1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Çelik: "Yeni Anayasa Türkiye'nin kimlik belgesidir”
Çelik: "Yeni Anayasa Türkiye'nin kimlik belgesidir”

Çelik: "Yeni Anayasa Türkiye'nin kimlik belgesidir”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Yeni anayasa Türkiye'nin kimlik belgesidir. Türkiye'nin 2023'e ilerlemedeki yol haritasıdır" dedi.

A+A-

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Yeni anayasa Türkiye'nin kimlik belgesidir. Türkiye'nin 2023'e ilerlemedeki yol haritasıdır" dedi.

Çelik, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyete karşılamada gösterdikleri nezaket ve ortaya çıkan verimli tablodan dolayı teşekkürlerini sundu. Çelik, görüşmenin 2 saat 15 dakika sürdüğünü ve hemen hemen hiç ara vermeden son derece değerli bir görüşme olduğunu söyledi.

Asıl konunun yeni anayasa meselesi olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

"Mevcut anayasanın değişmesi gerektiği, her iki tarafın da adlandırmasıyla darbe hukukuna kaynaklık eden bu anayasanın ruhundan başlayarak, ruhunun özellikle ve arkasından metninin beraberce değiştirilmesi konusunda tam bir mutabakat var. Tabi bizim yeni anayasa konusundaki görüşümüz son derece net bir görüştür. Biz Türkiye'nin mevcut bu devlet yazılımını ifade eden anayasayla çok daha fazla 2023 hedeflerine, bir yol yürüneceğine inanmıyoruz. 1876'dan beri Türkiye bir anayasa meselesini tartışıyor."

Çelik, 2011 yılında da siyasi partileri ziyaret ettiklerini ve ardından anayasa için uzlaşma komisyonu kurulduğunu hatırlatarak, net bir biçimde Türkiye'nin yeni bir anayasaya kavuşması gerektiğini ifade ettiklerini söyledi. Ömer Çelik, "Yeni anayasa Türkiye'nin kimlik belgesidir. Türkiye'nin 2023'e ilerlemedeki yol haritasıdır. Bu bakımdan Başbakanımız, Türkiye'nin her alanındaki sorunların aşılması için en üst hukuki metin olan anayasada sadece değişikliklerle yetinilemeyeceğini, Türkiye'nin artık anayasa konusunda revizyon dönemini geride bırakması ve tam bir reform anayasası zeminine geçilmesi gerektiğini açık bir şekilde ifade etmiştir" diye konuştu. Çelik, CHP Sözcüsü Haluk Koç'un da açıklamalarını yaptığını belirterek, "darbe hukukunun kaynağını oluşturan anayasanın değiştirilmesi konusunda CHP'nin de hemfikir olduğunu" söyledi.

Çelik, şöyle devam etti:

"Bunun yanı sıra bütün bir mevzuatımızdaki darbe hukukunun izlerinin silinmesi, mevzuatımızdan darbe hukukunun arındırılması konusunda da bir mutabakat var. Bu, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu tarafından dile getirildi. Bizim bundan önce Adalet Bakanlığı temelinde darbe hukukunun bütün unsurlarını ve bütün izlerini mevzuatımızdan arındırma yönünde bir çalışmamız var. Bu çalışma bundan sonrasında CHP ile paylaşılıp, grup başkanvekilleri kendi aralarında görüşüp mevzuatımızın arındırılması için ne yapılması gerektiğini dile getirecekler.

AK Parti'nin uzlaşma komisyonuna verdiği yeni bir denetim modeli olan başkanlık sistemi, Başbakanımız tarafından gündeme getirildi. Bizim başkanlık sisteminden ne anladığımız, başkanlık sistemi çerçevesinde sadece etiket düzeyindeki tartışmaların verimsiz olduğu, içeriğe odaklanılması gerektiği, bu bakımdan bizim başkanlık sistemi önerimiz ile CHP'nin parlamenter demokrasi önerilerinin karşılıklı olarak tartışılması gerektiğini ve asıl odaklanılması gereken unsurun şu olduğunu; Türkiye'de temel hak ve hürriyetleri teminat alma konusunda, yargı bağımsızlığını temin etme konusunda, kuvvetler ayrılığını gerçekten kuvvetler ayrılığı düzeni haline getirme konusunda denge ve denetim mekanizmalarını güçlendirme konusunda en önemlisi de halkın devlet yönetiminde yegane özne olmasını sağlayacak bir anayasal sistemin ortaya çıkması konusunda, biz bunun, başkanlık sistemi ile mümkün olacağını söyleyerek, bu önerimizi gündeme getirdik.

Onlar da bunun parlamenter sistem ile mümkün olacağını söylediler. Bundan sonrasında bu iki sistemden veya başka önerileri olan varsa bunlardan hangisinin Türkiye'de gerçek anlamda kuvvetler ayrılığını, parlamentoyu özne yapacağını, halkın devletin öznesi olmasını sağlayacağını, ileri demokrasilerdeki gibi denge denetim mekanizmalarını güçlendireceğini karşılıklı olarak tartışalım istiyoruz."

Çelik, her sistemin olumlu örneğinin olduğu gibi olumsuz örneğinin de bulunduğunu belirterek, başkanlık sisteminin olumsuz örnekleri olduğu gibi parlamenter demokrasinin kendi içerisinden Hitler gibi aktörleri çıkardığı örneklerin de olduğunu söyledi. Çelik, önemli olanın, sistemi taşıyan ana kolonların ne olması konusunda mutabakata varmak ve bu kolonların hangi sistemde daha güçlü olacağı konusundaki tartışmayı gerçekleştirmek olduğunu vurguladı.

"TÜRKİYE, AK PARTİ HÜKÜMETLERİ DÖNEMİNDE CİDDİ BİR VİZYON GÖSTERMİŞTİR"

Çelik, şunları vurguladı:

"Bundan sonrasında bir uzlaşma komisyonunun ortaya çıkması halinde ki iki Genel Başkan bu çalışmanın yapılması gerektiğini söyledi. Sayın Genel Başkanımızın Milliyetçi Hareket Partisi'ni ziyaretinden sonra tablo daha da genişleyecektir. Bu çerçevede ele alınan konulardan bir tanesi Avrupa Birliği meselesi oldu. AB meselesi, AK Parti iktidarları döneminde bu devlet politikası haline gelmiştir. Türkiye, AK Parti hükümetleri döneminde ciddi bir vizyon göstermiştir. Kılıçdaroğlu da AB'ye tam uyum konusunda gerekirse fasılların açılmasını beklemeden, Türkiye'nin mükellefiyetlerini yerine getirmesi konusunda gereken desteği vereceklerini ifade etmişlerdir."

Görüşmede içtüzük meselesinin de gündeme geldiğini vurgulayan Çelik, Meclis'in sadece bir yasama fabrikası gibi çalışmaması, yasama faaliyetinin yanı sıra halkın iradesinin temsil edildiği en büyük organ olarak Türkiye'nin siyasal meselelerinin çözümüne en büyük zemini teşkil eden işlevin de yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.

Çelik şöyle devam etti:

"Aynı zamanda yasama faaliyetinin yerine getirebilmesi aynı zamana da denge ve denetim mekanizmaları açısından üstüne düşen denetimi gerçekleştirebilmesi açısından Meclisin çalışma biçiminin gözden geçirilmesi konusunda herkes birçok şey söylüyor.

Geçen dönemde de yapılmış çalışmalar var. Bizdeki gibi Genel Kurula dayalı çalışma modeli dünyanın birçok yerinde terk edilmiş bir model. Asıl işler komisyonlarda bitiriliyor, sonra Genel Kurula geliyor ve buradaki tartışmayla bunlar sonuçlandırılıyor. Dolayısıyla hem iktidarın hızlı şeklide talep ettiği şekilde yasaların çıkması aynı şekilde muhalefetin muhalefet etme, denetleme, eleştirme görevinin de sağlıklı bir şekilde yapılabildiği bir Meclis çalışma dengesinin nasıl kurulabileceği, bunun içtüzük diline nasıl dökülebileceği konusunda hassasiyet var. Kuşkusuz iktidar Türkiye'yi yönetme sorumluğuna sahiptir. Bunun dışında hızlı çalışmak, yasaların hızlı çıkmasına ihtiyaç duymaktadır. Onun dışında muhalefetin doğal hakkı ve görevidir yasaların iyi kritik edilmesi ve hükümetin denetlenmesinin Meclis üzerinden yapılması. Bu çerçevede bakıldığında bu dengenin kurulacağı İçtüzüğün ortaya çıkması konusunda da Sayın Genel Başkanımız görüşlerini ifade etmiştir. Geçmişte yapılmış çalışma vardır. Bu çalışmada sadece 6 maddede anlaşmazlık görünüyordu. Bugün o çalışmayı yapan herkes, milletvekili veya bakan olarak Mecliste bulunuyor. Aynı arkadaşların bir araya gelerek süratli bir çalışma yapmaları ve bu İçtüzüğün değişmesi için ortak irade ortaya çıkması gerektiği konusunda da bir anlaşma zemini çıktı."

YENİ ANAYASA

Vize muafiyeti meselesinde CHP'nin desteğini talep ettiklerini belirten Çelik, "Türkiye'nin AB'ye uyumu, Türkiye-AB ilişkilerinin gerçekleştirilmesi çerçevesine genel yaklaşımları noktasında da değerlendirmede bulunacaklar" dedi.

Çelik, MHP ile görüştükten sonra tablonun daha da geniş bir perspektiften ele alınmış olacağını kaydetti.

Kendilerinin başkanlık sistemi, CHP'nin de parlamenter sistem konusundaki görüşlerini ifade ettiklerini belirten Çelik, "Ancak tartışmamız gereken konu bu sistemleri etiket, tabela, retorik düzeyde tartışmak değildir. Önemli olan bu sistemlerden hangisinin kuvvetler ayrılığını daha çok temin edeceği, yargı bağımsızlığını gerçekleştirilebileceğidir. Anayasanın bir hukuki metin olduğu kadar siyasi metin olduğunu da düşünürsek bu çerçevede şunu düşünmemiz geriyor: Halkın daha çok özne olduğu, halkın siyasetin ve devletin sahibi olma iradesinin altının daha çok çizildiği ve hukuken güçlendirildiği bir anayasa yazımını nasıl ortaya çıkarabiliriz? Buna odaklanmamız gerektiğini düşünüyoruz" diye konuştu.

Kuşkusuz yasaların çıkmasından önce iki parti arasında istişarelerin yapılması gerektiği, çeşitli vesilelerle ortaya çıkan toplumsal kutuplaşmayla ilgili fay hatları varsa bunların tamir, rehabilite edilmesi konusunda iki siyasi partinin daha çok istişarede bulunması gerektiği konusunda iki genel başkanın iyi niyetlerini beyan ettiklerini belirten Çelik, "Yeni anayasa iradesinin güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi bakamından, Türkiye'nin yeni anayasaya duyduğu ihtiyacın altının çizilmesi bakamından son derece verimli bir görüşme olmuştur. Aynı zamanda 12 Eylül darbe, faşist düzeninden kalan mevzuatın temizlenmesi konusunda da yüksek bir irade ortaya çıkmıştır" dedi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.