Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Cibali

A+A-

Güneşin yüzünü gösterdiği bu Pazar da fotoğraf grubu ile düştük yollara…

Bu seferki güzergâhımız geçen haftaki güzergâhımıza yakın bir yerdi…

Eski CibaliTekel binasından dönme Kadir Has Üniversitesi’nin olduğu bölgenin hemen arka sokakları.

Bölgenin adı Cibali

Fatih’in güya gemilerini kaydırıp indirdiği Haliç’in kıyısında, Fener ile Unkapanı arasında,

RTE’nin büyüdüğü Kasımpaşa’nın karşısında ve Rum Patrikhanesi’nin hemen aşağısında olan semt.

Bizans surlarının denizden ayırdığı mahalleye semtin adının nereden geldiğine dair ufak bir not yazılı kemer kapıdan geçerek giriyorsunuz…

Rivayete göre bu semt İstanbul’un işgalinden hemen sonra bu kapıdan ilk geçen Cebe Ali Bey ‘in adının telaffuzunun zamanla değişmesi ile Cibali adını almış.

Oradaydık grup olarak…

Tarihi yarımadanın ortalarında, İstanbul’un en işlek caddelerinin olduğu bölgenin göbeğinde olan bölgede dolaştıkça, hem İstanbul dışındaymış gibi sessizliğe hem de tarihin bu kadar yakında olmasına şaşırdık.

Evler iç içe, çoğu ahşap, yollar parke taşları ile örülmüş…

Birkaç kedi köpek ve uçuşan kuşlardan başka canlı yoktu ilk anlarda…

-Acaba, diye sordum yanımdakilere,” şu anda uçuşan kuşlar Bizans’tan kalma ama Bizans döneminde değil Türklerin yönetiminde olduklarının farkındalar mı?

Siz de benim gibi yaparak, gerek Cibali’de gerek dünyanın her hangi bir yerinde yerleşik yaşayan hayvanların binlerce yıl ötedeki nesillerinin oradaki devamları olduklarını düşündünüz mü?

O zamanlar da bu kuşların ataları aynı şekilde uçuşup aynı sesleri çıkartıyorlardı…

Derken sokağın ucundan köpeği ile birisinin bize doğru geldiğini gördük.

Mahalleli uyanıyordu…

Biz cumbaları, saksıları, kahveleri çekip zaman geçirirken adam bize iyice yaklaştı…

Ceketini omzuna atmış adam, baktım ki gözlerini gözlerime “Bir hareket çek işini bitireyim” der gibi dikip bakıyor…

Yüzümü çevirdim…

Bu sefer yanımdaki arkadaşıma dik dik bakmaya başladı, o da konuşacakmış gibi yüzünü bana çevirdi

 Arkadan göz ucu ile diğerlerine kötü bir şey yapmasın diye baktım ki hafif yana kayılmış gibi ayakkabılarının topuklarına basıp yürüyen adam ara ara dönüp bize bakıyor…

-Bu boş değil dedim arkadaşıma…

O da, “  Farkındayım ya bıçak ya tabancası var”…

Önerim İstanbul denilince ilk akla gelen yerlerden olması gereken Cibali ve çevresini veya İstanbul’un her hangi bir semtini gezecekseniz…

“En büyük tehlike cahillikten gelir” sözünü hatırlayın.

Ve bilhassa Bizans’tan sonra - çok iyi ve kültürlü insanlar olmasına rağmen- buralarda yüzlerce yıldan beridir kabadayılığı yaşam biçimi sayan cahil insanlar doldurdu…

Bu yeni eğitim sistemi ile de - ki maşa olarak UBP’yi kullanarak Kıbrıs’ın kuzeyine de uygulamaya çalışıyorlar-  bu düzen daha çok uzun yıllar devam eder…

Siz siz olun bu bölgeleri gezerken yanınızda bıçak taşımayın ama yalnız da gezmeyin…

Günün Karikatürü:

İtaatkar...

1.20120228181509.jpg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.