1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Çanlar kimin için...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Çanlar kimin için...

A+A-

Dün 1 Eylül, Dünya Barış Günü idi… 

Altmış milyon insanın öldüğü İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı günün, yıl dönümü… İnsanlık, bir daha aynı şey, yaşamasın diye, o felâketin hafızalardan silinmemesi isteniyordu. Uzun yıllar, bir “komünist bayramı” kabul ediliyordu. Türkiye’de Barış Derneği kuranlar, “komünistlik”ten, yıllarca hapiste süründüler.

İkinci büyük savaş, her yeri vurduğu gibi, adamızı da etkiledi… Dört yüz dolayında insanımız, gitti de gelmeyiverdi… İtalyan Hava  birkaç defa adayı bombaladığı bilinir. Komşumuz Girit gibi bir de Nazi işgali yaşamadıysak, sanırım bunu El Alameyn’de Rommel’in yenilmesine borçluyuz… Almanlar, Mısır’da ilerleyebilselerdi, Kıbrıs da herhalde haritaya dahil olurdu. Çünkü hem Kafkasya, hem de Mısır üzerinden, Hitler’in asıl hedefi, petrol yatakları idi! Kıskacın tamamlanması için, Kıbrıs da önemli bir köşe taşı tabii ki…

Ve sanki de bu çıplak gerçeğe nazire yapar gibi, dün güya Dünya Barış Günü’nde, burada en çok sorduğumuz soru, “Bombardıman başladı mı?” idi… Suriye de sanki de inadına, saldırıya uğrarsa cevap vereceği hedefler arasında Kıbrıs’ı da açıklamaz mı?

Suriye, Karpaz’ın ucundan yüzeli mil ötededir. Benim çocukluğumda, düğünlerden önce çeyiz düzmeye, Beyrut’a gidilirdi. “Orası Lübnan” demeyin… Coğrafik olarak, Lübnan da Ürdün de hatta İsrail de Suriye’dirler… Neden ve nasıl, siyaseten bölünüp dört beş devlet çıktı Suriye’den?

Birinci Savaş esnasında, Osmanlı İmparatorluğu’nu bölüp parçalayarak petrol kaynaklarına konmak isteyen İngiltere, çok meşhur meseledir; Mekke Şerifi’ni kurulacak bir Arap devletinin kralı yapamayı vaad ederek, kışkırtırlar. Şerif, inanıp da provakasyona kapılınca, bütün Arabistan Osmanlı’nın elinden çıkar ve fiilen İngiliz işgaline uğrar. Savaşın sonunda, Orta Doğu’nun nerdeyse bütününü ele geçiren İngilizlere, bir ortak çıkar: Fransa… Fransızlar, ta Haçlı Seferleri zamanında bölgede Fransız soylularının kurduğu devletçikleri hatırlatarak, bölgede kültürel ve tarihsel hakları olduğunu ileri sürerler. Hristiyan Araplar’ın Katolik ve Fransız etkisinde olmasına bakarsak, iddianın kökenini anlayabiliriz. İngiltere’nin Fransa ile anlaşması, Mekke Şerifi’ni de bir biçimde ikna etmesi gerekmektedir.

Bir İngiliz Sykess subay, oturur, Fransız bir subayla Picot; Orta Doğu’yu paylaşırlar. Hicaz, Mekke Şerifi’ne verilir. Ürdün Nehri’nin öte yakasında Ürdün diye bir memleket icat edilip, şerifin bir oğlu oranın; tarih boyunca bir devlet olmayan Irak diye bir başka memleket icat edilip, öteki oğlu da oraya kral yapılır! “Hatıralar” dolayısıyla, Suriye Fransa’ya verilir ama kontrol elden gitmesin diye Filistin, İngilizlere bırakılır. Asıl petrol yatağı Irak, İngiliz; “ayıp olmasın diye” Katolik Araplar’ın yaşadığı Lübnan ayrılıp, Fransa’ya bırakılır. Bu kadar kargaşayı halletmek için de Sycess ve Pico alırlar ellerine cetveli, harita üzerinde yaptıkları çıkar paylaşmasına uygun yeni devletlere, sınırlar çizerler. Harita üzerinde cetvelle çizilen sınırlardan ve bir de Mekke Şerifi’nin kendine ve oğullarına uydurulması icap eden krallıklardan başka, bu yeni devletleri devlet yapacak hiçbir özellikleri bulunmamaktaydı. Ne homojen bir nüfus, ne bir ortak tarih yorumu, ne bir ortak gelecek tasavvuru! Hiçbirşey…

Zaten sonuçta, Hicaz’dan başlayarak, çoğu alt üst oldu… Önce Vahhabbi bir feodal bey, İbn-i Suud, Şerif Hüseyin’i devirdi… Hazret hayatının geriye kalanını Kıbrıs’ta geçirdi! Sonra, Suriye’ye bırakılmış Hatay, Türkiye’ye katıldı. Sonra, Filistin’de İsrail kuruldu. Sonra, Irak’ta general Kasım, darbe yapıp, torun Kral Faysal’ı öldürdü… Lübnan, bir gün olsun huzur bulmadı. Suriye’nin geriye kalanı, istikrarlı gibi görünüyordu, onun da hali meydanda!

Neden? Petrol kaynakları!

Hemingway, ünlü romanın başında, “Çanlar kimin için çalıyor?” der ve yanıtlar: “Herkes için! Okyanusa kapılan bir kum tanesi, aslında anakaranın kaybolan bir parçasıdır…”

Öldürülen her çocuk, aslında insanlık ailesinin bir kaybıdır…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.