1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Daha iyi yaşam derken…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Daha iyi yaşam derken…

A+A-

İnce bir çizgi gibiydi yollar.

Uzaktan bakınca iki tarafı ressam tarafından çizilmiş, çerçevelenmiş sanki.

İngiliz ekmişti hepsini.

Sıcak iklimi bol bu ülkede eskiden arabalar azdı.

Olanların ise ne kaloriferleri çalışırdı ne de klimaları.

Camı aç, öyle terleye terleye git.

Ağaçlar serinlik yapsınlar diye idi.

Ve o yol boyunca giderken sağda solda köylülerin bahçeleri uzardı.

Portakal bahçeleri vardı.

Zeytin ağaçları…

Ve harnıp.

Ekin de meşhurdu bir zamanlar.

O dönemde tarlalar ikiye yol için bölünmemişti.

Ağaçlar kesilmemişti.

Güneş tam tepeye vardığında ağaçların gölgeleri kaybolur doğa ilginç bir görüntüye bürünürdü…

Ve arabadakilerin kafalarına güneş geçerdi.

O yüzdendir ki öğlen arasında siestamız vardı.

Evine git, yat.

Şimdi o siestayı kim biliyor?

Hatırlanmayacak bir zaman sonra.

Diğer unutturulanlar gibi.

Bardakta çay mesela.

Arkadaşım, çay bize İngilizler tarafından Türkiye’den önce geldi demişti.

İnanmamıştım.

Sonra açtım baktım sayfalara.

Gerçekti.

Porselen bardakları düşünün.

Dudakları ince.

Çay içerken dudaklar bardak bütünleşirdi.

Ve çay bitsin istemiyorduk.

Gazinoda bira varken çay servisimiz de vardı.

Misti o çaylar.

Ve şimdi televizyonlara bakıyorum.

İnce belli çay bizim kültürümüze ters düşerdi…

İşte bize ters düşen çay bardaklarıyla çay reklamları yapılıyor.

Ne zaman düzelecek bu durum bilemeyiz.

Ama genç nesillere, TC’de yaşayıp dönen arkadaşlara hatırlatmakta fayda var diyorum.

O yollardan çay bardağına düşmek de neyin nesi demeyin.

Konu konuyu açarken bakmışsınız ki denize bile düşebilirsiniz.

Denizlerimiz temiz der, övünürdük.

Denizlerimiz bir tane der ne Marmara ne Karadeniz’le kıyaslardık.

Öyle bir yaptılar ki…

Anlaşılmaz bin dert ile geçiyor günlerimiz…

Zaten anlatacak olsak da kime ne diyeceğiz?

O ince ve etrafı servi ağaçları ile ayrılmış yollardan giderken tasamız yoktu.

Yavaşça ilerlerken karşımıza kameralı, radarlı polis çıkacak demezdik.

O yollardan giderken hız kameralarını düşünmezdik.

Ama şimdi her yanımıza döşediler.

Hem tarlalara yol, hem yollara kamera.

Birincisi ekin alanlarından ötürü sıkıntı yaşayıp kahroluyoruz…

İkincisi hız kameraların yaydığı sinyaller ile sinirlerimize ve sağlığımıza zarar verir mi diye kaygılanıyoruz.

Tuhaf bir durum bu…

Daha iyi bir yaşam dedikleri aslında daha sıkıntılı bir ömür oluyor.

Nedense.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.