1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. CTP Soldan merkeze kayar mı?
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

CTP Soldan merkeze kayar mı?

A+A-

CTP Kurultayı’nı gerçekleştirdi. 4 adaylı güçlü bir yarışı sessizce atlatıp, yeni başkanını seçti.

Öncelikle birlikte altını çizelim;

Kurultay’a damgasını vuran isim, yeni başkandan ziyade, açıkça Ömer Kalyoncu’ydu. Kalyoncu, kurultaydan kısa süre önce, “tek bir oy bile arkada kalsam, ikinci turda yarışmam” diyerek, aslında destek beklediği kitleye son mesajını gönderdi. Belli ki, bu son mesaj, ya yeterince algılanamadı, ya da parti içinde yaşananlar, Kalyoncu’nun bekledi desteği almasının önünü kesti.

Neden ne olursa olsun, hesaplar nasıl tutulursa tutulsun, aslolan bir siyasetçinin, ağzından çıkan sözün gereğini yerine getirmesidir ve Kalyoncu bunu yapmıştır.

Tereddüt etmeden, ilk sonuçlar okunur okunmaz anonsunu yaptı ve “Yeni Başkan Özkan Yorgancıoğlu’dur” dedi.

Oysa ikinci turda yarışsa, şansının oldukça yüksek olduğu da son derece açıktı. Ancak aslında Ferdi Sabit Soyer’in seçimler sonrasında yapmamayı tercih ettiğini yaptı ve destek beklediği kitleden destek göremeyince, ikinci tur için pazarlığa oturup, işi tırmandırmamayı seçti.

Kalyoncu, CTP için önemli isimlerden. Uzun yıllar Genel Sekreterlik yapmış, örgütlere vakıf bir isim.

Ancak samimiyetle söylemek gerekirse, agresif çıkışları ve genele yayılmak yerine, kendi içine kapalı “arı partili” tercihli tavrı, ciddi dezavantajlarındandı.

Özkan Yorgancıoğlu da partinin eski döneminde aktif rol almış isimlerden biri olsa da yumuşak ve ekip ruhu ile diyaloga açık olarak çizdiği tavrı, en önemli avantajı gibi duruyor. Sonuç dağılımları, işinin kolay olmadığını gösterse de kuracağı ekiple uyumlu çalışabilir.

Mehmet Çağlar’ın aldığı oy oranı, bundan sonra da bir kenarda kaydedilmiş olarak duracak. Zira, kendi birikimleri yanında, kendisini destekleyen delege yapısı açısından değerlendirilecek bir oy oranı var, ortada.

Kurultay’ın en dikkat çekici sonuçlarından biri de partinin Genel Sekreteri Kutlay Erk’in aldığı oy oranı. Örgütlere vakıf olması beklenen bir Genel Sekreter’in sonucu az çok öngörmüş olduğu düşünülecek olursa, bu sonucun ötesinde, mevcut birikim, özellikle dış politika konusundaki aydınlığının, partide gölgeye düşürülmemesi, kendisinin de buna alan açmaması gerekiyor.

Kutlay Erk, belki kısa süre içinde parti yönetim organlarına aday olamayacak bir oy oranıyla karşı karşıya olabilir. Ancak birikiminin değeri, son derece önemlidir ve bu sorumluluğu hissetmesi gerekir.

Ne kimsenin dışlama lüksü ne de kendisinin küsme alternatifi olmalı.

Bu sonuçların ardından, özellikle parti meclisinin de genel bir değişim yaşamasıyla birlikte, CTP ile ilgili iki temel iddia var;

Aslında çok önceden tartışılmaya başlanıp, sağlıklı bir devinim sürecine dönüştürülebilecek bu görüşlerden biri, partinin aslında yaptığı tercihlerle, merkez sağa doğru bir yönelim içinde olduğu yönünde.

Diğeri, ise değişim ihtiyacı dile getirilen partinin, nihayet bu ihtiyacı teslim edip, değişim yönünde önemli bir adım attığı şeklinde.

Parti tabanının tercihlerini yaparken, böyle bilinçli bir ayrıma göre davranıp davranmadığını zaman gösterecek.

Parti Meclisi seçiminin en dikkat çekici tarafı, ilk 3 sırayı, partinin eski liderlerinin çocuklarının paylaşması oldu. Mutlaka genç ve birikimli bu insanların varlıkları, son derece önemli bir değerdir. Bunun yanında delege ile de iyi bir diyalog kurabildiklerini gösteriyor.

Ancak tabanın geleneklere bir vefa tarzında duran, bu “babalar ve çocukları” sonucunun da bir tesadüfün ötesinde değerlendirilmesi gerekiyor.

Bütün bunları alt alta koyduğum zaman, ben partinin liberal bir değişim noktasında sağa kayış tercihi yaptığını düşünmüyorum.

Zira, eğer geçmiş yönetim sol ideolojinin temsilciliğini yapıyorsaydı, ekonomi politikaları dahil, bütün sosyal konularda da bu sol ideolojinin kullanılmadığı açıktır. Temel eleştiri de zaten bunun üzerinden yapılmaktadır.

Kimliği doğrultusunda dürüst davranarak etkin politikalar koyması gerektiği söylenmektedir, partinin.

Seçimlerin hemen sonrasında, yine bu köşede yayımlanan, Birikim dergisinin de ayrıca yayımladığı yazının temel ana fikri, “CTP’nin taklit bir ikinci el iken, UBP’nin marka olduğu” yönündeydi.

Cumhurbaşkanlığı ve hükümet döneminde önemli bir güç kazanmış parti, insan hakları, eşitlik, azınlıklar gibi konularda da hayatı değiştiren bir tavır sergileyemedi.

Toplumlararası diyalogu geliştirilemedi.

Karşılıklı empati kurulması yerine, sağ siyasetin yaptığı ötekileştirme ve düşmanlaştırma siyaseti sürdürüldü.

Çözüm masası, gelenekçi ulusal üslup üzerine monte edildi.

Eşcinseller ve kadın hakları ile ilgili en basit yasa ve çalışmalar bile hayata geçemedi.

İşte bu yüzden CTP’nin hep UBP’den ne farkı olduğu sorgulandı.

O yüzden şimdi özelleştirmeye külliyen karşı çıkmanın, tek başına yeterli olmadığını da anlaması gerekiyor CTP’nin, alternatif yaratma sorumluluğu olduğunu da.

Sadece çözüm siyaseti hedefiyle sol tanımın yapılamayacağını da anlamalı, çözümü hedeflerken çözümsüzlük koşullarında belirleyici politikaları yaratmayı da başarabilmeli.

Kurultay süresince, Tezler Kurultay’ı yapıldı, yazılıp çizildi, konuşuldu, ancak bunun yeterli noktada yankı bulduğunu ve sinerji yarattığını söylemek zor.

Şimdi kurultay ve sonucu, CTP’yi yeninden kamuoyunun tartışma gündemine taşıdı. Bu bir avantajdır.

Kalyoncu’nun tavrı, siyasetçiye bir sempati puanı verdi. Bu tavır samimiyetle devam edip, yıkıcı muhalefete dönüşmek yerine, yapıcı katkıyla bütünleşebilmeli. Sahip olduğu değerleri harcayarak değil, kullanarak gerçekleştirebilecekleri var, CTP’nin.

Bu hem bir siyasi parti olarak kendine, hem de siyaset dahil, temelde yeni bir anlayış bekleyen topluma karşı da bir sorumluluğudur, CTP’nin.

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.