1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Değişmesi gereken düzen...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Değişmesi gereken düzen...

A+A-

Geçen gün yazıyı, “bu düzen değişmelidir” diye bitirirdim… Belki de bazıları ürpermiştir ama değişmelidir… Ve üstelik bahsettiğimiz değişim için, sosyalist ihtilal falan yapmak gerekmiyor. O belki çok ilerde Troçki’ye hak verdirecek biçimde olacaktır, bilemem…

“Değişmesi” gereken “düzen” şu:

Prof. B. Gültekin Çetiner’in, internetteki bir makalesine rastladım. Aşağıdaki satırlar, ona ait:

“ … Diyelim ki bir bankanın elinde 1,000 lira var. Bankanın elinde 1,000 lirası olduğuna göre 100 lirayı tutup bankaya gelen birisine %90’ını yani 900 lirasını kredi olarak verir. Krediyi alan kişi parasını yine bankada tuttuğundan getirip sistem içerisinde ya aynı bankaya ya da başkasına yatırır. Gelen 900 liranın 90 lirası banka tarafından tutulup 810 TL tekrar borç olarak verilir. Bu kez 810 lirayı getirip bankaya yatırırlar. Banka 81 TL tutup 729 TL borç verir. Bu süreç içerisinde banka kendi parası olan 1,000 TL haricinde 9,000 TL’yi havadan “yaratmış” olur! (1000+900+810+729+656+590+531+ 478+…..=10,000). Bu mekanizmanın adına kısmi rezerv (fractional reserve) sistemi deniyor... Bankalar olmayan parayı (eldekinin 9 katı) var eder ve üzerinden rant elde ederek borçlular geri ödeme yaptığında otomatik olarak yok ederler. Arada hiç üretilmeyen faiz ise kişilerin servetlerinden bankaya aktarılır… Peki, sistemin en zayıf noktası nedir? Mudiler aynı zamanda bankaya gelip paralarını çekmek isterse sistem çöker. Zira sadece %10 paranın fiziksel olarak karşılığı vardır...”

Nerden çıktı bu sistem?

2. Dünya Savaşı’nda ABD hariç, bütün dünya yakılıp yıkıldığı için, kimsenin elinde, ihtiyacını karşılayacak altın kalmadı. ABD ortaya çıktı ve dedi ki: “Siz altın peşinde koşmayın. Bende yeterinden fazla var. Gelin, uluslar arası para birimini, altından dolar’a çevirelim. Ben, bana dolar getirene, dolar karşılığı altın verebilecek güce sahibim. Bunu taahhüt ediyorum!”

Öneri, kabul edildi! Sistem mantıklı görünüyordu ama değildi! Çünkü ABD Merkez Bankası, istediği kadar dolar basma yetkisini elinde bulundurduğu gibi bütün dünyada dış ticaretin kendi parası ile yapılıyor olmasından, çok büyük kazançlar elde edebiliyordu.

1971 yılına gelindiğinde, ABD’nin elinde, bütün dünyada dolaşımda bulunan, yâni kendi bastığı dolar miktarını karşılayacak altın, artık yoktu! Zamanın ABD Başkanı Nixon, “altın penceresi”ni kapattı ve “borca bağlı, faize dayalı” yeni bir sistem, yürürlüğe girdi. “Liberal dünya”nın, 1971’de kendi altın darlığına veya çok artan dış borçlarına veya parasının değerinin altın karşısında düşmesine karşı bulduğu önlem, buydu… Faizle borç vereceksin, o para da sistem içinde kaldığından, kâğıt üzerinde mevduat katlanacak… Borç geri ödendiğinde, sen onu silersin ama faizden aldığın sende kalır… Sonra gene borç verirsin, gene mevduat artmış görünür kâğıt üzerinde… Gene faizi alırsın… Böyle döner… Böylece, mevduatın artmış görünür ama gerçekte elindeki nakit, nerdeyse “var” dediğini, %10’una düşer… Böylece tarihi boyunca, altını temsil eden para; artık, borcu temsil eder oldu… Kimin en çok alacağı varsa, en zengin o! Çünkü en çok faizi o toplayacak! Piyasadaki nakit de ha bire bankaların elinde toplanıp, devamlı azalacak… Sonra olanın 10 misli kredi verilecek ve tekerlek böylece dönmeye devam edecek… Bu, 1971’de ABD bankacılığının Liberal Dünya’ya bir armağanıdır. Uzak Doğu ekonomilerini batırdı… Kendinde de ikide birde kriz yaratıyor… Çünkü, sürekli piyasada azalan nakit, ödeme darlığına düşünce, banka batacak!

Peki, bütün dünyada bu sistem yürürlükte midir? Değildir! Malezya deyip duruyorum. İki nedenden, ilki akıl hocalarımız ağızlarını Allah’la açıp; peygamberle bitiriyorlar ve Malezya da Müslüman ağırlıklı bir ülke… Ona da itirazları olamaz ya! İkincisi ise Dr. Muttasır, bu düzeni reddedip, uzak doğu krizini atlatan tek ülkedir… Hadi bir üçüncü ekleyelim: Hiç de öyle şeriat devleti falan değil; tam tersine herkesin dinine göre kendi hukuğunu yaşadığı, çok farklı bir ülkedir… Başbakan’ın başdanışmanını da tanıdım, Çinli’dir! Müslüman bile değil…

Bırakın Malezya’yı, geçen gün yayınladığım 2003-2009 arasındaki istatistikler, bizde de çok farklı politikalar uygulanabileceğinin işaretidir…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.