1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. CTP keşke aklanmayı (yargılanmayı) kendi isteseydi
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

CTP keşke aklanmayı (yargılanmayı) kendi isteseydi

A+A-

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, üniversitede hocamızdı… Ancak derslere gelmiyordu… Profesyonel bir görev almıştı sanırım ve daha çok partiye gitmeye başlamıştı… O yıllarda Alparslan Türkeş hayattaydı ve partinin başındaydı…

Bahçeli derse gelmiyordu ama ders notları ona aitti… Dersin adı da “Çağdaş Devlet Sistemleri”ydi…

Bu sistemlerden biri olan “Sosyalizm” anlatılırken, Devlet hoca her paragrafın ucuna, “göreceğiz bakalım olacak mı?” gibisinden küçük notçuklar düşmüştü… Sosyalizmin “hayal” olduğuna ve yaşama geçmesinin imkansızlığına vurgu yapmaya çalışıyordu… CTP – BG’nin “Sosyal ve ekonomik programını” okurken, aklıma bu anı geldi…

“Göreceğiz bakalım olacak mı?”… (Bu ifadeden çıkarılacak sonuç şu olabilir; CTP – BG yeniden iktidara geliyor… bu sonuç çıkabilir ama ben bu sonuç çıksın diye anlatmadım, belirteyim ve devam edeyim… )

Son günlerde DP – UG tarafından üzerine basa basa vurgulanan “CTP dönemindeki yolsuzluk iddiaları” var…

DP – UG’nin amacı, dosyların sonlandırılması değil; daha çok “UBP ve CTP aynıdır – ikiz kardeştir” çağrıştırmasını seçmene mesaj olarak geçmeye çalışmaktır ama sonuçta, o dosyalar vardır, oradadır, çeşitli nedenlerle İrsen Küçük’ün başbakanlığı döneminde ne aklanmış ne de paklanmışlardır!

Ben CTP lideri veya yöneticisi olsam, o dosyaların sonuçlandırılmasını ilk isteyen kişi olurdum. Neden mi?

Çünkü dosya sonlanmazsa; “zanlı dava sonuçlanıncaya kadar suçsuz” sayılabilir ama kamu vicdanında öyle algılanmaz…

Hukuken “evet doğrusunuz” ama sandığa “hukuk” değil, “vicdan” yansıdığı için, DP – UG’nin üzerine basmaya çalıştığı damardaki tıkanıklık, bir şekilde aşılmalıdır… Damar tıkalıdır… Anjiyo mu yaparsınız, balon mu takarsınız, by pass mı yaparsınız sizin bileceğiniz iş ama damar ter temiz olmalı; kimse “aman acaba tıkalı mı?” diye şüphelenmemeli, soru sormamalı…

Kısacası; “çamur” dahi atılmış olsa, CTP’nin daha önce DP ve ÖRP ile kurduğu hükümetler döneminde üzerine bulaşan veya bulaştığı iddia edilen her türlü kir – pas – çürük, tas tamam temizlenmeliydi…

Yani anlayacağınız, “Sosyal ve ekonomik program” okurken, konsantre olamıyorum… Şeffaflıktan, hesap verilebilirlikten bahseden bir programa “güven” kompleksim kabarıyor… Ne kadar şeffaftınız ya!

Hellim meselesi ne kadar şeffaftı mesela? Kimdi o adamlar? Hiç kimse mi bilmiyor?

Dağıtılan krediler, bir yığın hesabı açık ihale yok mu? Şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkesi “taciz” edilmedi mi?

Yoksa, “… Evet bazı hatalar yaptık ama şimdi dürüst bir şekilde geliyoruz” deyip meseleyi kapatmak mı lazım?

Benim CTP ile bir sorunum yok…

Hatta seçimi kazanmasını yürekten isterim.

CTP, ailem kadar önemlidir…

Isarla ve inatla, “kiri – pası dökmek gerekir” dememin sebebi de budur… Annemi, babamı “yolsuz – hırsız” görmek istemem…

Çocuklarımın yalancı, arkadaşlarını kandıran, bencil kişiler olmalarını asla istemem ve kabullenemem de!

CTP için de geçerlidir aynı duygular…

CTP’den “yolsuz” ya da “hırsız” diye bahsedilmesine tahammülüm yoktur…

CTP’nin programında, “… BM parametreleri, 77-79 üst düzey anlaşmaları ve 23 Mayıs ve 1 Temmuz anlaşmaları ışığında, siyasi eşitliğe dayalı Birleşik Federal Kıbrıs’a ulaşmayı hedefler” ifadesini okuduğum zaman; “hade yahu! Bu ne acayip lacivert! Bu konuda topluma özür borcu yok mu?” diye sorarsam ve yine “… bu konuda bu parti hükümet döneminde – cumhurbaşkanlığı makamında – cumhurbaşkanlığı sözcülüğü pozisyonunda çok ciddi kabahatlerde bulunmadı mı? Ya da; kabahat işleyenlere “ses çıkarmama kabahatinde bulunmadı mı?” diye uzun ve karmaşık bir soru cümlesi yaratırsam; haksız mıyım?

“.. Göreceğiz bakalım olacak mı?”…

Evet; CTP’nin programı; ya da tam adıyla “Toplumsal Vizyonumuz & Sosyal ve Ekonomik Programımız” muhteşem vaadler, hoş sözler, güzel hedefler sıralıyor…

Siz; geçmişteki hesabı temizlemeden; haklı ya da haksız – doğru ya da yanlış ama var olan iddiaları ayıklayıp toplumun vicdanını rahatlatmamışsanız; ben yoğurdu üfleyerek yerim…

Evet, UBP’yi eleştirmek lazım…

İrsen Küçük hükümeti; belki de kurultaya harcanan emek ve zamanı; Türkiye ile yapılan protokolü yaşama geçirmek için kullansaydı; şu anda “genel başkan dahi sandıktan milletvekili olarak çıkamayabilir” tartışmalarını ya da değerlendirmelerini yaşamayacaktı…

UBP ve İrsen Küçük, kurultayı o anda bitirip, bir hafta içinde temizlemeli ve uzatmamalıydı…

Ama UBP’nin ortalığı berbat etmiş olması, CTP’yi aklamaz… CTP, “kendi iradesiyle” aklanmalıydı… Aklanmadı… Gizli kapılar ardında bazı hesaplar sorulmuş olabilir ama “rey veren” lerin bulardan zerrecik haberi yok! Bilmem anlatabildim mi?

Ne Kıbrıs sorununda sokağa dökülen iradenin eve kapatılmasını; ne bazı ileri gelenlerin ceplerine kişisel çalıştığı söylentilerini; ne de o malum dosyaların hâlâ karanlık kalmasını hazmedebilmiş değilim… Paket paket Alka Seltzer’le hazmetmem de mümkün değil…

“Göreceğiz bakalım olacak mı?” diyelim… İnşallah, Özkan Yorgancıoğlu’nun dediği gibidir… Ve “seçmenin özgür iradesine müdahale etmiş gibi olmayım” ama kendi tercihim ve duamdır ki; inşallah, geçmiş dönemde CTP’yi zora sokan kişiler de sandıktan çıkmaz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.