1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Cumhuriyetçi Türk Partisi
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Cumhuriyetçi Türk Partisi

A+A-

Geçenlerde “Ulusal Birlik Partisi”ni yazmıştık… Yazının sonunda, “UBP’nin ciddi bir gençleşmeye ve Avrupalılaşmaya ihtiyacı vardır” demiştik.

İnanın, hiç beklemediğim kadar destek mesajı aldım bu yazıya… UBP’de kişisel hırsların, köklü bir tabana sahip partiyi tehdit ettiği su götürmez bir gerçektir. Kim ne isterse söylesin, parti içi çekişme olacaktır, olmalıdır ama bu çekişmenin tartışma temelinde “rüşvetsel” avantajların getiri hesapları değil, partinin ülkeye ne getirebileceği manifestoları olmalıdır!

Bugün, Cumhuriyetçi Türk Partisi’ne (CTP) bakalım.

CTP bu ülkede UBP’nin alternatifidir. Ne yazık ki sistem bunu şekillendirmiş durumdadır.

Ancak; iki büyük partili sistemin önemli merkezi İngiltere’de bile zaman zaman “üçüncü bir siyasi güç” merkezi tehdit edebilmektedir.

Kaldı ki ülkemizdeki güvenilmez demografik yapı ve seçmen kimliği ile dış etkenlerin “çok etkili olabilme” durumu; son 20 yıla iyice yerleşmiş UBP – CTP zirvesine tehdittir. Yani illa ki bu ikisi yarışacak sonucu hayal edilmemelidir. Ancak, gerçek şudur ki; siyasi yapımızın iki büyüğü bu partilerdir; siyasi kokuşmuşluğun asıl sorumluları da onlardır.

CTP’nin de tıpkı UBP gibi, ciddi gençleşmeye ve Avrupalılaşmaya ihtiyacı vardır.

Partiye daha çok gencin katılması ve yönetim kadrolarında daha çok genç kişinin görev alması değildir bu.

Zihniyetin gençleşmesi, Avrupalılaşması ve çağdaşlaşmasıdır.

Parti içinde bazı ağa–beylerin kesinlikle hâlâ her türlü “gombina”yı sürdürdüğü ve toplumun da bunu çok iyi gördüğü bilinmelidir.

Meclis kürsüsünde bağırarak, modası geçmiş bıyık, gözlük ve kısa kollu gömlek üzerine kravat modelleri ile çığlıklar atarak; hiç bir çözüm önerisi ortaya koymaksızın sadece eleştirerek bu işin yürümediğini toplum çok iyi anlamış durumdadır.

CTP, benim çocukluk ve gençlik yıllarımda “devrimci” bir partiydi… Ya da ben “yanlış” algılamıştım…

CTP, gençliğimdeki şekliyle veya algıladığım görüntüsüyle kalmış olsaydı; belki yüzde 40 oy sınırını zorlamayabilirdi ama yüzde 15 oy oranıyla; toplumun en güvendiği kurumların en başında yer alırdı.

Şimdi oturur tartışırız; gevşeyip–ya da renk değişip yüzde 30’larla KKTC’de iktidar veya iktidar ortağı olmak mıydı doğru olan yoksa yüzde 15’lerde sapasağlam kalıp Kıbrıs sorununu çözüme zorlamak mı?

CTP’nin gevşemiş şekline yön veren Mehmet Ali Talat–Soyer dönemi birinciyi tercih etti.

Yani gevşedi–rengini değişti ve iyi oy toplayıp KKTC’de hükümetçilik oyununa girişti.

Yüzüne gözüne de bulaştırdı.

Kıbrıslı Türk toplumunun “çözüm” arzusunu terk etti; “içimizi pırıl pırıl edeceğiz” dediği anda bugünkü düzenin ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Düşünün! Devrimci bir parti; yolsuzluklarla anılıyordu…

“Halkın kanını emen ve yolsuzluklarda adı geçenlerin halk mahkemelerinde yargılanıp kurşuna dizilmesi” noktasındaki bir düşünceden; o yolsuzlukların içine adını sokmuş bir parti görüntüsünü hayal edebiliyor musunuz?

“Görüntüsü” diyorum! Neden?

Çünkü evet kabul ediyorum, bu partiyi ben–biz öyle görmüştük… Devrimcilerin partisi…

Sonra baktık ki; öyle değil; ihalecilerin partisi olmuş…

Kardeşine ihale veren bakan vardı…

Yoksul göreve gelip, trilyoner olarak ayrılan bakan da müsteşar da vardı.

Nakit parayla 75 bin Sterlinlik bir lüks dört çekişli aldıktan yarım saat sonra, yine nakit parayla çok ünlü bir motosiklet markası satın alan üst düzey “ağa–bey” de!

İnkar edecekler şimdi…

Amacım, CTP’lileri karalamak değil. CTP, benim için ailemin de önündeydi… Önce bunu bilin…

Ama bir kişi; ama iki kişi; ama beş kişi! CTP, ihalecilerin partisi yani UBP gibi olmuştu…

O beş veya altı kişi, kurşuna mı dizilmeliydi yani?

Elbette hayır! Ama hesabı verilmeliydi!

Açıkça… Herkesin gözü önünde… Utanmadan…

Şimdi; UBP’nin çağdaşlaşıp–Avrupalılaşıp–ihalecilikten uzaklaşması gerektiği gibi; CTP’nin de merkez solda eski model gözlüklü ve eski model bıyıklı; sağa sola meclis kürsüsünden sarkıntılık eden; bağırarak konuşmayı maharet sayan ama hiç bir şey söylemeyen ağa–beylerinden arınması lazım...

Ne mi yapılır?

Siz bilirsiniz!

Yapmadığınız takdirde; evet yeniden UBP ve CTP iktidarda olacaktır ama bu toplum ya da “devlet” geriye gidişten kurtulamayacaktır…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.