1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Cenk Diler uyardı: "En büyük tehlike irtica"
Cenk Diler uyardı: "En büyük tehlike irtica"

Cenk Diler uyardı: "En büyük tehlike irtica"

Türkiye’deki askeri darbe girişimiyle ilgili olarak HAVADİS’e konuşan Emekli Albay Cenk Diler Kıbrıs’ın kuzeyindeki güvenlik sorununa dikkat çekti

A+A-

Baykan Gürses Özdağ

Emekli Albay Cenk Diler, 15 Temmuz’da Türkiye’de yapılmak istenen askeri darbenin ardından yaşananları Havadis’e değerlendirerek, Kıbrıs’ta bizi çok daha tehlikeli bir dönemin beklediğine işaret etti.

Kuzey Kıbrıs’taki dini örgütlenmelerin önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çeken Diler, son yıllarda ülkede artış gösteren dini eğitim kurumlarının buradaki eğitim sistemine uygun olmadığının Mahkeme tarafından da ortaya konulduğu hatırlatmasında bulundu.

Türkiye’de 15 Temmuz’da yapılmak istenen darbenin başarılı bir darbe olmayacağının başından beri belli olduğunu söyleyen Diler, “Dinciler dincilere karşı darbeye girişti. Demokratik bir eylemden söz etmek mümkün değil” diye konuştu.

Askeri teşkilatlanmada ve yargıda Türkiye’de olduğu gibi dini yapılanmaya izin verilmemesi gerektiğini anlatan Cenk Diler, “Bizim hâkimlerde ne dinci var ne de destekleyen. Mahkemeler, en iyi kurumlarımız. Ama bunlar inanılmaz bir şekilde örgütlenip buraya da geldiler, şimdi ne olacak?” diye sordu.

Emekli Albay Diler, Havadis’e cesur ve önemli açıklamalarda bulundu.

Darbe olacağı belliydi

Soru:  15 Temmuz’da Türkiye’de yapılmak istenen darbe girişimi hissedilmedi mi?  Buna yönelik ne gibi sinyaller vardı?
Diler: Kesinlikle hissedildi. Bu sorunun cevabını merak edenler Ahmet Şık’ın “İmamın ordusu”, Saygı Öztürk’ün “Okyanus ötesindeki vaiz”, Zübeyir Kındıran’ın “Fetullah’ın copları”, Yavuz Selim Demirağ’ın “İmamların öcü” kitaplarını okusun. Bu kitapları okuduğunuzda bu insanlar darbenin geleceğini biliyordu.

1970’lerden, 80’lerden bu yana 12 Eylül darbecilerinin bu Fetullahcıları nasıl koruduğunu, İmam Hatipleri nasıl Türkiye’de rekor düzeye getirdiğini, dinci yapılanmaya ses çıkarmadıklarını, soruşturmaları açanların görevden alındığını, öğrencilerin sınav kâğıtları çalınarak bunlara verildiği, tam puanlarla 300’erli gruplarla askeri ve polis okullarına girişlerini biliyordu. 15 Temmuz’da olan darbe girişimi dincilerin dincilere yaptığı bir darbedir.

Soru: Askeri örgütlenme buna bilerek ve izleyerek mi olanak sağladı?

Diler: Askerdeki de emniyetteki örgütlenme de bilerek, göstererek ve isteyerek onları bu noktaya taşıdı. Zaten Fettulah Gülen’in açıklamalarına bakarsanız, 28 Şubat’taki post modern darbe dedikleri darbeyi övdüğünü görürsünüz.

Bu post modern darbe dincilere karşı yapılmıştı. Fettullah Gülen de dincidir. Burada demokrasi zaferi deniliyor, bunun demokrasi ile alakası yoktur. Türkiye’yi çok daha kötü günler bekliyor.

Birçok aydınımız da buna alkış tutmaya başladı. Ama esas tehlike görülmeye başlandı. Yargıda neredeyse hâkim kalmadı. Akademisyenler, rektörler…Bu adamların hepsi bir günde mi tespit edildi. Bu kitapları yazanlar, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Hikmet Çetinkaya gibi yazarlar Fetullah’ın gelişini bağıra bağıra söylüyordu. Onlar söylüyordu da istihbarat teşkilatının haberi yok muydu? Darbeden MİT’in haberi yok muydu.

Soru: Neyle açıklıyorsunuz bu durumu?

Diler: Bu işin planlı olduğu, haberli olduğu belliydi. Bunu önceden hissetmediler mi, bilmiyorlar mıydı. Darbe yapanlar bu kadar acemice nasıl davrandı

Soru: Niye acemice davrandılar sizce?

Diler: Çok acemice davrandılar. TRT’yi ele geçirdiler, TRT en az izlenen TV kanalıdır. Ama CNN yayındaydı, Tayyip Erdoğan’la bağlandılar. Bunun kontrollü bir darbe olduğuna inanmadım.  Hatta bunları teşvik edin yapsınlar, avlayalım, 1 günde darbeyi bastıralım sonra da bizim darbemizi meşru zemine oturtarak, OHAL da ilan ederek, milyonlarca insanı 12 Eylül’de avladığımız gibi avlayalım, düzenimizi de kuralım denildi.

Başarı imkanı yoktu

Soru: Darbe başarılı olsaydı ne olurdu?

Diler: Başarılı olma imkanı yoktu. Zaten yapılışından belliydi acemi oldukları. Çünkü bu iş 80 darbesi biter bitmez, Özal başa gelir gelmez güya o demokratik düzen yeşermeye başlar başlamaz, açılan rekor seviyedeki imam hatiplerle ilahiyat fakülteleri ve ışık evleriyle, gülen dershanleriyle uyanıyordu. Tayyip Erdoğan’ın Fetullah Gülen’le fotoğrafları vardı. Bu yolları beraber yürüdük sözleri olan şarkılar vardı. Bu yapılanmayı göstere göstere oldu her şey. Son ayrılma sebepleri de devleti paylaşamamaktır. Yoksa ikisinin de amacı İslam devletidir, şeriattır. Ben amaçlarının farklı olduğuna inanmıyorum. İkisinin de amacı laik sistemi yıkmaktı. TBMM başkanını açıklamalarına bakıyorum, laiklik ilkesi anayasadan kaldırılmalıdır diyor. Böyle bir Meclis Başkanının, Cumhurbaşkanı ve Başbakanı farklı düşünür mü.

Kıbrıs’ta da bu örgütlenme var

Soru: Kuzey Kıbrıs için uyarınız nedir? Bizi ne bekliyor bu darbe girişiminin ardından?

Diler: Esas bizim halkımızı uyarmak lazım. Çok da rahat olmasınlar. Serdar Denktaş, “beni kimse inandıramaz” dedi. Serdar Denktaş’ın babası da Ergenekon’a Balyoz’a da inanmamışlardı. Serdar Denktaş yine inanmamıştı. Çünkü Türkiye’de de ne olursa burada da olsun diyenler değiller miydi. Hüseyin Özgürgün de varlığından bahsetti.

Soru: Kıbrıs’ta da bir örgütlenme endişeniz mi var?

Diler: Endişe değil. Var. Bazı gazetelerin yazdığına göre bazı yurtlar terk edilmiş, Mehmetçik’de Fetullah Gülen’in kitap ve cd’leri yakılmaya çalışıldı. 3-4 bürokrat ülkeyi terk etmiş. Hep duyuyorduk, poliste de paralel yapılanman söz edildiğini. Türkiye’den de buraya polisin içine atanmış yüksek rütbeli bir görevlinin olduğu, ne yaptığı bilinmeyen, görülmeyen, tanınmayan birisi olduğu söyleniyor. Ordu zaten kanıt vermeme gerek yok, hemen geçtiğimi ay giden Sivil Savunma Teşkilat Başkanı ve ondan bir önceki başkan Kutlu Adalı cinayetini hatırlatalım. Adalı cinayetinde soruşturulan Galip Mendi’nin görevden el çektirildiğini gördük. Derin yapılanmanın burada da olmadığını hala daha bilmeyen varsa çok saftır.

Soru: Yetkili makamlar ne yapmalı Kıbrıs’ta?

Diler: Ciddi olarak tedbir alınmalıdır. Biz 1983’de Harp Okuluna gittiğimizde dini faaliyetlere kesinlikle izin verilmezdi. Askerde özellikle dini yapılanmalara kesinlikle müsamaha gösterilmemelidir. Yargıda kesinlikle gösterilmemelidir. Eğer ülkenin imama ihtiyacı varsa, 130 imam çıkaracak bir okulun, teşkilatın olacak. Bizde de İmam Hatip açtılar. Hala Sultan Külliyesi açıldı. Bu bizim yargımızca yok kabul edildi. Bunun bizim eğitim sistemimize uymadığı, eğitim yasalarında böyle bir konunun yer almadığı çok doğru bir tespitle ortaya konuldu. İmam Hatip lisesini bitiren birileri, Uğur Mumcu hep bunu sorgulardı, neden İlahiyat fakültesine gitmez de Hukuk Fakültesine gider diye. Uğur Mumcu’nun sorgulamaları bugün nedenini açıklıyor. Zaten görevlendirdikleri hocaların hukuk sistemine şeriat sistemini vurguladıkları açıkça bellidir. Kıbrıs’ın dini durumu yeterlidir. Kimsenin bize din öğretmeye, bizi dindar yapmaya ne haddi olmalı, ne de yetkisi olmalı.

Çanak tutuldu…

Soru: Buradaki siyasi erk, yıllarca tepkilere karşın bunlara fırsat tanıdı…

Diler: Hem de nasıl çanak tuttular. Mustafa Arabacıoğlu, DP’nin Eğitim Bakanıyken, imam hatiplerin buradaki külliyesinin açılmasında “kendimi yalnız hissettim” dedi. Daha fazla destek bekliyordu demek ki.

CTP’nin Başbakanı Özkan Yorgancıoğlu gitti ve orada bulundu. Başbakanlarımızdan Ferdi Sabit Soyer’in Fetullah Gülen’le Hrisostomos’u kıyasladığı yazısında Fetullah Gülen’e nasıl övgüler düzdüğü görüldü. Sağcı bir lider ya da başkan söyleyebilir de, sol bir Başbakanın bunu söylemesi, alet olması olmamalıydı. Bizdeki İmam Hatip ne yetiştirecek. Bunların hepsi hukuk fakültelerine girecek, ondan sonra bizim yapıyı da o yapı gibi ele geçirmeye çalışacaklar.

Bizim hâkimlerde ne dinci var ne de destekleyen var. En iyi kurumlarımızdandır. Ama bunlar inanılmaz bir şekilde örgütlenip buraya geldiler, şimdi ne olacak.

“Orada varsa, burada da var”

Soru: Buradaki askeri ve güvenlik birimleri TSK’ya bağlı… Türkiye’deki soruşturma kapsamında Kuzey Kıbrıs’ta ne bekliyorsunuz?

Diler: Duymadık daha. Ama orada ne varsa burada da var. Barış Kuvvetleri Komutanlığı aynen Türkiye’nin bir birliği gibidir. Bütün komuta kademesi de oradan gelir. Askerleri de oradan gelir.

Bizim buradaki siyasilerin hiçbir kontrolü yoktur. Başbakanlığa bağlı olan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının da üzerlerinde etkisi yoktur. Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı direk Başbakanlığa bağlıdır. Neden Sivil Savunma Teşkilat Başkanları, Güvenlik Kuvvetleri Komutanları Kıbrıslı Türklerden seçilmiyor?

Bu hükümet programlarının bazılarına girdi ama son CTP-DP, CTP-UBP ve UBP-DP hükümet programında tamamen kaldırıldı. Orada ne varsa burada da oldu. Buradan giden iki Sivil Savunma Teşkilat Başkanı, Cemaat üyesi oldukları için tutuklandı. Bu kadar basit.

Burada da var mı sorusunun cevabı bunlara dayanarak denilebilir. Bütün askeri yargı teşkilatını da açığa aldılar. Bu sorgulamaları kim yapacak, yeniden yapılandırılan bir yere getirilen subay, ast subaylar buraya da gelip belki de Türkiye’nin sivil hakim ve savcıları gelip o soruşturmayı yapabilir. Buradaki kolordu teşkilatının elemanları KKTC Yasalarına da tabi değildir.

Belki de dünyada tek sivil istihbarat teşkilatı olmayan devlet de KKTC’dir. Yanlış anlaşılmasın, çok mu gerekli ama İstihbarat örgütleri Türkiye’de o isyanın demokratik olmayan darbenin haber alınması için kullanılır zaten.

Cumhurbaşkanı ve Başbakana gelecek olan tehlikeleri denetlemek içindir. KKTC’de bu teşkilat yoktur. Sivil bir istihbarata ağı ne poliste ne de askerde var. Olmaması hiçbir şeyden haberimizin olmamasına neden olur. Cumhurbaşkanımızı, Başbakanımızın dinlenmediğine dair kim garanti verebilir.

Biri çıkıp “ben dinlenmiyorum” diyebilir mi. Denktaş da Eroğlu da zamanında “dinleniyoruz, peşimizde 40 MİT ajanı dolaşıyor” dedi. Güvenlikleri pamuk ipliğine bağlıdır. İç istihbarat örgütleri olabilir ama devletin sivil otoritenin yoktur. Olmalıdır. İç ve dış tehlikelere karşı gayri hukuki yapılanmalara karşı olmalıdır. Türkiye’de olmasına rağmen olduğuna göre, düşünün bizde hiç yok, demek ki isteyen istediğini çok basit yapılanmalarla burada ele geçirebilir.

Hem Kıbrıs Türk halkını hem de Türkiye halkını bekleyen yegâne tehlike irticadır. En büyük tehlike okuldan fazla cami yapılmasıdır. Bu camilere çok mu ihtiyacımız var. Bunlar hep bir göstergedir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum