1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Çocuk ve teknoloji
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Çocuk ve teknoloji

A+A-

Oğlanın karnesi ile birlikte, bir de broşür geldi eve: Çocuk ve İnternet…

Toplumlar herhangi bir bilgiyi, teknolojik gelişmeyi v.s. kendi bilgi ortamlarında kullanırlar! Bunun en ünlü örneği Nobel ve dinamit’tir… Adam yol yapılsın diye bulmuş, insanlar adam öldürmede kullanmışlar!

Net de bilginin serbest dolaşımı amacıyla ortaya çıkmış bir teknolojidir ama kumardan, dolandırıcılığa, pornodan hırsızlığa, her amaçla kullanılıyor! Her bir birey ya da her bir toplum, kendi “ihtiyacı” kadarını alıyor… Yetişkin insanların bu faaliyetten nasıl faydalandıkları ya da nasıl zarar gördükleri, kendilerini bağlar ama ya çocuklar?

Çünkü, çoğunluğumuz, “benim çocuk internetten çıkmaz” diye övünüyoruz da…

“ Ebeveyn kontrolüm var, zararlı siteye giremez” sanmamak lâzım çünkü zarar, “zararlı” sandığımız sitelerle sınırlı değil! Asıl büyük zarar, “sanal” ile “gerçek” arasında kararsız kalmak! Bir ara Play Station’da (ki o da ayni teknolojinin ‘oyun” modifikasyonudur) ha bire 2. Dünya Savaşı oyunları oynardım! Call of Duty… Derken, bir iş için, Almanya’ya gittim… Az kaldı Almanca’yı duyunca, “tam siper” yapayım… Sanal şartlanmanın gücünü, o zaman kavradım! Bu yaşta bu kadar aklımızı karıştırıp, bizi bile şartlandırırsa, sadece bu oyunlarla büyüyen çocuk, yetişkin yaşa geldiğinde ne halde olacak acaba?

Teknolojik ilerlemeye karşı çıktığımız sanılmasın, asla! Ama bilgisayarda edinilen post modern, yetenekler; sanılmasın ki lingiri, beştaş, plâka v.s. oynamakla edinilen sosyal yetenekler olmadan bir işe yarar… Adam gidiyor, “Bakın ne kadar akıllıyım, beni asla yakalayamazlar” diye, bomba koyup, katliam yapıyor! Kendini sadece kendine ve teknolojiye karşı deneyerek biçimlenen bir kimliğin sahibi çünkü! Sosyal yanı sıfır… Kafasındaki gerçekte, başkasının acısının ve hatta varlığının yeri de yok, anlamı da! “Başkası”nı bilmiyor, çünkü…

Bu tip, büyük şehirde, apartmanda yetiştiği için böyle oldu! Yalnız büyüdü zira… Şimdi, bir de ekrana hapsolup, evden bile kopan daha ağır bir tip gelişiyor! Ve üstelik bu, şehir mehir de istemez! Köyde de olur, dağda da! Telefonun çekmesi ve eline bir ekran geçirmesi, yeter…

Sadece bir nesil önce, herkes, dağdaki her otun adını, yenip yenmediğini, ne ile iyi gittiğini bilirdi… Şimdi mangallo’yu tanıyacak kaç çocuk var? Toprağın kokusunu bilmeden büyüyen bir nesil, tehlikelidir! Önce bir parçası olduğu doğaya yabancılaşır, sonra tarihsel kökleri ile daha sonra kendi kimliği ile ve daha da sonra kendi kendisi ile…

Elbette çocuklarımızı teknolojinin nimetlerinden uzak tutarak büyütemeyiz, büyütmemeliyiz ama kendi toprağına bile yabancılaşmış, teknoloji esirleri düzeyinde de değil! Bence dikkat edilmesi gereken önemli bir konu bu da…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.