1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. CHP ve Sosyal Demokrasi
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP ve Sosyal Demokrasi

A+A-

1978 yılıydı…  Bizim Lefkoşa, Kıbrıs öğrenci yurtlarını kapatmakta kesin kararlı! Oysa sokaklar, insan pazarı… Önüne gelen, istediğini vurup öldürüyor! Yurtta toplu yaşayınca, hiç değilse kendimizi korumanın önlemini alabiliyoruz! Dağılırsak, her birimizin başına ne gelebileceği, belli değil!

Türkiye’de hükümette,  o zamanlar “solcu” zannettiğimiz bir parti var! Gidip derdimizi bunlara anlatalım, bizimkilere engel olsunlar, dedik… Zamanın İstanbul milletvekillerinden, o sırada baro başkanı da olan, çok ünlü bir avukatla konuşmaya, ben gittim! Galiba İstanbul İl Başkanı da idi, o sıralar… Yarım hükümet yani… Yanımda da Atilla Coşkun…  Üçümüz, Barış Derneği’nde beraber çalışıyoruz!

Ünlü avukat ki sonradan Barış Derneği davasından içerde de yattı, beni suratında buz gibi bir ifadesizlikle dinledi! Poker face… Sonra da dedi ki: “Sizin Kıbrıs politikanız, bizim resmi politikamızla uyuşmuyor! O yurtlarda kantin işletip, kazandığınız para ile resmi politikaya uymayan bir gazete çıkarıyorsunuz! Devlet de kendini korumalıdır!” Demek istiyor ki “Sizi dağıtacağız, o gazeteyi finanse edecek olanakları elinizden alacağız! Olanlardan haberimiz var ve onaylıyoruz! Ananızı seven kadı, aslında Lefkoşa değil, biziz…”

Aynı manaya gelen lâfları, üstü kapalı bir biçimde rahmetli Denktaş söylediğinde, “Faşist” deyip geçmiştik! Onunla da ben konuşmuştum…  Önümdeki çayı bitirmeden, teşekkür edip kalktım. Kapı aralığında, Atilla’ya : “Bu ne be?” dedim… “Bu ilerici mi oluyor şimdi? Barışçı filan mı bu?”

Yurtlardan, atıldık o zaman… Görüşmeyi, gene ben yapıyordum! Bizi sokağa atmaya gelen polis şefi, bana “Bu akşam sırtında soğuk mermer olacak!” dedi… Mahalleyi saran mavi bereli komando taburunun komutanı binbaşı, beni alıp arkasında saklayarak, kaçıp kurtulmamı sağladı!

Memleketin “sosyal demokrat” geçinen hükümetinin bize reva gördüğü muamele buydu! Nedenini de “sol sosyal demokrat” geçinen kendi milletvekilleri, bana birkaç gün önce anlatmıştı! “Kıbrıs politikanız!”

Birkaç ay sonra bir taşra kentinde, partilileri olan kendi ailemden bir grup insanla bir bayram yemeğinde konuşurken, lâf buraya geldiğinde, “Türkeş’e kurban olayım, o ne derse onu yapıyor! Sizinkiler sol gösterip, ondan beter yapıyorlar! Farkınız bu kadarcıktır…” dediğimde, masada oturan nazenin bir bayancık çok bozulmuş, kalkıp sofrayı terk etmişti! Konu, muhterem Profesör Mümtaz Soysal idi… Malûmdur, hoca sonradan Kürtler’in de Ermeniler gibi tehcir edilerek, Suriye’ye sürülmelerini bile savundu…

Geçen gün TBMM’de kalkıp, Gobbels’in bile söylemekten imtina edeceği lâflar eden İzmir milletvekilinin söylediklerine, hiç şaşırmadım! Soysal’ın müridi olduğunu öğrendiğimde, gülümsedim! Aydın Belediye başkanı da üzerine tüy dikti…

Şimdi, bu hanım Karşıyaka’dan gene milletvekili seçilebilir ama Narlıdere’de şurda burada  dibe vurup, kırk yıllık İzmir’i de kaybederler ve sonra da oturup, “Halk cahil! Eğitim şart…” diye yetmiş yıllık yavelere sarılır, rakiplerinin seçmeni silip süpürmesini izlerler… “Kömür dağıttı” diye teselli yaratmak da Allahın emri tabii… MHP, hiç değilse parmağının arkasına saklanmıyor! Ya bunlar?

Bir Sosyalist Enternasyonal yetkilisi, “Bunları atıp, AKP’yi mi üye yapsak?” dediğinde çok gülmüştük ama mesele galiba gülünüp geçilecek kadar basit değil!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.