Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Davacıyım

A+A-

Teknecik Elektrik Santrali’nden durmaksızın yayılan zehirli duman bir süredir, basının ve köşe yazarlarının da istikrarlı gündemindeki yerini aldı.

Konuyla ilgili son yazımın hemen arkasından Yeşil Barış Harekatı Başkanı Doğan Sahir ile sohbet ettik, ayak üstü.

Sahir bir çevre örgütü olarak bu zehirli dumanla mücadelelerini anlattı.

“1994’de daha santral ilk kurulduğu zamanda itiraz ettik. Günlerce eylemler yaptık, ama bize açıkça filtrenin takılmayacağı söylendi. Bölge halkının daha az etkilenmesi için ancak bacanın biraz yükseltilmesi teklif edildi ” diyor, o yılları anlatırken.

O dönem 20 bin dolarlık bir maliyeti varmış, filtrenin. Şimdi milyon dolarlardan bahsediliyor. Ancak maliyet sadece filtrede değil. Filtre takıldığı andan itibaren kullanılması gereken yakıtın maliyeti de bugün kullanılandan daha fazla olacak.

Kalecik Elektrik Santrali aslında filtreli bir sistemle çalışıyor. Ama devlet kendi santralinde filtre kullanmadığı ve daha ucuz yakıt kullandığı için özel şirkete de daha pahalı yakıt kullanıp filtresini çalıştırmasını zorunlu kılamıyor.

Özel sektör de daha düşük maliyetle daha kalitesiz bir yakıt kullanıp filtreyi çalıştırmamayı tercih ediyor.

Ve böylece hem Kalecik hem de Teknecik her gün on binlerce insanı zehirleyen dumanı havaya bırakıyor.

Hem de hiç durmaksızın.

Bundan 17 yıl önce başlayan kavga bugün hala aynı yerde.

İnsan hayatının değerinde bir değişiklik yok ama her gün kanser vakalarında ciddi yükselişler yaşanıyor.

Örneğin ben daha niceleri gibi bir kanser hastası olarak, hiçbir şekilde kendimi koruyamadan durmadan soluyorum o zehri.

Ve daha niceleri gibi, “aman tekrarlamasın” diyerek, çaresizlikle dua edebiliyorum ancak.

17 yılda değişmeyen insan hayatı, acaba kaç kişiyi kansere kurban verdi?!

Bugün elektrik santralleri yanında yerleşim birimleri var. Bu santraller zehirli duman salarken, hemen yanı başındaki yerleşim birimlerinin genişletilmesi için de her şey yapılmış, 17 yılda.

Bugün özellikle Teknecik elektrik santrali bölgesi ciddi bir yeni yapılaşma içinde.

Zehrine çare bulamayan, bulmayı reddeden devlet, sırf daha az para harcasın diye bu zehre göz yummaya devam ederken, sırf daha fazla para kazansın diye inşaat izinlerini de bol keseden dağıtmaya devam etmiş.

Hala ediyor!

Gelişmiş ülkelerde insan hayatı kesinlikle bundan daha değerlidir.

Ama gelişmiş ülkelerde insan hayatının değeri siyasetçilere teslim de edilmez. İnsan, hukuk, bilinç bu değerin gereğini kesinlikle yapar.

Bugüne kadar tek arpa boyu yol alınmamasının bir sebebi de bilinçsizlik ve aslında kendi yaşamına değer vermemektir.

Yoksa mesela tazminat davası açsak, sırf bu dumanı solumak zorunda bırakıldığımız için adalet hakkımızı talep etsek, böyle bir hukuk mekanizmamız olsa, bunu kullanabilsek, gelişmişlik yolunda kocaman bir adım daha atmış olacağız.

Mesela ben samimiyetle, kendi hukuki hakkımı araştırıp bunu kullanmak için elimden geleni yapacağım.

Bir kanser hastası olarak sanırım en azından bunu kendime, aileme ve aslında bütün kanser hastalarına borçluyum.

Daha anne karnında zehirlenen bebeklere ve çocuklara da…

Bu hayatta bir çocuğun kanseri yaşaması kadar korkunç daha ne var bilmiyorum.

Açlık da sefalet de buna dahil!

Bir kişi binlerce dolar harcayıp inatla yaşama yeniden başlarsa, sırf insan yaşamına değer vermeyen bir mekanizma ile her an zehir solumayı kabullenmemeli.

Kabullenmeyelim!

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.