1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Cumartesi çeşitlemesi…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Cumartesi çeşitlemesi…

A+A-

* Kolay beğenmez sendikacılarımız, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu tarafından “tarihi” olarak nitelendirilen Dr. Sibel Siber Hükümeti’ne “Pollyanna Hükümeti” yakıştırmasını yaptılar. Goncolozlar hükümeti olacağına, “Pollyanna Hükümeti” olsun çok daha iyi!.. 
   * Koalisyon görüşmelerinde esas anlaşmazlık konusu bakanlıkların dağılımı. Bu konu bir türlü aşılamıyor... Benden bir tavsiye: 10 tane bakanlığın adı kâğıt parçacıklarına yazılsın, bunlar bir torbaya atılsın, genel başkanlar piyangodan kendi bakanlıklarını elceğizleriyle çeksinler. Ne şiş yansın, ne de kebap!... 
   * Koalisyon hükümetinin oluşumu konusunda Genel Başkan Özkan Yorgancıoğlu parti organları tarafından yetkilendirildiği halde bu konuda kendilerini yetkili gören kişiler boyuna kesip biçiyorlar. Ferdi Sabit Soyer ekranlara çıkıp pür hiddet gözdağları vermekte, Doğuş Derya "en iyisi muhalefette kalalım" mealindeki kampanyayı Facebook'ta sürdürmekte. Quo Vadis ey CTP!..
   * Yeşilırmak yangın faciasında da yine öyle dedik: Bilanço ağır!.. Daha da ağır olanı bugünün neslinin imzasını taşıyan bu bilançoların altında gelecek nesillerimizin kalacağıdır. Bunu yapmaya ne hakkımız var?..
   * Ekonomimizin eski bakanı Sunat Atun Yeşilırmak faciasına dair konuşurken “yangın helikopteri alabilecek mali gücümüz var” dedi. Vay be!.. Vardı da niye almadınız sayın bakan?.. 
   * Mehmet Çakıcı TDP Genel Başkanlığından istifa etti... Çakıcı'nın erken genel seçimden sonra verdiği en isabetli karar... Onu gönülden kutlarım...
   * Hükümetin ince avı sonbahara ertelemesinin sağlık açısından da önemi var. Yahu bu sıcakta, 45 santigrat derecede, güneşin delip geçen ışınları altında dağ - bayır dolaşılarak avcılık mı yapılır? Ava çıkan avlanır, sıcaktan iki seksen yere serilir...
   * Devletten şikayetçi olmayan yok. Ne ki unutulan bir şey var: Devleti oluşturan ve devleti devlet yapan biziz, başka hiç kimse değil. Şikayetler kendi kendimize!..
   * Toplum olarak da, devlet olarak da borç içindeyiz. Gerçi “borç yiğidin kamçısıdır” demişler ama, bizim bu borç batağında ne kamçı var, ne de yiğit!.. Manzara aynen budur. 
   * “Şeffaflık” temiz ortamlara özgüdür. Bizdeki kadar kirletilmiş bir ortamda şeffaflık mı olur?!..
   * 11’nci Kıbrıs Tiyatro festivali için “tiyatroya doyacağız” başlıkları atıldı. Doğrusu yadırgadım… Tiyatroya hiç doyulur mu gardaş?..
   * Gündemdeki ELISIUM filminin konusu günümüzden 114 yıl sonrasını anlatmakta. Öyküye göre kanser, 114 yıl sonra da insanların çoğunlukla çaresiz kaldığı ölümcül bir hastalık olmakta berdevamdır. 114 yıl boyunca tıp bilimi yerinde mi sayacak?.. Çok kötü bir kehanet bu!..
   * Her cenaze töreninde karşılaştığım bir dostumun bu geleneğini kutladığım zaman ondan aldığım yanıttır: "Ne yapayım?.. Gittikçe azalmakta olan Kıbrıslı Türklere artık ya cenaze, ya da evlilik törenlerinde rastlayabiliyorum." Benim eklemem: Cenaze törenlerinde, evlilik törenlerinde olduğu gibi para takma ritüeli de yok!.. Çiçek bile götürmesen yadırganmaz... Ah Kıbrıslı Türkler, ah!..
   * Üniversiteli Kadınlar Derneği… Bu derneğe hayat üniversitesini başarıyla bitirmiş olanlar da üye kaydolabilir mi?..
   * Büyüklerimizden büyük sözler: İkinci Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat “Facebook icat oldu, mertlik ve arkadaşlık bozuldu” dedi. Oysa mertliğin ve arkadaşlığın bozulmasının Facebook’la bir ilgisi yok. Mert ve gerçek arkadaş olmayanlar her ortamı bozdukları gibi Facebook’u da bozdular. 
   * Haftanın öğüdü Konfiçyüs’ten: “Yolunu değiştirmeden devam ettiğin sürece ne kadar yavaş gittiğinin önemi yoktur.”
   * “İnsan dünyaya, dünya sırlarını anlamak için gönderilmiştir.” Hz. Mevlâna.
   * Temel’in dünyası: Temel eşi Fadime’yi de yanına alıp Kıbrıs’ı gezmeye gelmiş. Lefkoşa sokaklarını arşınlarken turiste benzettiği bir Kıbrıslı Türk’e sorar: “Uşağım memleket neresi?.” Kıbrıslı Türk “ben aha buralıyım” der. Temel yoluna devam ederek Fadime’ye döner: “Ben ilk defa duydum. Sen ‘Ahabura’ diye bir memleket bilir misin?”
   * Ve şiir… Ömer Hayyam’dan rubai: “Haram nedir bilmez Hayyam / Ben helal ile haramı karıştırmam / Dost ile içilen şarap helaldir / P..t ile içilen su bile haram.”       

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.