1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Cezaevinde iki saat...
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Cezaevinde iki saat...

A+A-

Bakan Çavuşoğlu, dün akşam belki de bir ilki gerçekleştirdi.

Ya da biz öyle biliyoruz.

İftar yemeklerinin çok tartışıldığı ve artık inandırıcılığının da pek kalmadığı bir dönemde, iftar yemeği adı altında bir grup meslektaşla birlikte Merkezi Cezaevi’nde onlarla iftar yemeğinde aynı masaya oturdu.

Aynı masada, bir bakan mahkumlar ve basın mensupları vardı.

Şunun için önemliydi, çünkü mahkumların sorunları, cezaevinin içinde bulunduğu şartlar hep konuşulur ve eleştirilirdi ancak, böyle geniş katılımlı bir toplantının yapılması kimsenin aklına gelmemişti.

Bu yüzden bakan Çavuşoğlu’nu, onlarla basının önünde yüzleştiği, sorunlarını dinlediği için tebrik ederiz.

cezaevi1.gif


Bakan, müsteşarlar ve meslektaşlarla dün akşam cezaevinde yaklaşık iki saat geçirdik.

Önce akşam yemeğini yedik.

Mercimek çorbası, tavuk, pilav ve ardında da kadayıf tatlısı, normal bir restoranın yemeklerinden farklı değil, aksine belik de daha da başarılıydı.

Aynı yemekleri sadece mahkumlar değil, gardiyanlar ile yöneticiler de yiyor.

Birkaç mahkumun kulağına fısıldadık, bu yemekler bugüne mi özel diye sorduk, her zaman aynı titizlikte yemeklerin çıktığını teyit ettiler.

Ama, bundan birkaç yıl önceye kadar yemeklerin yenmeyecek kadar kötü olduğunu da söylediler.

Sonra koğuşları tek tek gezdik, yaşam ortamlarını gördük.

Tabi ki 5 yıldızlı otel değil, aksine havasız ve sıcak ile nemin ağır kokusu var hem koğuşlarda hem de koridorlarda.

Ama temiz ve hijyen şartlarının olabildiğinde işi olduğunu gözlemledik.

cezaevi5.gif


Cezaevinde daha çok genç nüfus var…

284 mahkumun belki de 200 kadarı 20 yaş civarında…

Ve suçlar genelde sirkat ve uyuşturucu.

Gençlerin genelde sirkat ve uyuşturucudan içeride olması, daha önceleri de defalarca yazdığımız gibi bize göre ülkenin gençlik politikalarının olmaması…

Şimdiye kadar siz hiçbir hükümetin gençler üzerine politikalar ve projeler ürettiğini, bunları uygulamaya koyduğunu gördünüz mü?

Biz görmedik, zaten ‘biz yaptık’ diyen siyasetçiler de yalan söylemiş olur.

Genç mahkumların içeride yattıkları süreçte, hayata kazandırılması için çeşitli el işleri ve seramik işleri ile tanıştırılması, belki bir kaçının gelecekteki hayatını kurtarabilir ama bize göre bu çalışmalar yeterli değildir.

cezaevi3.gif


Onlar içeride ne kadar da mutlu olduklarını söyleseler, yüzlerine dikkatlice bakınca suçluluk duygusunu üzerlerinden atamadıkları gün gibi ortada.

Sizinle konuşurken bile yüzünüze bakmayıp, başlarını öne eğerken, işledikleri suçlardan nasıl pişman olduklarını da aslında konuşmadan söylüyorlar.

Daha da ibret verici olanı, konuştuğumuz bazı gençlerin hayat şartları nedeniyle uyuşturucuya karıştıkları ve bundan medet umarak maddi kazanç sağlamak olduğu idi…

Bu da bir ülkede özelikle gençlerin nasıl bir işsizlik sorunu pençesinde yaşadıklarını gösteriyordu bize.

Bir de hakkını yememek lazım, yarın emekliye ayrılacak olan Müsteşar Kamil Kayral, belli ki hem mahkum hem de gardiyanlarım memnuniyeti için, fazlasıyla özveri göstermiş ve gönül rahatlığıyla memurluğa veda edecek.

Mahkumların genelde memnun ama gardiyanların halen bir takım sorunlar yaşadığı gerçeğiyle ayrıldık cezaevinden…
Gardiyanların sorunlarını ise başka bir yazımızda ele alacağız.

Allah kurtarsın hepsini…

cezaevi4.gif


Bet salonları ve uyuşturucu!

Quickwin adlı bet salonuna polis baskın yapmış ve hem uyuşturucu hem de cinsel gücü arttırıcı jel ele geçirmiş.

Merakım şudur;

Bet salonları eğer sıkı bir denetim altında tutulmazsa her türlü karanlık iş için bulunmaz yerlerdir.

Yıllardır bet salonlarının nasıl aile facialarına yol açtığını yazar dururum.

Tehdit edenler, binlerce lira borçlandıranlar, öğrencileri kafa kola alanlar.

İşte şimdi de uyuşturucu tacirliği yapan çıktı ortaya.

Tamam buralardan alınan ağır vergiler ülke sporuna, dolayısıyla gençlere gidiyor ama ya götürdükleri?

Bizim paragöz yöneticiler yasa dışılık yapanlara göz yumar ve buralara ibreti alem olsun diye kilit vurmazlarsa, gençliğin hali dumandır duman!


Okur Görüşü

“Günümüzün içine ettiniz!..”

“Levent Bey,

Ben yazılarınızı her zaman zevkle okuyan bir okurum. Ancak bu (dün) sabah okuduğum haberden sonra okuma zevkim sona ermiştir.

Kim kimi rezil etti acaba? Eğer yurtdışı temsilcilik veya konsolosluklarımız tam donanımlı değilse, kapatın hepsini! Eğer oraya devletimizi temsil edecek birisini görevlendirecekseniz de bu şekilde göndermezsiniz. İşte bizim Devlet Temsilcililerimize ve Konsoloslarımıza gösterilen saygı bu. Orada ne zorluklar altında çalışıldığını bilmiyor insanlar. İşte bu kadar para alır da. Ne için alır? Lütfen Konsolos Bey bu kadar para için bunu yaptı diyeceğinize diğer yabancı Konsolosluklara ve Büyükelçiliklere bir bakın (öncelikle de TC'ninkilere). Oturmuş bir düzen var. Bizler de varolan Temsilciliklerimizi düzelteceğimize orda da açalım bir Temsilcilik burada da demeyi biliyoruz. Eğer bir Konsolosun aracını bile almaktan acizseniz bu işi bırakırsınız.

İşin aslını bilmeden uzaktan gazel okumak kolaydır!

Size iyi günler. Bizim günümüzün içine ettiniz...”

(Ayşe SEVEN)


MESAJ KUTUSU

Sayın Uğur UMAR, bisikletli resminizi Kıbrıs gazetesine sizin kendinizin bir yakınınız aracılığıyla gönderdiğiniz tespit edilmiş ve bakanlık hakkınızda soruşturma başlatmış. Çok yakında da merkeze çekileceğiniz yönünde duyumlar aldık, ha keşke bu yöntem yerine dürüstçe ortaya çıkıp şikayetinizi dile getirseydiniz.

Sayın Kemal DÜRÜST, geçmiş olsun ameliyat olduğunuzu öğrendik. Bu arada bir bet salonunun uyuşturucu ticareti yaptığı tespit edilmiş. Gençliği zehirleyen, kara işler yapan burası hakkında çok ciddi önlemler alırsınız. Gençlik gitti gidiyor…

Sayın Ersin TATAR, Girne Vergi Dairesi çalışanları için vatandaştan şikayet mesajları alıyoruz. Bir ara burasın ziyaret etmeniz ve çalışanları vatandaşa karşı daha nazik olmaya çağırmanız isteniyor. Haklı bir istem değil mi? Vatandaş hem para verecek hem hakaret görecek hoş değil.

Sayın Erdoğan ŞANLIDAĞ, ameliyatınızın başarıyla sonuçlandığınızı ve taburcu olarak evde istirahata çekildiğinizi öğrendik. Geçmiş olsun diyoruz, bir an önce iyileşip bölgede partinizin başına geçmeniz bekleniyor.

Sayın Hasan BOZER, Serdaroğlu’ndan sonra sizin koltuğa diken başka bir vekil daha nabız yoklamaya başladı. Bir an önce kulislere başlamanız iyi olacak sonra başkanlıktan sıradan vekilliğe düşerseniz rahatsız olabilirsiniz.

Sayın Mustafa TOGAY, önce üyelik ardından da başkanlık geliyormuş ve boş zamanlarınızda Kamu Hizmeti Dairesi’nin bütün tüzüklerini ezberlemeye çalıştığınız gözlemleniyormuş. Biraz sancılı olacak ama sonuçta koltuğa oturacaksınız. Endişeniz olmasın, arkanız kapı gibi…

Sayın Sezai SEZEN, AKP’li misafirlerinizin olduğunu ve kendileri ile ateşli tartışmalara girdiğiniz söyleniyor. Hayırdır yoksa güvendiğiniz dağlara karlar mı yağdı? Hele biraz bekleyin, siyasette sabretmek gerek…

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, rüşvet aldığını iddia ettiğiniz müdürün devletten çektiği yüklü maaş vatandaşı çileden çıkarıyor. Başlattığınız işi bitirmeniz ve sorumluları adalete teslim etmeniz bekleniyor.

Sayın Mustafa YAVER, en büyük düşünüz gerçek olmuş ve dün 26 bin TL değerindeki diyaliz makinesi hastaneye teslim edilmiş. Kendinizle ne kadar övünseniz haklısınız. Başarılarınızın devamını dileriz.

Sayın Şevket ONBAŞI, Yeniboğaziçi festivalindeki bozuk etleri toplama operasyonunda belediyenin zabıta biriminin de büyük katkıları olmuş. Elinize sağlık diyoruz.

Sayın Ahmet KAŞİF, YDÜ hastanesine sahip çıkmak için devletin tüm imkanlarının seferber edilmesi yönünde mesajlar alıyoruz. Böyle bir hastaneden tüm halkın yararlanması için elinizden ne gelirse yapmanız bekleniyor.

Sayın Kenan AKIN, kızınızın düğün davetiyelerini dağıtmak için bunaltıcı sıcaklarda yollara düşmüşsünüz. Genç çifte şimdiden mutluluklar dileriz. Ama biz hala niçin dayak yediğinizi çözemedik ve bu işte bir bit yeniği arıyoruz bilesiniz.

Sayın Aydın SALTKAYA, dün Lefkoşa’da eşinize araba hediye etmek için kapısını çalmadık galeri bırakmamışsınız. Yaşınız ilerledikçe daha duygusal ve romantik oluyorsunuz. Bütün erkeklerin başına…

Sayın Kemal DARBAZ, acaba sizin koltuk sallanmaya mı başladı dersiniz? Sizi devirmek için küs olanlar bile birleşip genel kurul tarihini iple çekiyorlar.

Sayın Yaşar ERSOY, gazetelerin tiyatro haberlerini ön sayfadan vermemesi nedeniyle epey sitem ettiğinizi duyduk. Ne deseniz haklısınız ama demek ki tiyatro haberleri değil de, bel altı haberler sattırıyor gazeteleri. Şansınıza küsün…

Sayın Tunç ERTAN, yıl sonuna kadar otelinizin silme dolu olması nedeniyle bu sıralar keyfinize diyecek yokmuş. Hayırlı işler bol kazançlar dileriz. Yerli halka özel paket programları da göz ardı etmeyiniz.

Sayın Ertan BİRİNCİ, Kebapçı Güner’den mesajınız var epeydir mekana uğramıyormuşsunuz. Yeni dekoru görmeniz gerekiyormuş, iştahınızı epey açacak kadar güzel olmuş.

Sayın Özer KANLI, hafta sonu TRT’den gelecek olan misafirlerinizi heyecanla beklemeye koyulmuşsunuz. BRT’yi baştan yaratacakları ve bu konuda büyük yatırımlar yapılacağı söyleniyor. Yine dört ayak üstüne düştünüz desenize…

Sayın Ferhat ATİK, sonunda Viyana yollarına düşmüş ve nikah için artık gün sayıyormuşsunuz. Mutluluklar dileriz, umarız en kısa zamanda siz de Başbakan Erdoğan’ı memnun eder ve yarım düzüne çocuk yaparsınız.

 

Günün Fıkrası : Yalan makinesi
 
Adam yalan makinesi almış evine...

Salonda köşeye koymuş.. "Kim yalan söylerse ötecek" demiş..

Akşam yemeğe oturmuşlar.. Oğluna "Bugün nerdeydin" demiş, adam.. Oğlan "Okuldaydım, tabii" deyince makine ötmüş. Oğlan da itiraf etmiş, seksi bir filme gidip okulu astığını.. Babası fena halde kızmış, oğluna.. "Ben senin yaşındayken seks nedir bilmezdim" deyince makine gene ötmüş.

Anne gülmüş, bu defa.. "Al işte!.. Senin oğlun!.."

"Düüüütttt" demiş, makine!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.