1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Çoklu konferans - pislik - istemeyiz devri
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Çoklu konferans - pislik - istemeyiz devri

A+A-

 

Zaten 2. Greentree  zirvesinden sonra artık müzakereleri sürdürmenin bir anlamı kalmadıydı.  Dolayısıyle bir süre rolantiye yatıp 1 Temmuz’dan sonra AB’nin dönem başkanlığına kurulacak olan  Rum’un tutumunu gözlerken  “kendi işimize bakmanın”  daha yararlı olacağını farz ediyorduk.  Fakat ekliyorduk:  Eğer bu adada Rum’la yan yana yaşayacaksak çözümsel bir anlaşmaya ihtiyacımız vardır.  Bunun için de gelişen olaylarla ilişkiler çerçevesinde gerektiği zaman  müzakereleri dürdürmek kaçınılmazdır.

BU GÖRÜŞ TUTMADI. Müzakerelerin tıkandığı yerde  bu kez de kimin fikri ile zikri olduğu belirsiz  “çoklu müzakerelerden”  söz edilmeye başlandı…  Tabi amacı bilmiyoruz.  Rum’un AB dönem Başkanlığını  sulandırmak için mi  yoksa gerçekten çözüme kapı açacak yeni alternatif mi?  Çünkü  “Çoklu Müzakereler”  lafını da anlamadık!  Mesela Kıbrıs Türk Rum tarafları yanı sıra Türkiye,  Yunanistan, İngiltere “beşlisi”  mi yoksa bu  “beşlinin”  de yanına konacak AB ile BM’ler ve ABD çokluğu mu?    Sonuçta  “nerde çokluk orda  fasarya”   lafına inanıyoruz ki çözümün geriye kalan tek alternatifi Kuzey’deki KKTC’nin artık Güney’le her konuda yarışacağı bir sosyo ekonomik ivme kazanmasıdır…  Bunu sadece gelip giden hükümetlerle başarmak mümkün değildir.  Halk külliyen inanacak ki birileri Sağa çekerken öteki Sol’a,  bir kesim Devletten yana çözüm isterken berikiler Rum’la aşna fişne olma isteklerinde kamplara ayrılmamaya!

**********

VE ŞU MESELE:  “ERİYEN KIBRISLI TÜRK” 

Gün geçmiyor ki bir  “köşeci”  refikimiz  çözüm olmaması halinde Kıbrıslı Türkler’in eriyeceğinden söz etmiş olmasın…

Eğer bu lafları  “milliyetçiler”  denilerek  şovenizmle suçlanan Sağ cenahın insanları söylemiş olsaydı lök gibi yerine otururdu.  Değil mi  ki serde  Kıbrıs Türk insanı oluş kimliğini korumak kaygısı vardır. 

Oysa laf Sol kesimin olmaktadır.  “Eridik,  bittik,  gittik!”  Neden?  Yargıları şu:                     “Çünkü içimize doluşan  ve Kıbrıslı olmayan Türkiyeli Türkler  bizi her geçen gün biraz daha yemektedirler!”  Artık onlar nüfus olarak Kıbrıslı Türklerini de aşmışlar,  işimizi aşımızı,  evlerimizi topraklarımızı,   kültürümüzü Kıbrıslılığımızı elimizden almışlardır.  Dolayısıyle bu sürece ancak çözümle dur diyebileceğimizden  bir an önce gelsin çözüm!”

NASIL ÇÖZÜM.  Türk’ün Türk’ten korkmasına,  birilerinin birilerini kendi içinde erittiği iddialarına sarmasına karşın  bakın bu süreci durdurmak amacında  bir an önce gerçekleşmesini istedikleri çözüm nedir:

“Rumlarla federatif birleşik bir Kıbrıs!”  Yani  Türkiyeliler  giderken yerlerine Rumlar’ın geleceği,  Türkiye Kıbrıs’la ilgisini keserken Türk halkının adayı  hem ekonomik hem de siyasi yönden Rum’la kardeşçe paylaşacağı bir çözüm!  Saplantılarına göre o zaman Kıbrıslı Türk varlığımız kimliğimizle birlikte erimekten kurtulacaktır!  Çünkü Rum’un himmet ve Kıbrıslılık aşkı bizi saracak,  bizim Kıbrıslılık aşkımız da onları!  Ve   sona eren vuslatta eski günlerde olduğu gibi   yeniden birbirimize kavuşacağız! 

Uzun lafa gerek yok!  Bu siyaset fanteziyas haline gelmiş düşüncelere  hayal bile denmez!   

**********

TEMİZLİK KAMPANYASI

Umutlar tükenip de pislik  kader haline geldikte, çareyi  kendisine   bir “özel gün”  armağan etmekte buldular.  Ve  dediler ki  “5 Nisan’da tüm KKTC genelinde temizlik kampanyası başlatılacaktır…” 

Zaten bilinendir.  “Başlar ne zaman sıkışsa, halka baş vurulması usulden oldu!”  “Trafik kazaları önlenemiyor mu?  Sokun halkı devreye kendi çözsün!  Ekonomide durgunluk mu vardır?  Sokun köyleri kentleri devreye,  “eko meko turizm”  diyerek  ve de  “hıyardan gafgarıta”   kadar isimler vererek,   başlatın börek çörek sattırmaya,  bereket de gelsin  ekonomi de! 

Gün’ler zaten bitmez.  Bu kez  de  “çevrenin pisliğini temizleme günü”  kampanyası başlat!  

AYIPLAR OLSUN.  Üç yüz bin kişilik cemaat esamesindeki bu halka  “elinize her geçen çer çöpü şuraya buraya atıp savurmak  pisliktir,  pislik ise çirkinlikle   hastalıktır.    Kendinizi düşünmüyorsanız çocuklarınızı düşünün.  Kendinize saygınız yoksa memlekete gelen yabancıları sayın.  Pislik yapmayın ki pis olmayasınız”   dedirtemedik.  Pislik yaratmamalarını alıştıramadık,  kısaca pisliği önleyemedik!   Neyse Rum’la birleşik Kıbrıs’ı oluşturduğumuzda  (çok ciddiyiz)  sayelerinde temizlik tertibi de öğreneceğiz! 

**********

“İSTEMEZÜZ”  DEVRİ

Her şey ganimet devri ile başladıydı. Hedef  “kap kaçtı!”  İsteyen istediğince kaparozladı.  Hama huma toplumsal kimliğimiz haline geldi ki hâlâ yiyiyoruz.

Ne var ki  vakta ki devreye paylaşım  devri girdi,  etraf karıştı. Önce kimseler önündeki aşı işi dolayısıyle parayı malı   “öteki”  ile paylaşmak istemedi. Ve yeni devir açıldı:   “İstemeyizzz!”  Türkiyeliyi istemeyiz!  Yabancı yatırımcı istemeyiz!  Mevcutlara karşın yeni iş yerleri açılmasını istemeyiz!   Rum’dan alış veriş yapılmasını istemeyiz  (fakat Rum gelsin isteriz.)  Öyle tesismiş,  yol su imiş onları da istemeyiz!

Sonuncusuna Kırklar köylüleri  bayrak açtı.  Ercan özelleştirildikte genişletecek,  oradaki askeri birlik başka yere taşınacak ya.  Ve de bölgenin gerekli yerleri  istimlak edilecek ya. Geçimleri hayvancılıkla sürdüren   köylüler diyorlar ki  “istemeyiz!  Bizi buradan ancak dozer çıkarır!”  Doğru.  Ercan hava alanının genişletilmesi önemli değildir.  Yeter ki az biraz ötelere çekilecek,   tazminatları da ödenecek hayvancının otlağına dokunulmasın!  Çünkü  onlarınki çok önemlidir!

Ve bir  “istemezük”  de Gemikonağı’ından çıktı.  Limana petrol dolum tesisi yapılacakmış.  İstemiyorlar! Devir   “istemeyiz”  devri ya!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.