1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Değişimin ruhu
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Değişimin ruhu

A+A-

İbn-i Haldun, “Günler ve zamanlar geçerken, oluşan değişmeler ve durumdan duruma geçişler bütünüdür herşey!! “ der…

Değişim, insanların ağzından her zaman sempati ile dökülen bir sözcüktür...

Ne var ki değişimi gerçekleştirmek hiç de koaly değildir zira insanın manevi yapısını oluşturan izlenimler, duygular, inançlar, düşünceler hep geçmişteki olaylar, yaşanmışlıklar ve bilgi birikimi ile oluşur.

Bu bakımdan insan denilen canlı türü, ortalama değerlerde geçmişe bağlı olarak yaşar ve gelecekteki değişiklikleri, kendi alıştığı ortamın dışında kendisine bir bilinmezlikler cüzü sunduğu için, kuşku ile karşılar...

Bunun dışında kalan dört tür insan vardır:

1- Maceraperestler,

2- Gerçek bilim insanları,

3- Gerçek entellektüeller,

4- Gerçek devrimciler.

Son üç türe “gerçek” demek gereğini duydum, zira hepsinin de taslakları var.

Bu yukarıdakiler olamasaydı, toplumların gelişim süreci çok daha ağır işlerdi.

Ancak, değişimin olmazsa olmaz ilk koşulu, aslında sanılandan çok daha derinlerde, zihniyette yatar.

Kıbrıslı Türkler’in yüzünü ağartan evladlarından biri, Niyazi Berkes, Osmanlı’da taa kadim Roma’dan kalma bir anlayış olduğundan söz eder:

Nizam-ı Alem!

Bu anlayışa, zihniyete göre dünyadaki herşeyin düzenleyicisi allah olduğuna göre, hüküm sürmekte olan durumun, düzenleyicisi de Tanrı olup, ona karşı çıkmak hem anlamsızdır ve hem de günahtır.

Tanrı, padişahın hüküm sürmesinde bir kusur olsaydı, onu padişah diye yaratmazdı.

“Ayaktakımı” yönetecek olsaydı devleti, tanrı onu ayaktakımı değil, padişah diye yaratırdı!

Dolayısıyla, değişime gerek yoktur! Her ne varsa ve her ne hüküm sürüyorsa ve nasıl hüküm sürüyorsa, allah öyle istedi diyedir ve allahın isteğine karşı insanoğlu çaresizdir.

“Böyle geldi, böyle gider!”

Aslına bakarsanız, Roma’nın mirası olan bu zihniyet, yalnız Osmanlı’da değil, katoliklikten geçerek, Batı Avrupa’da da hüküm sürmekte idi!

Ne zaman ki kapitalizm gelişti, ortaya bir burjuva sınıfı çıktı, o burjuva sınıfının çıkarları o statüko ile çelişti; işte o zaman önce reformasyon başladı!

Feodal katolisizmin yerine, modern protestanlık gelişti.

Ona bağlı Aydınlanma ona bağlı da bilimsel teknolojik devrim gelişti ve o zihniyet yaşam karşısında denenmesini kaybetti…

İnsanlar yaşayarak, herşeyin değişebileceğini ve zaten sürekli değişmekte olduğunu kavradılar.

Oysa biz ne Reformasyon yaşadık, ne Aydınlanma ne de bilimsel teknolojik devrim…

Onun için Nizam-ı Alem Zihniyeti, bizde geçerliliğini koruyor. Gelişme ve değişim, “dönme” olarak algılanıyor! “Dönmek” de değişim…

Çünkü yukarıda da söyledik, değişim alt yapımız yok!

Dönüşmek, dönmek daha kolay, basit ve “anlaşılır”!

Hiç değişmemek ise rahatlık!

İdeolojiden bahsetmiyorum…

O edinseldir…

Bahsettiğim “zihniyet”! Onun içine doğulur...

Farklılıklar hariç, bir toplumu oluşturan bütün değerler toplamı demektir ve Moss, “hiç değişmez” derken, Braudel de “en son o değişir” der…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.