1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Çıta yükseldi
Çıta yükseldi

Çıta yükseldi

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, olası CTP-UBP Hükümeti’nden en büyük beklentilerinin sürdürülebilir bir ekonomiyi hayata geçirmesi olduğunu söyledi.

A+A-

 

Enis Orakcıoğlu

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, Yeni Bakış'a CTP-UBP Koalisyonu’nun ülke ekonomisi ve Kıbrıs sorununa etkilerini değerlendirdi. Çözümden sonra Kuzey Kıbrıs’ta ilk 10 yılda en az yüzde 50 bir toplam büyüme beklediğini vurgulayan Toros, “Oluşacak olan çözüm Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası hukukun bir parçası olmasını sağlayacaktır. Yani üzerimizdeki izolasyon, ambargo, tanınmamışlık ve dış pazarlarla, dış yatırımlara kapalı konumumuz normalleşecektir. Bu da ekonomimizde tabi ki çok büyük yeni potansiyel ve yatırım alanları oluşturacaktır” dedi.

“Hükümet büyük fırsat yakalayacak”

Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, CTP- UBP Koalisyonu’nun Meclis’in büyük bir çoğunluğunun hükümette olacağı anlamına geldiğini belirterek, “Böyle olunca da hükümet çok radikal icraatlar yapmak için büyük fırsatlar yakalayacak. Bu açıdan bakıldığında çok olumlu ve umutlandırıcı bir hükmet olacağını düşünmekteyim. Ayrıca bildiğiniz gibi çözüm sürecindeyiz ve bu çözüm süreci iki liderin taşıdığı inanç ve umutla sonuçlanırsa, bu süreçte ve çözüm sonrasında çok büyük bir değişim ve evrim olacaktır. Bu evrimde de Kuzey Kıbrıs’ın Avrupa Birliği müktesebatına uyumlaştırılması gerekecektir. Uyumlaştırma aşamasında ise alt ve üst yapı, kamusal ve özel sektörün ciddi bir uyum sürecine dâhil olması şarttır. Bu da radikal, somut ve süratli bir hazırlık süreci gerektirecek, bunu da yapacak olan tabi ki Avrupa Birliği’yle işbirliği içerisinde çalışacak bir hükümet olacaktır. Bu nedenle de yeni hükümeti çok farklı görevler bekleyecektir. Bu iki büyük partinin ve Meclis’in büyük bir çoğunluğunu içerecek olan hükümet ise ihtiyaç duyulan güç açısından çok önemlidir diye değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu. 

“En büyük beklentimiz sürdürülebilir ekonomi”

Toros, sözlerine şu şekilde devam etti; “Önemli olan nokta, çözüm süreci ve ekonomiyle ilgili yapılacak olan politika ve hükümet programının sadece içte değil, Türkiye ve KKTC arasındaki ekonomik programda da bugüne kadar ihmal edilen uygulamaların radikal bir şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu da ancak sürdürülebilir ekonomiye geçiş diye adlandırılan politika ile mümkündür. Bu politika ekonomiyi yüzde 2’lerden yüzde 5 buçuklara yani küresel ekonomik büyüme oranına taşımaktır, çünkü bunu yapabilmek için yatırımı teşvik etmek, yatırımı teşvik ederken yatırım iklimini iyileştirmek gereklidir. Bunların yanında rekabet edebilirliği artırmak ve bürokratik reformları yapıp bürokrasi engelini ortadan kaldırmak da şarttır. Bütün bunlar sayesinde büyüyecek olan ve uluslararası kalkınmışlıkla birlikte refaha kavuşacak toplumların ekonomik büyüme oranına getirildiği zaman sürdürülebilir ekonomiye geçiş mümkün kılınabilir. Sürdürülebilir ekonomi yeni oluşacak hükümetten en büyük beklentilerimizden biridir. Ve aslında diğer beklentimiz olan çözüm süreciyle ilgili kararlılık, AB ile uyumlaşma ve yasalarımızın Güney Kıbrıs’la rekabet edebilmesi için tadil edilmesi, yabancı ve yerli yatırımcıyı cezbetme ve lokomotif olan turizm ve yükseköğrenim sektörünün açılması, dış pazarların önündeki engellerin aşılması konusunda uyum ve kararlı icraatlar da bahsettiğimiz ekonomik motivasyonla ilişkilendirilmelidir.”

“İçinde bulunduğumuz girdaptan çıkmak mümkün değildir”

Rekabet edebilirliği oluşturmak gerektiğini belirten Toros, “Rekabet olmayan bir yerde yatırım olmaz, yatırım olmayan bir yerde ekonomik büyüme olmaz, ekonomik büyüme olmayan bir yerde de şu anda içine girdiğimiz girdaptan çıkış mümkün değildir. Özellikle kamu bütçemiz 5 buçuk milyar TL civarındadır ve bunun yüzde 80 - 85'i cari gider ve transferlere harcanıyor. Dolayısıyla kamu hiçbir şekilde ekonomiye para pompalayamıyor ve dış pazarlardan yoksunuz. 1,8 milyar dolar ithalat yaparken dış pazarlar kapalı olduğu için sadece 140 milyon dolar ihracat yapıyoruz. Bu çok ciddi bir finansal sorun yaratıyor. Siyasi istikrarsızlığın devam ettiği ülkelerde yatırımlar riskli olarak değerlendirilir ve yatırımcı bulunamaz. Burada yapılması gereken sıkıntılara karşı mücadele edip bunları ortadan kaldırmaktır. Bunu da yaparken yatırım ikliminin iyileştirilmesi, uluslararası finansmana erişimin mümkün kılınması, bürokratik engellerin ortadan kaldırılıp yerine teşvik edici koşulların sunulması, rekabetin iyileştirilmesi ve yatırımın teşvik edilmesi sayesinde ekonomik büyümeyi gerçekleştirmeliyiz. Tüm bunların bizi bekleyen Avrupa Birliği müktesebatıyla uyumlu olması gerekmektedir, çünkü bütün umudumuz müktesebat hazırlıklarının başlayacağı yönündedir ve hazırlıklar başlamadan önce yapılacak olan hükümet programları AB ile uyumlu olursa müstakbel AB sürecini de olumlu etkileyecektir” dedi.

“Özel sektör ile kamu arasında uçurum var”

Toros, ekonominin oluşması için sermaye ve emek gerektiğine dikkat çekerek, “Bu ikisi de eşit öneme sahiptir ve sermaye ile emek olmadan ekonomi oluşturulamaz. Biz sermaye temsilcileri olarak en az bizim sermayemiz kadar emeğin de sağlıklı ekonominin oluşması için gerekli olduğunu düşünüyoruz. Kamu çalışanları bu ülkede bugüne kadar çok büyük ayrıcalıklardan istifade ettiler. Kamuda çalışanlar,

ömür boyu sosyal güvence imkânları, çalışma saatlerinin çok az olmasından kaynaklanan başka işler de yapma imkânları gibi birçok fırsat elde ettiler. Yine yakın geçmişe kadar eşel mobil denilen sürekli yüksek oranlarda ve ekonomik durumdan bağımsız olarak birtakım ek menfaatler almaları da onlar için fırsatlardan biriydi. Ülkemizde ihtiyacın çok üzerinde kamu çalışanı olduğu için kişi başına düşen görevlerin dağılımında eşitsizlik var. Tüm bunlar tabi ki çalışan kişiyi cezbeden faktörlerdir. Maalesef özel sektör bu imkânları sunamayacağından dolayı özel sektör ile kamu arasında bu uçurum meydana gelmiştir. Tabi ki bu uçurumun uyumlaştırılması gerekir bu da ancak özel sektör odaklı sürdürülebilir ekonomiyle olur” şeklinde konuştu.

“10 yılda yüzde 50 büyüme bekliyorum”

Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, sözlerine şu şekilde devam etti; “Oluşacak olan çözüm Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası hukukun bir parçası olmasını sağlayacaktır. Yani üzerimizdeki izolasyon, ambargo, tanınmamışlık ve dış pazarlarla dış yatırımlara kapalı konumumuz normalleşecektir. Bu da ekonomimizde tabi ki çok büyük yeni potansiyel ve yatırım alanları oluşturacaktır. Yıllar boyu bu olumsuzluklardan dolayı Kıbrıs’ı terk eden kendi vatandaşlarımızdan da buraya geri dönüş olacaktır. Bütün bunlar olurken tabi ki Avrupa Birliği müktesebatının da uygulanacağı varsayımıyla dış pazarlarda aranan standartların buraya geleceği kesindir. Bu standartlar da rekabet edebilirliğini artıracak ve ürünlerimizin aranan ürün olmasını sağlayacaktır. Ayrıca çözümün getireceği birtakım ihtiyaçlar için de yatırım olacaktır. Örneğin yol ve liman altyapısı ve tarım ile turizm sektörü gibi. Kısacası Kuzey Kıbrıs’ta ilk 10 yılda en azında yüzde 50 bir toplam büyüme bekliyorum.”

“Çözüm, Federal Kıbrıs’a da yeni fırsatlar getirecek”

Çözümün federal Kıbrıs’a da birtakım yeni fırsatlar getireceğini anlatan Toros, “Şu anda bölünmüş konumda ekonomik değeri olmayan yatırımlar olmayacaktır, örneğin; ortak bir yenilenebilir enerji yatırımı, güneş ve rüzgâr enerjileri gibi. Aynı şekilde doğalgaz projesi gerçekleşebilecektir ve Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye boru hattı ile doğalgazın sevki mümkün olacaktır. IP ve teknoloji konusunda çok büyük potansiyeller olacaktır ve başta Maraş olmak üzere diğer yeniden inşa edilmesi gereken yerlerin oluşturacağı devasa bir inşaat sektörü doğacak ve bunun da sürükleyeceği diğer sektörlerle de bir kalkınma ve canlanma söz konusu olacaktır” diye konuştu.

Kaynak: Yeni Bakış

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.