1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Çağlar: “CMC bütün pisliklerini bırakıp gitti”
Çağlar: “CMC bütün pisliklerini bırakıp gitti”

Çağlar: “CMC bütün pisliklerini bırakıp gitti”

“CMC şirketi adadan bütün atıklarını ve zararlı olabilecek her şeyini bırakarak ayrılmıştır”

A+A-

“Turizm yatırımları Girne, Mağusa ve son dönemlerde de Karpaz’a yapılmış, Güzelyurt ve Lefke bölgesi bu konularda oldukça geri kalmıştır”

“CMC’nin kalıntılarını gören biri olarak, oraya gittiğim zaman sanki dünyada değil bambaşka bir yerdeymişim gibi korkunç bir hisse kapılıyorum”

ÖZGE KİZİR

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Güzelyurt Milletvekili Mehmet Çağlar, CMC şirketinin bütün atıklarını ve zararlı olabilecek her şeyini bırakarak ayrılmasının ardından halkın aynı şeyleri yaşama tedirginliğine kapıldığını, bu yüzden madencilik konusuna tepkili yaklaştığını ifade etti. Aplıç Kapısı’nın açılmasının bölge halkında bir motivasyon yarattığını belirten Çağlar, tam bu dönemde madenciliğin gündeme gelmesinin halkı büyük bir tedirginlik içine soktuğunu kaydetti.

Güzelyurt’a hastane yapılması durumunu değerlendiren Çağlar, “Cengiz Topel Hastanesinin tarihsel bir süreci vardır ama Güzelyurt’taki insanlarında daha erken ulaşabilecekleri bir hastane ihtiyaçları vardır. Hem Lefke’nin, hem de Güzelyurt’un yeri nerede olacaksa olsun daha donanımlı bir hastaneye ihtiyacı vardır. Bu duruma insan odaklı bakılıp, sorunun çözülmesi gerekiyor” dedi.

Müzakerelerdeki gidişatı da yorumlayan Çağlar, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda umutlu olduğunu söyledi. GYÖ’lerin de teraziyle tartılmaması gerektiğini vurgulayan Çağlar, “Her iki topluma da belli mesajları mümkün olduğunca eşit vermek durumundadır ama bunu da teraziyle tartma kısmında olmamamız lazımdır. Bazen bir güven yaratıcı önlemde belki bir toplum daha çok kazanabilir gibi görünebilir ama aslında kazanan ülkenin bütünüdür. Dolayısıyla güven yaratıcı önlemelere de böyle bakmak gerekiyor. Kim daha çok kazandı ya da kazanmadı yerine getirisi nedir biz hangi pencereden bakıyoruz buna bakmak gerekiyor” şeklinde konuştu.

Mehmet Çağlar Haberal Kıbrıslı Gazetesi’nin sorularını şöyle yanıtladı;

“CMC bütün pisliklerini bırakıp gitti”

Soru: Lefke’de madencilik tekrardan gündeme geldi. Ekonomik olarak diğer bölgelerin gerisinde kalan Lefke, maden avantajını kullanmalı mıdır yoksa insan sağlığını düşünerek geri mi durmalıdır? 

Yarım yüzyıldan fazla bir süredir Lefke Bölgesi’nin gerek Güney’de kalan kısmı, gerekse özellikle Kuzey’de kalan bölümü Kıbrıs Maden Şirketi (CMC) tarafından çok yoğun bir şekilde işletildi. İşletilme süreci 1974’lere kadar devam etmiştir. 1974’lere gelene kadar Gemikonağı’nda ilk sırada bulunan limandan da ihracat yapılma noktasında bölgeye önemli katkıları olmuştur. Kıbrıs’ta gelişen şartlardan sonra adayı terk eden CMC şirketi bütün atıklarını ve zararlı olabilecek her şeyini bırakarak ayrılmıştır. Bugüne kadarda maalesef bu konuda önemli sayılabilecek ve halkın genel sağlığı açısından bakıldığında çok önemli pozitif gelişmeler olmamıştır. Bu sürekli olarak da gündemdedir. Bir taraftan da özellikle Lefke, 1974’ten sonra oluşan şartlardan ötürü, geçmişte hareketli ve oradaki bütün bölgelerin merkezi halinde ve Kıbrıs’taki 5 belediyeden biri iken bir çıkmaz sokak noktasına gelmiştir.

Soru: Güzelyurt ve Lefke bölgesinin ekonomik olarak gerilemesinin nedeni nedir?

Ekonomik olarak gelişimi maalesef diğer bölgelere kıyaslandığında oldukça geridedir. Tabi şartlar böyle olunca geçmişte madencilik ve narenciye ağırlıklı gelişen bölge, önce o CMC’nin kötü terk etmesiyle ardından da 1994’te çıkan ABAT kararları nedeniyle narenciye ihracatının geçmişte olduğu gibi rahat koşullarda değil, çok zor şartlarda yapılabilmesi bölgedeki ekonomik gücü oldukça zayıflatmıştır. Adamızda da turizm açısından bakıldığında da, başta Girne, Mağusa ve son dönemlerde Karpaz’ın turizm yatırımlarında popüler olduğunu görüyoruz. Maalesef Güzelyurt ve Lefke bölgesi bu konularda da oldukça geri kalmıştır.

“Aplıç Kapısı’nın açılması motivasyon yarattı”

Özellikle Lefke o çıkmaz sokak olmanın da getirdiği bir noktayla giderek nüfusunu ve ekonomik açılımlarını kaybeden bir noktaya gelmiştir. Bu açıdan baktığımızda bölgenin kalkınması adına yapılan en güzel proje son yıllarda büyük bir gelişme gösteren Lefke Avrupa Üniversitesi’dir. (LAÜ) Bir nebzede olsa narenciyenin ama diğer taraftan çok ufakta olsa bazı turizm yatırımlarının ve son birkaç yıldır Yeşilırmak bölgesindeki çilek üreticilerinin halka doğduran doğruya açılmış olması bir hareketlilik yaratmıştır. Son günlerde Aplıç Kapısının açılması da bir motivasyon yaratmıştır ama tamda bu dönemde yine madenciliğin gündeme gelmesi ve sanki maden çalışmalarının yapılacak olması halkı büyük bir tedirginlik içine sokmuştur.

Soru: Sizce Lefke halkı madencilik konusunda neden bu kadar tepkili?

Çünkü Lefke bölgesi geçmişte olumlu şeyler yaşamamıştır. CMC’nin olduğu yıllarda bölgede çalışan fazla sayıda insan vardı. Hatta oralarda maden evleri de yapılmıştır. (Bugün Gemikonağı’nın girişinde bulunuyor.) Belki de o dönem altın yıllarıydı. Buna rağmen kazanılırken çevre koruma yeterince yapılamıyorsa ki yapılamamıştır, bugün bu durumun kalıntılarının oldukça hem insanları hem adayı hem de Akdeniz’i tehdit eder bir duruma gelmiştir. Bunlar göz önündeyken yeni bir madencilik arayışı bölge halkını gerçekten tedirgin etmektedir. Çünkü çok net olan açıklamalarla gidilememiştir. Eskinin kalıntıları dururken yenileri mi gelecek diye düşünüyor insanlar… Kasabanın içerisinde yapılan bir takım kazılar bu tedirginliği artırmaktadır. O yüzden benim düşüncem gerek Lefke Güzelyurt Bölgesinin ekonomik kalkınmasının yanında çevre koruma, toplumsal kalkınma ve bölgenin bir bütünsel anlamda nasıl gelişeceğinin master planının hazırlanmasıdır. Master plan, beklentiler ve niyetlerle değil somut bir takım dayanaklarıyla olması lazım. Somut olarak başlayacak olan programın biteceğiyle de bir güvence içerisinde olması gereken bir geniş bir çalışma yapılması gerekiyor.

Soru: Master planında, madencilik konusu yer alır mı?

Madencilik master planının içinde yer alır mı almaz mı daha geniş ve bilimsel bir şekilde tartışılması gerekiyor. Çünkü her şey para değil, bugün 3 kuruş kazanırsınız, yarın ise sağlığınızı ve çevreyi katlederek 103 kuruşluk zarara neden olursunuz. Bunların çok iyi tartışılması gerekiyor. Ben burada ona karşıyım buna karşıyım demek yerine bunun gerçek ve güvenilir anlamda bir bilimsel çalışmayla yürütülmesi gerekiyor.

Soru: Lefke insanı neden bu çalışmalara güvenmiyor?

Çünkü geçmişte de bir takım şirketler gelerek oralarda şunu temizleyeceğiz, bunu böyle yapacağız, park haline getireceğiz ve yeşillik olacak falan söylendi ama hiçbir şey olmadı. Bu son 10 yıla bakarsak bir iki şirket bu şekilde çalışmalar yürüttü. Liman açılacaktı ve limana yatırım yapılacaktı ama bunların hiçbiri olmadı. Yapılan tek şey var, o da CMC’nin bıraktığı atıkların kenarları yüksek topraklarla örüldü ama fazla yağmurda hemen denizin renginin hemen değiştiğini görebilirsiniz. Tabi oraların içine girip de kalan kalıntıları gören biri olarak oraya gittiğim zaman sanki dünyada değil bambaşka bir yerdeymişsiniz gibi korkunç bir hisse kapılıyorsunuz. Burası adanın bir parçası mıdır, yerleşim yerinin yakını mıdır diye düşünüyorsunuz. Çünkü gerçekten çok zararlı olabilecek şekilde akıntılar var. Geçen yıllar nezdinde biriken belli başka maden ve altında olduğu söyleniyor ama bunları çıkarmak acaba astarı yüzünden pahalıya mı gelir? Ve başka felaketler içinde domino taşının ilk atışı mı olur? gibi durumlar meydana geliyor. Ben bu alanda uzman değilim ama bir vatandaş ve milletvekili olarak bunların ancak geniş kapsamlı bir bilimsel çalışmayla yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu noktadan sonra adımlar atılıp kararlar alınabilir. Tabi ki bölge halkının da duyarlılığına saygı göstererek bunu yapmak gerekiyor.

“Lefke halkı güvensiz”

Soru: Güvensizlik nasıl aşılabilir?

Yapılacak veya yapılmayacak çalışmaları bölge halkıyla paylaşarak ve katılımcılık esasıyla bunların alınması gerekiyor. Oldu ve bittilerle gelindiği zaman bölge insanı da geçmişte çok çektiği için güvensizlik hat safhadadır. Bunu bir kere yenmek ve güven duygusunu sağlamak gerekiyor. Buda ancak bilimsel çalışmalarla olur. Lefke bölgesinde çevre devletleri olarak bu konuda duyarlılık gösteren oldukça fazla sayıda dernek ve insan vardır. Bu insanları da katıp dinlemek gerekiyor. Sırf para anlamında bakarak yada bir şirkete maden çıkaracağım diyerek adımlar atılmasını ben doğru bulmuyorum.”

Soru: Halkın tepkisine hak veriyor musunuz?

Bu güvensizlik tepki doğurur. İnsanlar da haklı olarak bu tepkilerini gösteriyor. Elbette ki şirketler kendi yaptıkları işin en doğru olduğunu göstermek için bir takım verilerle karşınıza çıkacaktır. Ama önemli olan bağımsız bir takım bilimsel çalışmalarla geniş bir rapor hazırlanmasıdır. Bu raporun da sadece maden anlamında değil bölgenin bütünselliği düşünülerek yapılmalıdır. Turistik anlamda da belki bugün çok öne çıkmamış olan ama tarihi yerlerin olduğu kısımların da korunması gerekiyor. Bir taraftan maden şirketlerinin çalışması bir taraftan kasabanın olması nasıl korunması gerekiyor bunların çok iyi hesaplanması gerekiyor.

Bu anlamda bir şey yapılacaksa hızlı bir şekilde yapılmasını doğru bulmuyorum. Hem narenciye, hem üniversite hem de denize açılmayı bekleyen bir kent olarak Lefke’nin gerek çözüm öncesi gerekse olası bir çözüm sonrasında ne olması gerektiği konusunda yol haritası çizilmesi gerekiyor. Bu konuda madenciliğin yeri varsa ve bilimsel olarak bu ortaya çıkmışsa o zaman gündeme almak gerekiyor ama yoksa bence bu durumu geri planda tutmak gerekiyor.

“Cengiz Topelciler ve Güzelyurtçular şeklinde kutuplaşma yaratılır”

Soru: Güzelyurt’a yeni bir hastane yapılması konusunda ne düşünüyorsunuz? Yeni bir hastane bölge halkı için gerekli mi? yoksa mevcut olan hastanenin iğleştirilmesi seçeneği size daha mı yakın geliyor?

Hastane konusu çok polemik konusu yapıldı. Çünkü siz eğer bir resme bütünsel bakmazsanız ve bir parçayı düzeltmeye çalışırken diğer parçayı bozarsınız. Söylediğim gibi Lefke Güzelyurt bölgesinin bir bütün olarak düşünürsek, buranın ihtiyaçları ve kaynaklarının verimli ve etkin nasıl kullanılabileceği ve o ihtiyaçları insanlara nasıl götürüleceğini düşünmekte yarar vardır. Lefke Cengiz Topel Hastanesi’nin büyütülmesi de o çerçevede düşünülmelidir. Eğer Güzelyurt’ta düşünülecekse böyle bir hastane o zaman Cengiz Topel Hastanesi’nin imkânlarının artırılarak böylesi bir karar verilecekse bunu da yine katılımcılık esasıyla, bir bölgenin insanını değil, bölgeyi bütün olarak düşünmek gerekiyor. Aksi halde buraya mı yapılsın yoksa buraya mı yapılsın tartışması yükseltilirse zaten birbirlerine muhtaç olan bu aynı ilçenin iki bucağındaki insanlar arasında Cengiz Topelciler ve Güzelyurtçular şeklinde kutuplaşma yaratılır, böyle bir şeye hiç ihtiyacımız yoktur. Cengiz Topel Hastanesi’nin tarihsel bir süreci vardır ama Güzelyurt’taki insanların da daha erken ulaşabilecekleri bir hastaneye ihtiyaçları vardır. Hem Lefke’nin, hem de Güzelyurt’un yeri nerede olacaksa olsun daha donanımlı bir hastaneye ihtiyacı vardır. Her şeyden önce insan odaklı bakılıp bu durumun çözülmesi gerekiyor.

Soru: Müzakereleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Çözüm olacağına inanıyor musunuz?

Ben olumlu olduğunu düşünüyorum. Görüşmelerde, konuşmalarda ve basına yapılan açıklamalarda bunu görüyorum. Çözüm olacağına inanıyorum, inanmasam zaten boşa kürek çekme noktasında karakterim yoktur. Federal çözüme ve bunun olabileceğine inandığım için hem umudumu yitirmiyorum, hem de insanların bu konuda umutlu olmasını ve bu mücadeleyi sürdürmesini gerektiği konusunda girişimler yapma noktasındayım. Bunlar tabi ki sadece tahminim çözüm olacak anlamında değildir, gerek iki liderin özellikle Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın seçilmesinden sonra içinde bulundukları pozitif bir atmosfer var. Bu pozitif atmosfer dünyadaki uluslar arası toplumu da etkileyerek, bizdeki pozitif iklimi biraz daha pozitif hale getirebiliyor. Bir de özel görüşmecilerin yaptıkları görüşmelerde iyi adımlar atıldığını görüyoruz. Şuanda negatif bir şey yok, iyi gidiyor.

Soru: İki bölgenin yaptığı güven yaratıcı önlemleri eşit buluyor musunuz?

Her iki topluma da belli mesajları mümkün olduğunca eşit vermek durumundadır ama bunu da teraziyle tartma kısmında olmamamız lazımdır. Bazen bir güven yaratıcı önlemde belki bir toplum daha çok kazanabilir gibi görünebilir ama aslında kazanan ülkenin bütünüdür. Çünkü bir toplumun artı alması başka güven yaratıcı önlemde de diğer toplumun artı olması iki toplumu birbirine yakınlaştıran noktalardır. Şu anda müzakerecilerin üzerinde durduğu konular var; elektrik, sigorta ve telefon gibi… Bütün bunlarda şimdi hangisi daha çok kazanacak gibi bakmak yerine bütün toplumun birlikte kazanacağı şeklinde bakmamız gerekiyor. Şöyle bir örnek vermek istiyorum Türk-Rum arkadaşlar diğer toplumlara tarih eğitim konferansında şöyle bir örneği vermiştik: Sizce bıçak iyi bir şey midir? Değildir denildiğinde birde şöyle düşünün bıçakla ekmek, meyve ve sebze kesiyoruz. Eğer iyi gözle bakarsanız bıçak çok iyi bir şeydir. Çünkü yememizi ve içmemizi kolaylaştırıyor. Siz kötü niyetli bakarsanız bıçak bir cinayet amaçlı olarak kullanılabilir. Dolayısıyla güven yaratıcı önlemelere de böyle bakmak gerekiyor. Kim daha çok kazandı ya da kazanmadı yerine getirisi nedir biz hangi pencereden bakıyoruz buna bakmak gerekiyor.”

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.