1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. CTP'den nasıl istifa ettiydim?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

CTP'den nasıl istifa ettiydim?

A+A-

Üç gündür yayınlanan yazılarımda, memleketin genel siyasi kavramlarına dokunmaya çalıştım! İşin doğrusu, her çevrede var ayni çeşit adamlar! Dünya’ya dar bir açıdan bakan ve hayatı kendi durduğu yerden görünenlerden ibaret sanan bazı arkadaşlar, “eleştiri”nin, bugünkü CTP yönetimine yöneldiğini zannederek, internet’te saydırmaya başladılar:

“Sen çekilip, Yorgancıoğlu’nu desteklediydin!”

“Ya sen, formayı atıp, partiden de kaçtıydın…”

Geçen akşam SİM TV’de, zamanında partiden atılıp, hainlikle suçlanan Tahir Seroydaş’ı seyrettim! Olup bitenin tümünü halâ anlatmadı… Halâ “partiye zarar vermemek” üzere konuşuyor! “Tahir’i tertipleyin” direktifini alan KÖGEF mensubu olarak, ben de ayni minval üzere konuşacağım! 

Gene de bütün ayrıntıların konuşulmasından yana değilim!

O zamanlar, Kıbrıs Türk Solu’nun tartıştığı başlıca mesele, “ Tek ülkede iki komünist parti olur mu?” meselesiydi. Yâni güneyde bir tane var, bir de kuzeye gerekir mi? Lenin, bunun “milliyetçilik” olduğunu yazar, Rusya’daki Yahudiler’in kurduğu BUND’a saldırırken! İşin doğrusu, Türkiye’de yaşadığım yıllarda, ben de o fikri savunuyordum! AKEL de, SBKP de, bizim temasta olduğumuz TKP de… “Tek ülkede, tek komünist partisi”! Nitekim kuzeye kendi koşullarında ayrı bir devrimci parti fikrini savunan Tahir’i “tertipleme” direktifini de bana, TKP MK üyesi Erhan Gömüç vermişti… 

Kıbrıs’a gelince, bir gece Naci beni alıp; Karpaz’a götürdü… Yol boyunca bu meseleyi konuştuk! 

Sonunda, Kıbrıs’a temelli döndüm… 1986’ydı galiba…

Birkaç sene içinde gördüm ki AKEL’in Kıbrıs Türk Halkı ile ilişkisi, elli yıl önce Londra’ya göçmüş, güncel Kıbrıslı Türk kimliğinden de kopmuş bazı eski ağabeyler üzerinden yürütülüyor! Dolayısıyla, bizim için hayırlı bir karar üretmeleri mümkün değil! Ve sonra, memleketin nüfusunun %20’sini oluşturan Kıbrıslı Türkler’in AKEL karar mekanizmalarında temsili yok! 

Dahası, Kıbrıslı Türkler’e yönelik politikaları, halâ 1940’lardan kalan, Azınlıklar Masası’nda bir Türk Masası’ndan ibaret… 

Demokrasi’yi, “çoğunluk diktatörlüğü” olarak algılıyorlar v.s. Ve ayrıca o gün için artık, iki ayrı Pazar da oluşmuş! Kıbrıslı Türk emekçi ile Kıbrıslı Rum emekçi arasında, gelir bakımından dağlar var… Bunları, dile getirince; başıma saksı düştü…  Önce Londra’dan bazı arkadaşlar, ziyaretime geldi… Sonra Londra’da postaya verilmiş bir mektup aldım… Daha sonra da Sovyet Elçiliği’nde çalışan Aleksandır isimli bir diplomat, beni üstü kapalı sorgulamaya kalktı… Kovdum tabii… “Siz diplomat mısınız, casus mu?” diyerek… 

Derken, bu günlerde yeniden yayınlanacak olan Kıbrıs’ta Ulusal Sorun diye bir kitapçık yazdım… O mektubun tam metni kitapta da var… Kitabımın yayınlanmaması bana bildirildi… Arada bir de kurultay yapıldı… Onun ayrıntılarını yazmayacağım… Ama kazandığım seçimi kaybetmiş gösterilmem için çevrilen dolapları, not edip geçiyorum…

Bu defa, “genel başkanı eleştirdiğim” gerekçesi ve kesin ihraç talebi ile disipline verildim… Böyle bir gerekçe ile “yargılanmayı” kabul etmeyip, partiden istifa ettim… Yıl 1991’di… Belki ölmeden bir gün, bütün ayrıntıları da yazarım…

Ha neden geri döndüm? Bakın bakalım bugün genel başkanı eleştirenler partiden atılıyor mu?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.