1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Çoklu konferans yok!
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Çoklu konferans yok!

A+A-

Zaman zaman olayların hızlı akışı bizim  “yazıları”  yanlışa irca ederek,   fiyakamızı bozuverirler!  Nitekim bu kez  de  “çoklu konferans”  üzerine yazdıklarımızın bir bölümünü kadük ettiler.  Biz  “Downer Ban Ki Moon  görüşmesi ertelendi dolayısıyle Beşli  Konferansın yapılıp yapılmayacağı  belli değil”  deyip yazımızı postaladıktan sonra baktık ki BM’ler Genel Sekreteri  “Çoklu Konferans yok”  açıklamasını yapıyor! 

Fakat bu gelişmeden habersiz bir şey daha yazdıydık.  “Rum yönetimini tanımadığını açıklayan Ankara 1 Temmuz itibarı ile  Rum AB’ye dönem başkanı olacağı için  AB ile ilişkilerini donduracağını  açıklarken, neden ayni Rum’la çoklu konferansa otursun…” 

Eh herkesler bu kadar yalın ve kör gözlere bile giren gerçeği görürlerken,  Ban Ki Moon mu görmez?   Öteye bile geçer!                                                                   

Tabi haberler böyle söylemiyorlar ama:  “Beşli Konferans talebi  Türk tarafından gelmiş,  Hristofyas sıcak bakmamış,  Ban da  böyle bir olasılık yoktur  demiş!”  Her neyse en azından biz de zaten  “olmaz”  dediydik,  yanılmamışız!   

PEKALA BU SÜRE NASIL GEÇECEK?   Şimdi dillere pelesenk olmuşluğuyla patenti Türk tarafında olan bir  “B Planından”  söz ediliyor.  Hatta Kudret Özersay Ban’a bu konuda bilgi verdi deniliyor. 

Zaten aylardır     Müzakereleri  kabul edilemez önerileri ile çıkmaza sokan   Hristofyas  suçlanıyordu.  B Planı da  “artık Rum liderliği ile çözüme varmak mümkün değildir dolayısıyle bundan sonra kendi işimize bakacağız”   kararı üzerine gelişiyordu…

Şu anda Eroğlu ve Hükümet cephesinin  her halde siyasi tasarruflar yanı sıra ekonomiyi de daha radikal uygulamalarla gündeme taşıyacak bu  B Planı’nın içeriğini bilemiyoruz.  Kaldı ki politikada her zaman olageldiğince  gerçek mi yoksa blöf mü olduğunu da bilemiyoruz!  Dolayısıyle bu tip bilinmezliklerde söylenen en kolay ifadeye yeniden sığınıyor ve  “bekleyip göreceğiz”  diyoruz!                                                                   

NE OLUYOR BİZE   

Geçtiğimiz gün bir iki gazeteyi önüme çektim,  artık alıştırdıkları için alıştığımızca ilk sayfalarındaki  “illegal olaylar haberlerine”  baktım. 

Sanırsınız ki  memleketin insanları kıyamet günü  geldiği için son günlerini yaşarlarken  can havliyle birbirlerini kıyıp doğruyorlar.  Çalıp çırpıyor,  önlerine gelenin ırzına geçiyorlar!  O mahşer gününü unutup hissetmesinler   diye uyuşturucuların envai türlüsünü  çetelerle kaçırıp yutup şırıngalanıyorlar! Marketleri soyuyor,  kısaca memleketin altını üstüne getiriyorlar!  Derken manşetlerde bir haber:   “Nüfusumuz 294 bin.  Son on yılda kişiler bazında dosyalanan ceza davaları 234 bin 784!” 

NEDEN ÖYLE OLDUK.  Cemaattık  toplum olduk…  Toplumduk  Devlet mertebesine ulaşıp  “Halk” olduk… 

Köydük kalabalıklaştık,  kentleştik,  yayıldık,  açıldık… 

Rum’un yanında işçiydik,  komisyoncusuyduk.  Sahip olduk,  patron olduk,  işadamı,   şirketler sahipliği,  fabrikatörler,  armatörler olduk…

“Kara sabandan traktöre geçtik. Oraktan biçerdövere.   Eşekten indik arabalara bindik.  İki oda bir sündürmeden ibaret kerpiç, taş   evlerden villalara konduk…   Kısaca değiştik,   evrimleştik… 

FAKAT:   Böylesi büyük değişimleri sindiremedik!  Siyasi partilileşmelerin getirdiği   “iktidar muhalefet”  gerçeğini ülkenin demokratik teamüllerine adapte edemedik.  Çıkarılan tüm yasaların önünü kesecek  ne kadar  siyaset madrabazlığı varsa hepsini de poltikanın ahkâmları yaptık.                                                

Popülizmi hukuğun önüne koyduk!  Siyasi iradeyi sendikalara yedirdik!  Seçimleri para düzeni,  oyları insanlara göre istihdamlar pazarlığına çıkardık!  Rum’un malını çaldık  “buluntu”  dedik!  Devlete intikal eden malları yağmaladık, yemeyen domuzdur şiarına bağladık.  TC’nin paralarını golifa gibi dağıtıp,  “yeyip kapmayan eşekliğine doyamasın”  felsefesine bağladık! 

KISACA:  Hukuğun üstünlüğünü tepeledik ki geriye tek bir  toplumsal değer kaldı.   Nasıl yaparsan  yap nasıl becerirsen becer!   Yeter ki yapılanların sayelerinde  mala  paraya lükse,  makama yetkiye  sahip oluna!  

Yeter ki kimse kimsenin bir tırnak gerisinde kalmaya!   Sonuç ortada ama.  Bunları elde edebilmek için yasalara uygun yaşamları değil,  yasa dışı yollarda koşturmak yeğlendi…    Üstelik kimseler kimseleri kınayıp töhmet altına da itmedi.  İtemezlerdi çünkü insanlar,  sayıları hiç de küçümsenemeyecek oranlarda ayni makastan çıkmış modellere dönüştüler…

BU AYIP BİZİMDİR

Geçtiğimiz günlerde 1974 Barış Harekâtı sırasında şehit düşen ve şehitliğe gömülen oğullarını otuz yedi yıldır ziyaret etme olanağını  bulamayan çok yaşlı bir karı kocanın yakınmalarıyla üzüldüydük.  Tam otuz yedi yıldır para denkleştirip de şehit oğullarının mezarını ziyaret edecek olanağı bulamamışlar.

Haberi okuyan arkadaşlar uyardılar.  “Utanmamız gerektiğini, şehit oğullarını ziyaret edemeyecek kadar parasal durumları bozuk olan TC’deki  ana babalara,   Devletin yahut ilgili Birlik,  Derneklerin sahip çıkması gerektiğini söylediler.  Tanıdıkları gazetecilere de  sürekli  bu olayı yazın diyorlarmış. 

Yetkililere iletmek boynumuzun borcu olduydu.  İletiyor ve ekliyoruz:  “Hatta bu ziyaretleri her 20 Temmuz’da tekrarlanacak  küçük çaplı,  Türkiye’deki “Çanakkale Şehitliği”  örneği  törenlere dönüştürmek bile mümkündür.” 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.