Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Con mu?

A+A-

 “ Tüm sıracaları kurutur, gazları çıkarır, karaciğeri güçlendirir, saflaştırma niteliğinden ötürü su toplamaları yok eder, uyuz ve kan bozulmasına karşı ayni biçimde iyi gelir, kalbi ve onun hayati atışlarını tazeler, karın ağrıları ve iştahsızlık çekenleri rahatlatır, soğuk nemli, ağır basan beyin düzensizliklerine iyi gelir.

Ondan çıkan duman, göz kamaşması ve kulak uğultusu için iyidir.

Tıknefesliğe, ciğere oturan nezleye ve dalak ağrılarına, kurtlara iyi gelir, çok yiyip içtikten sonra olağanüstü rahatlık sağlar.

Çok meyva yiyenler için bundan iyi bir şey yoktur.”

Yukarıdaki satırlar, 17.yy’da Fransa’da yazılmış bir kitaptan alıntıdır.

Ben Fernand Braudel’in yalancısıyım. (Maddi Uygarlık c.1 s.220)

Anlatılan bu can ilacı ne peki?

Kahve…

Tarih deyince, sadece siyasi tarihi anlıyoruz.

Oysa sosyal tarih ondan çok daha önemlidir. Zira, siyaseti belirleyen de odur… 
 Braudel’e göre kahve, kahve olmanın tadını, Paris’e ulaştıktan sonra yaşamıştır.

1450 yılına kadar, dünyada kahve diye bir şeyin varlığından kimse haberdar değildi, biliyor musunuz?

İlk defa o yıl Aden’de içildiği bildiriliyor. Oradan Mekke’ye geçmiş ama 1511’de içimi yasaklanmış…

1510’da Kahire’de görülüyor…

1555’te İstanbul’dadır…

Oradan bütün İslâm âlemine dağılıyor…  

Yâni,  gerçekten de “Kahve Yemen’den gelir…”

İtalyan seyyah Alpini, 1615’te İstanbul’da sohbetlerin kahve eşliğinde içildiğini yazar.

Tarif edilen de bugün “Türk Kahvesi” diye bildiğimizdir…

O yıl kahve, Venedik’te de görülmüş…

1644’te Roque isimli bir tüccar, fincan ve cezve ile birlikte kahveyi Marsilya’ya götürmüş…

Ancak Paris’te ortaya çıkması, bir yıl öncedir:

1643…

1651’de  Londra’da görülmüş…

Braudel, “Türk elçisi” Süleyman Mustafa Paşa’nın 1669’da Paris ziyaretinde kahve sunduğunu, kahveyi Paris’te moda etmekte çok başarılı olduğunu yazıyor.

Paris’te ilk kahve dükkânını da Türk tarzında giyinmiş, Türk usulü kahve yapan, fincanları cezveleri Türk usulü, Hatariyun isimli bir Ermeni açmış…

1672! İlk müşteriler Doğu Akdenizli ve Maltalılar’mış…

Hatariyun başarılı olamayınca, Londra’ya göçmüş. Paris’te bir başka Ermeni, Maliban ondan sonra da Hatiriyun’un garsonu olan bir Sicilyalı, Coltelli; birer kahve dükkânı açmışlar.

Coltelli’nin kahvehanesi Procobe hâlâ açıktır…

1688’den beri, Comedié Française’nin tam karşısındadır.

Sonradan Academié Française’nin genel sekreteri olan Charles Duflos, oradan hiç çıkmazmış vakti zamanında…

1782’den beri de Fransızlar sabah kahvaltısında sütlü kahve içerler…

O yıl kahve tüketimi birden üç katına çıkmış, alternatif üretim alanları da sökün etmeye başlamışlar…

Karaibler’de…

Amerika sömürgelerinin Britanya’ya isyanını nedeni,  çaya yapılan vergi zamlarıdır ya?

Bağımsızlık Savaşı’nda onlara en büyük yardımın da Fransızlar’dan geldiği biliniyor.

Muhtemelen kahvenin ABD’ye girişi de bu dönemdedir. 1722’de…

Paris’te, Osmanlı tebaası bir Ermeni’nin kahve yapmayı öğrettiği Coltelli’nin açtığı kahvehane, halâ açık…

İstanbul’da o zamandan kalma kahvehane var mı?

Hayır!

Neden?

Sosyal tarih, aslında siyasi tarih kadar öğreticidir.

Bakmasını bilmek lâzım…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.