Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Canavar…

A+A-

Goççina’ya çıkan öğrenciler arasında o da vardı.

Makine mühendisi olacaktı.

Yıllar öncesinden Türkiye’ye burslu olarak tahsile gönderilmişti.

Çocuk yaşlarında tahsile gittiği yıllarda ulaşım zordu.

Yük gemisiyle önce Mersin’e götürmüşler.

Sonra okulun olduğu Antalya’ya götürmek için birkaç hafta Mersin’de bekletmişler.

Antalya’ya gidecek vapur gelince bu sefer, o yolculuk çilesi başlamış.

Bir haftadan fazla sürmüş.

Kısa boyluydu.

Zayıf kaslıydı…

Fakat lâkabı “Canavar” idi…

Neticede Canavar’ın Türkiye’deki öğrenim yılları böyle başlamıştı.

 1974 yılından sonra Kıbrıs’ta kalanların soyadları zorla değiştirilmişti.

O Türkiye’de olduğu için baba soyadını kullanmaya devam edebilmişti…

Adı Özdemir, soyadı Ramadan’dı…

Dedemin adıydı Ramadan.

Türkiye’de bu adı kullanmazlar.

Onlar Ramadan’a Ramazan derler.

Ramadan dedem, hocaydı, aynı zamanda okulda öğretmen.

Çağdaş düşünceleri vardı.

Ve dine hiçbir zaman esir olmadı.

Oruç tutardı ama ezan okunduğunda pozisyonunu bozmazdı.

Yerde ekmek gördüğünde alıp öpmezdi.

Bir sürü gereksiz ayrıntı için bize, “yapmayın” derdi.

Soyadını değiştirmeyen Canavar’la yaş farkından dolayı uzun yıllar görüşememiştik…

Tanışmamış geç odu bu yüzden.

Önceleri çalıştığı yer Van’daydı…

1980’li yıllarda İstanbul’a tayini çıkmıştı…

Ondan sonra sık sık buluştuk.

İlk buluşmamızda Aksaray’a şarap içmeye gitmiştik.

O buluşmamızdan sonra çoğu Pazar ve bayramlarda beraberdik.

Canavar da Goççina’daydı…

O da 500 öğrenci arasındaydı…

Çekilen sefaleti anlatıyordu.

Denktaş’ın oraya gelişini…

Denktaş’ın yattığı yerin yakınına bomba düştüğünü…

Ve uçakların gelişini…

Çok dinledim Canavar’dan…

Ve orada ölenlerden de bahsediyordu…

Bahsederken gözleri doluyordu…

Geçen gün Goççina direnişini kutlamak için Goççina’ya gidildi.

Kahramanlık söylemleri öne çıktı.

Ve toprağa, vatana sahip çıkmaktan bahsettiler…

Fakat o kahramanlık hikâyelerini anlatanlardan hiç biri Halil Sadrazam’ın dikkat çektiği, Türklere ait mezarların yol için tahrip edildiğinden bahsetmedi…

Sadrazam sayfasında birkaç fotoğrafla birlikte şu satırları paylaştı…

“Erenköy direnişinin 50'nci yıldönümünde çekilen bu resimler köy mezarlığının yol açma bahanesiyle GKK tarafından nasıl tahrip edildiğini gösteriyor. Ölülerimize karşı saygısız olanlardan bunun hesabı sorulmayacak mı?”

Ben de paylaşmak istedim.

Goççinalılar savaştan bahsetmeyi sevmezlerdi…

Canavar sayesinde orada olmuş kadar kanı, barutu, açlığı, sefaleti yaşadım…

Canavar şimdi yok.

Olsaydı, mezarların katliamına ve hakkı olmadığı halde orada nutuk sallayan yabancılara ne derdi acaba…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.