1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Cemal Başkan'ın ne kusuru var?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Cemal Başkan'ın ne kusuru var?

A+A-

Rahmetli Rauf Denktaş’ın ortalıkta vatan hainliği ile suçladığı ama Karkot Deresi isimli kitabında hiç de öyle söz etmediği Dr. İhsan Ali, Türkçe de yayınlanan anılarında, Lefkoşa Belediyesinin Rum ve Türk Belediyeleri olarak ikiye bölündüğü günün gecesinde, İngiliz Sömürge müsteşarına: “Sizin politikanıza uygun! Ama bu durum hem iki Kıbrıslı Halkın vuruşmasın ı süratlendirecek ve hem de sonunda ekonomik bir felâkete yol açacaktır!” dediğini, İngiliz’in de yüksek sesle bir kahkaha attığını yazar… Doktor’un karşı çıkıyor olmasının altında yatan neden, Türk belediyelerinin, yeterli vergi geliri elde edemeyip, batacağı korkusu idi…

 

Nitekim, 1962 yılına gelindiğinde, Türk tarafı 400bin sterlin ihtiyaca karşılık, sadece 80bin sterlin vergi toplayabilmiş ve açığının merkezi hükümetçe karşılanmasını talep etmişti! Zaten o sene Kıbrıslı Türkler, genel vergi gelirinin de sadece %1.5’ini ödeyebilmişlerdi, aklımda doğru kaldıysa!

Makarios’un da buna yanıtı, “Ayrı belediyenin masrafını neden Kıbrıslı Rum vergi mükellefleri ödesin? Gelin birleştirelim madem ki finanse edemiyorsunuz!” şeklinde olmuş ve Rum belediyelerinin açıklarını da merkezi bütçeden ödemeyi, reddetmişti! Bu, bizim savaş sebeplerimiz olan o meşhur 13 Değişiklik önerisinin, bir tanesidir! Dr. İhsan, haklı çıkmıştı…

Tarihten bu meseleyi aktarmamın nedeni, şu:

Efendiler, bu belediyenin labil bir yapıda olduğu, sallarsan batabileceği, geliri ile gideri arasında daha 1957’de bir dengesizlik olduğu, bir sır değil! Yapısal bir hastalıktır bu…

Geçen akşam bir tv’de belediye çalışanları, nerdeyse bir ağızdan, diyorlardı ki: “Biz belediyenin eski çalışanlarıyız! Her birimiz dörder başkanla çalıştık. Hiçbir başkan zamanında, böyle bir şey görmedik! Akıncı, Yetkili,Bora, Erk! Her zaman, maaşımızı, ödeneklerimizi, bayramlıklarımızı aldık. İlk defa Cemal başkan zamanında böyle bir rezalet görüyoruz! İstifa etsin…” TKP; UBP ve CTP’li başkanlardan bahsediyorlar! Particilik söz konusu değil yani…

Demek ki neymiş?

Yönetmekte olduğun mekanizmanın ne olduğu ile ilgili bir fikrin varsa, aslında yapısı çok narin olsa da onu yönetebiliyormuşsun! Yoksa, Noel Baba olmakla belediye başkanı olmayı birbirine karıştırırsan da kafana giyebiliyormuşsun! “İyi adam” diyenin de kalmazmış! Bir anlamda, parti değilmiş asıl mesele… Ötekiler bu hale düşmediler…

Ama öte yandan, zihniyettir sorumlu! Bulutoğulları, memlekette egemen olan o “verin yiyeyim, örtün uyuyayım” paradigmasının tipik bir temsilcisi olduğundan, aslında “ne yaparsam yapayım, ödeyecek biri çıkar” varsayımı ile parti falan değiştirip, açığı kapayabileceğini sandı! Denizin bittiğini fark etmesi gerekirken, belki de gözlerini kapadı! “İstifa ederim, bildiklerimi anlatırım diye tehdit ederim, bila mecburi öderler” sandı… Şimdi istifa etse de onu kabul edecek bir başka parti kalmayınca, küplere biniyor! Çünkü ne bu belediyenin geçmişine kafa yordu galiba, ne de gelecekte ne olacağı ile ilgili bir derdi vardı! Günü kurtarmaya çalışırken, başına giydi…

Ama şu kadarını söyleyeyim, bu memleketteki 160 bin seçmenden, 100 bini, Cemal gibi davranırdı! Çünkü 1974’ten beri, ödeyen biri hep bulundu! Cemal başkan, ondan her seçimi kazandı! Nasıl inansın ki bu defa ödemeyecekler?

Ortalama olmak, suç değil… Ama işin sonunda, her zaman duvara vurur! Nasip, Cemal’a imiş…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.