1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Çırpındıkça batmak mı yoksa kurtulmak mı? Kim verecek cevabını
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Çırpındıkça batmak mı yoksa kurtulmak mı? Kim verecek cevabını

A+A-

Arkadaşlara da anlatıyorum:  Türkiye’ye şu veya bu nedenle gidenler bilirler.  O işçilerin yollarda bellerde nasıl çalıştıklarını.  Sabah geçerken  asvalt dökümüne  yeni başlanan bir yolun,  akşam dönüşünde  kilometrelercesinin nasıl bitirildiğini görürsünüz…

Dur durak yoktur o işçiler için,  zaten ne haklarıdır ne de hadleri! 

Ve yıllardır KKTC’ye gelenler de o işçilerdir işte.  Malum Mağusa Kanalizasyon ve anayol yapımları nedeniyle bir baştan bir başa şantiyeye dönüştü.  O işçiler Kürdü,  Kahramanmaraş’lısı,  Adanalısı ile falan  çalışıyorlar.

FAKAT: Türkiye ile Türkiyeliler’den adına kültür dediğimiz ne varsa, yemeklerinden lokantalarına,  gazetelerinden dizilerine,  folkloründen şarkılarına, üç kâğıtçılıklarından alavere dalaverelerine kadar  her bir şeylerini alıp hayatımıza sokmuşuz ama;   bizden onlara geçireceğimiz  karakteristik özelliklerimizden bir dirhemi  bulaştıramamışız!      . 

TEK BİR OLAYIN DIŞINDA:   O şu: Türkiyelerde kan tere batarak çalışan  işçiler,  KKTC’ye geldiler mi  artık aynen Kıbrıslılar gibi  “iş kaytarması” yapıyorlar!    Mesela aralarından birisi   “ustalarının” geliş zamanlarını  gözlerken,  inanmayacaksınız ama diğer işçiler   saatlerce işleri savsaklayıp  rölantiye yatmaktalar!  Olayı kaç kez görmekle kalmadımdı,  kendileri ile şakasını bile yaptımdı ki  kih kih gülüyorlardı!   

Bu nedenle aylardır Mağusa’da kent içinde hâlâ yapımı tamamlanmayan anayollara,  hâlâ bitirilip çalıştırılamayan Kanalizyon şebekesine,  Belediye’nin yeni su boruları döşeme çalışmalarındaki ağır aksaklığa çok da şaşırmıyorum.  Belki ihale süreleri henüz dolmadı ama bu kadar uzun süreli hafriyat ve inşaatlar ortamında yaşamak, tutun ki en az Lefkoşa’nın çöpleri içinde yaşamak kadar çekilmez bir felâket oluyor.  Onlarınki kokutyor,  bizdekiler geçit vermiyor! 

BU HİKÂYEMSİ OLAYI NEDEN YAZDIM:   Dün de sözünü ettimdi.   “Memleket laçka oldu” dediydim. Mevcut huzursuzluk Melekleri  bile Şeytanlaştırdı!   Şeytan ise azapta gerek.

Nitekim geçen gün bir yurttaşımız daha  “bu memlekette yaşanmaz”  dedi ve intihar etti!  Kaçıncı intihar?   Artık hayatlarımıza yavaştan yavaştan Melekler değil,  Şeytanlar giriyor.  Varlığımıza Allah’ın iyilik ve inayetleri  değil,  “şer güçler”  egemen oluyor! 

Huylarımız değişiyor,  her değişim bir  “toplumsal değeri”  yıkıyor!  Tutun ki Türkiye’den gelen işçiyi bile şeytanlaştırıyor!

*****

RÜŞVET HEP VARDI

Sorun ne zaman gündeme gelse ayni örneklemeyi yaparım çünkü  “makbulâttır.”  Allah rahmet etsin Denktaş Barış Harekâtından hemen sonra Güzelyurt’ta konuşurken,  “bu memlekette rüşvet var”  dediydi.  Kendilerine  “öyleyse açıklayın”  dediğimde ise  “ben söylerim siz bulun”  cevabını verdiydi.

Kısaca bu memlekette  “en büyüğünden en küçüğüne”  herkesler rüşvet olduğunu bilirler,  söylerler,  dedikodularını yaparlar ama bunların hiç birisi yargıya taşınmaz… 

Mesela bu pisliğe  çok yabancı olan ben bile   “Rüşvet”  dendi miydi anlatacağım yığınla olay bulurum!   Dedikoduya dayansalar da  “doğrudur”  dediğim! 

KIBRIS’IN ANKETİNDEN.  Kadem’e yaptırttığı devasa anketinin sonuçlarını her gün fasıl fasıl yayımlıyor ki dünkü verilerinde sözünü ettiğim o  “rüşvet”  de vardı.  Yanı sıra   “halkın korku ve endişeleri”  ile  “gazete tirajları.”  

Nitekim vatandaşların yüzde 60.1’i  “rüşvetin yaygın yahut çok yaygın”  olduğu inancındaydı!  Büyük oran değil mi?                                                                                                                                                          

“Endişe ve korkuların” en büyüklerini ise   “gelecek korkusu”  ile  “gıda güvenliğinin olmaması,  trafik sorunları,  hastalıklar,   çevre sorunları”  falan oluşturuyorlardı. Ki  Kıbrıs gazetesi bu verileri  “10 Korku” başlığının altında özetlediydi.   

Kapsama girenleri grafiklerden de incelediğimizde anlıyoruz ki  “baştan tırnağa mutsuz bir toplum durumuna gelmişiz!” 

BUNA RUHSAL BUNALIM DENİR:  Bu sonuçlar toplumdaki korkunç  ruhsal ve moral yıkımları  vurgulamaktadırlar.                                                                                                                            Böylesi “psikoz”  haline gelmiş ruh hallerinde   Durkeim’in “intiharlar olayını” hatırlatan intiharlar da azar,   gençlerin yüzlercesiyle  göç yollarına düştüğünü de yazar. Hatta   Memlekette  yitip giden güvenden dolayı  Devletsiz bile kalınır!   Ve yaşanan  “Çaresizlikler” sonucunda  her hangi bir güce yahut bir başka Devlete kapılanmanın sonucu tutun ki   “esir toplum”  heline bile gelinir!               

DAHA İYİ ANLIYORUZ.  Anlıyoruz ki  KKTC’nin gerçekten yeniden yapılanmasına büyük ihtiyacı vardır.  Bunu biz  “Kıbrıslı Türkler”  mi gerçekleştireceğiz yoksa KKTC-TC işbirliği mi gerçekleştirecek bilemiyoruz. 

Bilemiyoruz çünkü  bizi yeniden yapılandırmak isteyenler sadece bizler ve Ankara değildir.  Rum’u da vardır AB’si de.   Yahudi Soros’u da  TC’li TESEV’i  de!  Lobiler,  mutfaklar,  STÖ’leri  derken…  Eskiden yedi kocalı Hürmüz’dük,  şimdi olduk yetmiş yedili!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.