konusundaki bilinmezlikler, “vatandaş” olan herkesi “devletinden soğutuyor.” Çünkü nüfus, “halk” demektir. Bir halk, tarihsel ve kültürel akış içinde kendiliğinden oluşur. Bir tür toplum mühendisliği çalışmasıyla inşa edilen şey, duygusal olarak asla halka dönüşmez.

Üç beş yıl önce şipşak vatandaş yaptığınız yatırımcı, kültürel mirası dozerle yıktığı için tepki gösterilince “bu ülkenin vatandaşı olmaktan utandığını” açıklıyor…

Hükümet yurt dışından gelen birkaç kişiyi “yatırım” sözü verdiler diye sorgusuz sualsiz “vatandaş” yapıyor. Kandırıldığını anlayınca da “vatandaşlıklarını iptal ettik” diye iftihar ediyor…

Türkiye’de baş parmağını, işaret ve orta parmak arasına sıkıştırarak gazetecilere edepsizce poz veren bir işadamı, eline Kuran alıp Kıbrıs’a geliyor. Başbakan herkesin ortasında kendisini vatandaş yapmayı teklif ediyor.

İş o kadar ayağa düştü ki insanlar televizyonlara telefonla bağlanıp, isim de vererek bazı milletvekillerinin KKTC vatandaşlığı karşılığında kendilerinden terbiyesizce taleplerde bulunduğunu söylemeye başladılar.

Ülke” zaten sorunluyken… “Egemenlik” epeydir buhar olmuşken... Bir de politik ihtirasla ve hokus pokus teknikleriyle “halk” yaratmaya kalkarsanız, en büyük “devlet düşmanı” siz olmaz mısınız?

Devleti kuranlar”, vatandaşı devletinden soğutan dış ve iç mihraktan söz etmeye bayılırlar. Oysa etraf buz kesmişse müsebbibi kendileridir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.