Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Çadırda eğitim

A+A-

Sol tarafımızda badem ağaçları vardı bilhassa Nisan gibi bahar aylarında teneffüslerde akın ederdik oraya…

Ne fırçalar yedik ama yine de o çağla bademlerden yemekten vazgeçmedik…

Sağ tarafımızda okulun bahçesi vardı.

Bahçe dedimse içerisinde meyve ağaçları, sebze tarlaları olan yer değil.

Alt tarafı ortasında küçük su deposu ve voleybol sahası kadar bir alan olan betonarme yerdi…

 Yağmur yağdığı zaman keyif alırdık çıkan gürültüden…

Çünkü hem öğretmen ara vermek zorundaydı kafamızı dinlerdik hem de doğa bizimleydi onu hissederdik.

Bazı günler diğer sınıfların spor saatiydi, bahçe tarafından yine gürültüler gelirdi.

O dersler de aksayabilirdi.

Bir ders yılı öğretmenimiz elinde renkli A4 kağıtları ile geldi…

“Be çocuklar” dedi, “artık beyaz kağıt göndermiyorlar. Ben de bunları bir tanıdıktan buldum şimdilik bunlarla idare edelim”.

O dönem ya kağıt eksikliği vardı, yada parasızlık oraya kadar inmişti.

Bizim sınıf ilkokuldan başladı orta ve lise sona kadar genelde dağılmadı…

Kadro hep aynı kişilerdi…Aile gibiydik.

Say deseniz çoğunu bugün bile sayarım…

O sınıftan doktor, mimar, avukat, ziraat mühendisi, bilim adamı ve okuyarak gelinebilecek her meslek çıktı..

İmam çıkmadı..

Çünkü başta öğretmenlerimiz olmak üzere, ailelerimiz ve yaşadığımız şehirde, “önce bilim” düşüncesi hakimdi…

İmam olmak isteyen varsa Türkiye’de imam yetiştiren İlahiyat fakülteleri vardı gidebilirlerdi…

Kimse gitmedi ve iyi de ettiler.

Bugün…

Sırf Türkiye hükümeti kendi halkını Arap dünyasına denk getirmek için gayret gösteriyor diye…

Bugün çağdaşlık yerine Şeriat ilkelerini benimseyen bir zihniyet var diye…

O zihniyetin Kıbrıs’taki işbirlikçileri, Kıbrıs’ın dört bir yanını o kafaya uygun okullarla donatmaya çalışmaktalar ve karşılarında kendi nesillerini uygun bir zeminde götürmek için uğraşan öğretmenleri buldular.

 Ki öğretmenler kararlı…

“Biz ilahiyat lisesi yapılmaya çalışılan bize ait çağdaş okulda bu suça ortak olmayız” dediler ve greve gittiler…

Ancak işbirlikçi bir dönem daha o makamlarında oturmak uğruna genç nesillerin geleceklerini ki ülkenin geleceğidirler heba ettiler ve öğretmenlerin çığlığına duyarsız kaldılar.

Şimdi çadırda eğitim dönemi yeniden başladı…

Çadırların sağ tarafında  badem ağaçları olmayabilir…

Solda ise beton da olsa voleybol sahasından mahrum kalabilirler…

Ama hiç olmazsa elinde renkli A4 kağıdı ile sınıfa, pardon çadıra girip, ” “Be çocuklar artık beyaz kağıdımız yok bunları bir tanıdıktan buldum, şimdilik bunlarla idare edelim” diyen çağdaş bilimi tercih edip çocukları aydınlıktan kopartmamaya çalışan öğretmenleri var…

Ne mutlu onlara…

Onlar da bizim sınıfın o barakadan çıktığı gibi alınlarının akları ile çıkacaklar…

Selam olsun öğretmenlerimize…

Onlar doğruyu yapıyorlar.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.