1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. CMC'nin lokomotifi ve bir şiir dinletisi!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

CMC'nin lokomotifi ve bir şiir dinletisi!

A+A-

CMC’nin lokomotifi de nereden çıktı şimdi?

Ya da Tatlısu’da şiir dinletisi nasıl aklıma geldi?

Ülke siyaseti yangın yerine döndü... Başbakan bence erken seçimi zorluyor ve istiyor çünkü biliyor ki sonuna kadar beklerse “UBP de kendisi de tumba” gidecek... Dolayısıyla, içimde öyle bir his var ki, 21 Ekim’den hemen sonra, erken seçim açıklaması yapılacak... Yani “yapılması gereken” zamandan en az 6 ay önceye alınacak genel seçimler...

Şimdi tatildeyim ya; “seçimlerle uğraşmayalım” dediğim için kendi kendime; lokomotife ve bir şiir gecesine de kafayı taktığımdan dolayı; bunları yazayım dedim...

CMC, Kıbrıs Maden Şirketi’nin İngilizce kısa yazılışıdır... Amerikalıların şirketiydi... Lefke bölgesinde bakır işlettiler. 1974’te olduğu gibi bırakıp kaçtılar. Zehiri ve hastalıkları bize kaldı... Amerika’dan nefret etmek için başlı başına bir sebep. Yeni Amerikan Büyükelçisi’ne duyurulur...

CMC Lefke’deydi... Gönyeli yakınlarında, Baraj’ın ve Dikmen çöplüğünün tam ortasında, Girne – Lefkoşa you üzerinde CMC’den kalma bir lokomotif var.... Eminim herkes görmüştür... Hangi “alakaya maydanoz akıllı” o lokomotifi oraya koydu, hep merak ederim!

Üzerinde “CMC 1” yazıyor... Başka hiç bir açıklama falan yok... Tepenin üzerinde bir lokomotifcik... Andilla! Resmen andilla!... Alakaya çay demleme durumu! İlgisiz, gereksiz, uygusnuz ve de anlamsız... Alın o lokomotifi, Gemikonağı – Lefke arasında bir yerlere veya ne bileyim bir müzeye koyun... Gelene gidene de CMC’nin bu ülkenin kanını nasıl emdiğini; Lefkelileri, Baflıları nasıl kanser edip öldürdüğünü; haaa “yaptı da bir şeyler diyeceksiniz” doğrudur... Gerçek anlamda emperyalizmin ne anlama geldiğini de bize ilk öğretenin bu şirket olduğunu falan anlatın...

Girne – Lefkoşa yolu yeri değil... Güzel bir şey, hoş bir şey ama coğrafya sınıfta kalıyor; çok anlamsız – alakasız bir mekan...

Ve Tatlısu’dayız... Esentepe, Tatlısu, Kaplıca bölgesi dağına – denizine hasta olduğum, bu ülkenin en yaşanılası bölgesidir...

Tatlısu’da her yıl festival düzenlenir. Bu yıl yedincisi düzenlendi. Son üç yıldır bu ülkedeyim; üçüne gittim...

Sonuncusunda yani geçen Pazar hayatımın en değerli müzik topluluklarından Yeni Türkü oradaydı... Daha önce bir otelimize gelmişti – gidememiştim... Çok iddialı bir şey söyleyeyim; tüm şarkılarını ezbere bilirim... Yani, Derya Köroğlu olur da hastalanırsa, “çıkar rahatlıkla söylerim kürtaj rekoru kırarım” dersem biraz abartmış olurum ama neyse... Biz festivale dönelim...

Gazetede haberler var... Konser saat 21.00’de başlayacak diyor... O haberlerden bir tane de ben yazmışım üstelik; yani başlama saatinden eminim... Tatlısu Belediye Başkanı, Genel Yayın Yönetmenimizi ziyaret etmişti.. Ziyaretin haberini ben hazırlamıştım... Biliyorum, konser 21.00’de başlayacak; kesin!... 20.45 gibi Tatlısu’dayım...

Standaları gezdim... 5 dakika... Gittim, konser alanında yerimi aldım... Bir iki tanıdık... Birer bira... Birer bira daha... Birer bira daha... Oha!!!! Otomobil süreceğiz... E konser başlamıyor ama...

Şiir dinletisi var...

Araya gireyim; şiir, sanatın en şahane çocuğudur...

Ama bu çocuk her yerde oynayamaz...

Benim gibi en az 100 kişi uzak saylan yerlerden Yeni Türkü dinlemeye gelmişiz... Orada, ertesi gün harnup toplamaya gidecek olan onca Tatlısulu... Üstelik Pazar gecesi... Herkes benim gibi izinde de değil...

Şiir, şiir, şiir...

Çok değerli arkadaşlar; çok güzel de şiirler hazırlanmış olabilir ama yemin ederim ki; orada toplanan tek bir kişi dinlemiyor... Ön sırada 15 kişi; dinlermiş gibi yapıyor...

“Şiir; köy festivallerine de taşınmalı, topluma sevdirilmeli” falan diyeceksiniz... Hayır!

Şiir, her yere taşınamaz... Ses ve akustik yapı uygun olmalı bir kere... Mekan, zaman, kültür önemli... Tek kelime kaçmamalı! Bir kere çok rahat oturaklar yani koltuklar olmalı... Işık çok önemli... Mesela elde bir bardak 17 dereceye soğutulmuş çok iyi kırmızı şarap, bir kaç parça kaliteli peynir, ağır bir ortam, rahat kıyafetler...

Üstelik ben gelmişim Yeni Türkü dinlemeye... Elimde bira şişesi...

Fıstık kabuklarının kırılma sesi bile şiiri baltalıyor bir kere... Yanda çıngıraklar, arkada kahkaha atan, sohbet eden insanlar ve hatta sarhoş olmuş kişiler... Yapmayın!

CMC’nin lokomotifi Girne – Lefkoşa yolu üzerinde; dondurma yalayarak misafirleri karşılayan gelin gibi duruyor... Mümkün mü? Bir gelin, bembeyaz gelinliği içerisinde tebrik kabul ederken aynı anda dondurma yalayabilir mi?

Lokomotif çok güzel ama... Çok değerli. Çok anlamlı... Şiirler ve şairlerimiz de öyle... Lütfen yapmayın yalvarırım... Her şeyin bir yeri vardır... Haaa, şiirleri bıraktım; konuşmalar... Üç dakikalık konuşma o anda 30 dakika gibi gelir... Kafamıza vurulan taş gibi üstelik... Üzgünüm... Yeri değildi. Hediyeler vermeler... Abi birine hediye vereceksen, gizli ver... Neden bana da gösteriyorsun?

Yeni Türkü grubu da sahnede yerini alır almaz, Derya Köroğlu “evet şimdi size bir şiir okuyorum” dedi... Eminim o da 32 yerinden çatlamıştır... Ben resmen çatladım...

Tekrar edeyim, sözüm ne şairedir, ne organizasyonadır... Öylesine görüşümü belirttim... Şairlerimizin şevkini kırmak istemem asla ama bir gelin düğünde dondurma yalayarak misafir ve tebrik kabul edemezse; o lokomotif o yola gitmezse; o şiir gecesi de o festival akşamında, o meydana hiç gitmedi...

Şiirden soğudum!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.