1. YAZARLAR

  2. Halil Sadrazam

  3. Cevap hakkı
Halil Sadrazam

Halil Sadrazam

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Cevap hakkı

A+A-

Yazarak duygu ve düşüncelerini ortaya koyanların olumlu ve olumsuz çeşitli tepkilerle karşılaşması normaldir. Ben de buna benzer durumlarla defalarca karşılaştım. Yazdıklarımın herkes tarafından beğenilmesine değil inandığım doğrular olmasına dikkat ediyorum. Bundan sonraki yazılarıma da böyle devam edeceğim.

20 ve 27 Temmuz tarihlerinde AFRİKA gazetesinde ve sosyal medyada yer alan yazılarım nedeniyle tebrik edenler olduğu gibi yazdıklarımdan rahatsız olanlar da bulunmaktadır. Hatta yazdıklarımdan memnun olmayan bazı kişiler, sosyal medyada linç etmek istercesine saldırmakta hatta tehdit derecesine varan yazılar yazmaktadır.

Aralarında Arif hocanın 2003 yılında gerekli cevabı verdiği kişi ve onun gibiler kendince bana hakaret ederken bir diğeri Halil Sadrazam’ı hizaya getirmek gerektiğini vurgulamaktadır. AFRİKA gazetesini silahla tehdit ederek susturmaya çalışanlar gibi beni hizaya getirmek isteyen kişinin bunu nasıl yapacağını doğrusu merak ediyorum. Yapılan tehditlere aldırmadan düşüncelerimi ve doğru bilgileri okuyuculara aktarmaya devam edeceğim.

Geçtiğimiz hafta içinde sosyal medyada yapılan saldırılara hiç cevap vermedim. Fakat eksik ve yanlış bilgilerle görüş ortaya koyanlara kısa da olsa cevap vermek gerekiyor.

***

20 Temmuz harekâtı, garanti anlaşmasından doğan haklarla “Kıbrıs’ta bozulan anayasal düzeni yeniden kurmak” maksadıyla başlatılmıştı. Fakat TSK’nin hataları nedeniyle harekât planlandığı gibi gelişmemiş ve uluslararası kurallar yok sayılarak 14 Ağustos’ta ikinci bir harekâta girişildi. Sonrasında da bozulan anayasal düzen yeniden kurulmadı. TC yetkilileri, çeşitli açıklamalarında adada yaşayan Kıbrıslı Türklerin değil Kıbrıs’ın TC için önemli olduğunu vurgulamış ve yapılan harekât garanti anlaşmasının gereklerini sağlamaya değil bir işgal harekâtına dönüştürülmüştür.

Adayı bölerek üçte birini ele geçirenler buna “Mutlu Barış Harekâtı” adını verse de yapılan tam olarak bir işgaldir. Harekât sonrasında uluslararası anlaşmalara aykırı olarak Kıbrıs’a nüfus taşınarak Kıbrıslı Türklerin eritilmesi de bir savaş suçudur. Taşıma nüfusla adanın kuzeyinde Kıbrıslılar azınlığa düşmüş ve çeşitli kriminal olaylar artmış, hapishaneler dolup taşmıştır. Harekâttan 40 yıl sonra Ankara’nın dayatmalarıyla kimliğimizin ve kültürümüz kaybolduğu ülkemizde mutsuzluk vardır.

Sayın Denktaş’ın sona erecek KTFD başkanlığını uzatmanın bir çaresi olarak TC’deki askeri yönetim tarafından yeni bir devlet diye yaratılan kurum TC dahil hiçbir devlet tarafından tanınmamaktadır. Bu kurumdan bahsedilirken TC millet meclisi kürsüsünde “Türkiye’nin kalın bağırsağı” denebilmekte, “Muz cumhuriyeti” ve benzeri ifadeler kullanılmaktadır. KKTC olarak belirlenen kısaltma adı, TC’nin Kakası anlamına gelecek şekilde Ka Ka Te Ce olarak söylenmektedir. Bundan rahatsız olanlar pekçok şeyin adını değiştirdiği LEFKOŞA yerine LEFKOŞE dediği gibi bundan sonra isterlerse Ke Ke Te Ce veya Kı Kı Tı Cı diye isimlendirebilirler. Hatta TC içinde sakıncalı görüldüğü için kapatılan ve hukuk dışılığın bir yönetim tarzı olarak sürdürüldüğü ülkemize gönderilen kumarhanelere de başka bir isim koyarak gülhane diyebilirler.

***

Yazılarımda tenkit edilen bir diğer konu da Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı (GKK) makamını işgal etmekte olan kişi hakkında yazdıklarımdır. Kıbrıs Türkünün özgürlük mücadelesinde yöneticilik ve liderlik yapmış subaylardan meydana gelen “GKK Emekli 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum